Palyaço Ruşen

Sevim Burak
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 15 dk.
Sayfa Sayısı:
150
Basım Tarihi:
Ekim 1993
Yayınevi:
Nisan Yayınları
ISBN:
9789757496456
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

KENDİ SESİNİ KEŞFEDENLER
Puan vermedi·150 syf.··
Beğendi
·
2020 98. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2020 08:01
Çok değişik bir kitaptı bu “Palyaço Ruşen”. Bitirdiğimde bana ne hissettirdiğini tam olarak anlatabilir miyim bilemedim. Yine de, yeni tanıştığım farklı bir kalem olan “Sevim Burak” tan bahsetmeden geçmek istemiyorum. “Sıradan insan” deyince aklıma sıraya dizilmiş insanlar gelir hep. Örneğin, o sırada durup denize baktıklarını hâyâl ederim. Hepsi de maviyi, dalgaları, suyun üzerindeki gemiyi görür. En fazla, dipteki canlılığı geçirir aklından. Sonra içlerinden biri o sıradan çıkıp kenara geçer. Tek başına bakar denize. Suyun mavisinden renklerin dünyasına geçer. Gördüğü gemiyle tuhaf yolculuklara çıkar. O geminin içinde bakarken göremediğimiz insanlarla tanışır. Sen elmaya bakar meyve görürsün; o elmanın kırmızısında koskoca bir dünya keşfeder. “Sıra dışı insan” dır o. Anlamak istemeyenin “arızalı tip” deyip geçtiği... Onu arızalı yapan şey, bir Oğuz Atay, bir Sevim Burak olmasıdır. Yaşarken gözümüzün önünde göremediklerimiz, ancak kaybettiğimizde yokluğunun gerçek bir eksiklik olduğunu fark ettiklerimizdir onlar. İşte böyle sıra dışı bir kalem Sevim Burak. 1931’de İstanbul’da dünyaya gelir. 21 yaşına kadar Kuzguncuk’ta, babaannesi ve dedesiyle yaşar. “Aile çevremizde, çocuktan çok yaşlı komşular, yaşlı akrabalar bulunduğu için, onların arasında, yaşlı bir insan gibi yetiştim.” der. İlkokulu Kuzguncuk’ta, Ortaokulu Alman Lisesi’nde bitirir. Öğrenim hayatı bundan ibarettir. 1983 yılında, kalp ameliyatı olmak için yattığı Haseki Hastanesi’nde ameliyat edilemeden yaşamını kaybeder. Yazarın, günümüzde bile sıra dışı sayılabilecek bir anlatım tekniği ve dili var. Gerçekleri, yaşanmışlıkları, bastırılan sesleri aktarmaya uygun bir ses bu. Bence Sevim Burak kendi sesini arayıp bulan yazarlardan olmayı başarmış biri. “Palyaço Ruşen”, yazarın yaşarken yayımlanmamış
Palyaço RuşenSevim Burak · Nisan Yayınları · 199334 okunma
Puan vermedi·150 syf.··
2024 92. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2024 14:44
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Sevim Burak'ın Palyaço Ruşen adlı hikâye kitabı oldu. Palyaço Ruşen hikâye kitabı ile 1982 yılında Sabahattin Ali Öykü yarışmasına katılan Sevim Burak, hak ettiğini düşündüğü ödülü alamadığı için tepkisini antolojiden hikâyelerini yayımlamadan geri çekerek göstermiş. Yalnızlık ve Sır başlıklı hikâyeler geçen ay okuduğum Afrika Dansı kitabında geçen Bir Gece Yemeği öyküsünün iki ayrı şekilde anlatımı verilmiş. Aslında bütün olarak değil iki ayrı hikâye olarak yazmış yazar. Bu kitap yazarın ölümünden sonra derlenen hikâyelerin birleşimi olduğu için daha önce okuduğum birkaç hikâyeye daha rastladım. Tekrar okudum tabii ki. Yazardan okumaya devam. #kitapalıntısı : O kadar yaşlıyız ki bizi tanımıyorlar. Yapıcı olsun diye gönderdik Yıkıcı geldiler Evimizi başımıza yıktılar Mut 51
Edebiyat Öykü Hikaye
Palyaço RuşenSevim Burak · Nisan Yayınları · 199334 okunma
4/10
·150 syf.··
2020 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2020 01:27
Sevim Burak benim yeni keşfetmeye çalıştığım bir isim. Tanıtım yazısından içerik olarak tatmin eder diyerek okuduğum bu kitap ne yazık ki hayal kırıklığı yarattı. Kitabın sonundaki " Para kazanmak için yazılan hikaye " isimli küçük öykü ( ki onunda da tek özelliği bir kurguya sahip olması ve anlaşılabilirliği ) dışında kurguya sahip hiç bir şeyle karşılaşamadım. Şunu da belirtmeli; bu kitap yazar öldükten sonra sağda solda kalan derlenen yazılarından notlarından derlenmiş, hayal kırıklığı yaratmasının nedeni bu da olabilir. Bu tabii sadece kitap hakkındaki düşüncemdir. Yoksa yazarın eserlerini hala merak ediyorum. Yaşamına dair Y.K.Y.'nin gerçekleştirdiği sergi ve biyografik bilgiler, söyleşiler ile zenginleştirilmiş bir Sevim Burak kataloğu ile devam edeceğim. Sonrası ...
Palyaço RuşenSevim Burak · Nisan Yayınları · 199334 okunma
Palyaço Ruşen
Puan vermedi·150 syf.··
2025 13. kitabı
Palyaço Ruşen, Sevim Burak 'ın Nisan Yayınları tarafından 1993' te basılan ve öykü eskizlerini içeren bir kitap. Oğlu Karaca 'ya yazdığı mektuplardan oluşan Mach 1' dan Mektuplar'da olduğu gibi, onun yazın dünyasını, yazma biçimlerini, bir yazardan ya da bir öyküden beklentilerini anlayabilmek için okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Eserin yeni baskısı yok. Ben PDF bulup okudum. 150 sayfalık kitapta diğer eserlerinde - Yanık Saraylar, Afrika Dansı, Ford Mach 1 - işlediği konulardan kesitler buluyoruz. Özellikle Afrika Dansı 'nda yer alan ve iki öyküyü iç içe yürüttüğü Bir Gece Yemeği adlı öykünün birbirinden ayrılmış biçimi de var Palyaço Ruşen' de. Kitabın sonunda öykü anlayışını içeren bir de bölüm yer alıyor. Şöyle diyor yazar : "Benim hikayem her türlü duruma girme - koşma - atlama - düşme - korku - yorulmadır. Bu yüzden yazar gibi görmüyorum kendimi. Yüksek ücret ödeyerek beni izlemeye gelen seyirciler karşısında ölüm numarası yaptığı sanılan bir cambaz gibiyim. Ama yapacak başka bir şey de yok yazar için. Benim için yeni bir hikayeye başlamak la tabancayı şakağıma dayamak aynı şeydir. " Kimi yazarlar gazete ve dergi sayfalarında, içki masalarında birbirini kıyasıya överken ve döverken o eleştirisini yine bir öykü ile yapıyor. Okuyucuyu meraktan meraka sürükleyen, gerilimden gerilime taşıyan, dili ve kurgusu ile klasik öykünün dışına çıkamayan, üstelik gerçek öykünün de bu olduğunu savunup mangalda kül bırakmayanlara "Para Kazanmak İçin Yazılan Hikâye" adlı öyküsü ile cevap veriyor. Bu öykü ile , Ben istersem sizin tercih ettiğiniz o öykülerin âlâsını yazarım ama benim aradığım bu değil, der gibidir. Daha önce de yazdığım gibi, Sevim Burak okumak ateşe atlayıp yanarken acı duymayı yanarken hem acı duymak hem keyif almak gibi bir deneyim.
Palyaço RuşenSevim Burak · Nisan Yayınları · 199334 okunma

Yazar Hakkında

Sevim BurakYazar · 9 kitap
26 Haziran 1931’de İstanbul, Ortaköy’de dünyaya geldi. Babası bir gemi kaptanı olan Mehmet Seyfullah Burak; annesi 1910’lı yıllarda Bulgaristan’dan göçmüş Yahudi asıllı bir ailenin kızı olan ev hanımı Aysel Kudret Hanım (Marie Mandil)’dır[1]. Ailenin ikinci çocuğudur. İlkokula 1938 yılında babasının görevi nedeniyle bulundukları Çanakkale’de başladı. İlköğrenimini Kuzguncuk’taki Suleyman Şefik Paşa Nakkaştepe 45. İlkokulu’nda tamamladı; 21 yaşına kadar yaşadığı Kuzguncuk, hikâyelerinde azınlık kültürünün yaşlı insanlarına ağırlık vermesinde etkili oldu. Ortaokulu Alman Lisesi’nde tamamladıktan sonra okul hayatına son verdi. Annesini 17 yaşında iken kaybetti. İlk evliliğini 18 yaşında, keman sanatçısı Orhan Borar ile yaptı (1949). 1950’de Olgunlaşma Enstitüsü’nde mankenliğe başladı. Dönemin Amerikan Büyükelçisi Mc Ghee’nin öncülüğünde düzenlenen kültür etkinlikleri kapsamında Amerika’ya giderek, orada defilelere çıktı.[3] Amerika dönüşünde kendine ait bir modaevi ve atölye açtı. Orhan Borar ile evliliğinden oğlu Karaca Borar dünyaya geldi (1955). Bu evliliği sırasında romancı Peyami Safa ile bir aşk yaşayan sanatçının öykü dünyasının şekillenmesinde bu ilişki etkili oldu;eserlerinde kahramanları da bu ilişkiye benzeyen yasak aşklar yaşadı[1]. 1958 yılında ilk eşinden boşandı. Bu dönemde amatör hikayeler yazmaya başladı. İkinci evliliğini ressam Ömer Uluç'la yaptı; bu evlilikten Elfe Uluç adındaki kızı dünyaya geldi. 1960 ihtilalinden sonra bozulan ekonomi nedeniyle işyerini kapattı ve tamamen hikâye yazarlığı üstüne yoğunlaştı. İlk hikâye kitabı "Yanık Saraylar"ı 1965'te yayımladı. Kapalı ve alışılmadık biçimsel üslubu nedeniyle kitap çok tartışıldı. Sait Faik Ödülü’ne aday oldu ancak ödülü alamadı[4]. Kitabının aforoz edildiğini düşünen Burak, bu kitaptan sonra on yedi yıl boyunca edebiyat piyasasından çekildi[2]. Bu süre içinde “Mach 1” adını verdiği romanı üzerinde çalıştı. Yazar, çocukluğunda geçirdiği kalp romatizması tekrarladığı için 1970'li yıllarda bir tedavi sürecine girdi; ancak eşinin Nijerya’ya atanması üzerine olması gereken kalp kapakçığı ameliyatını geciktirerek 1976’da Nijerya’ya gitti ve bir buçuk yıl orada yaşadı. Bu dönem dışında tüm yaşamını İstanbul’da geçirdi. 1980 yılında İstanbul’da bir ameliyat geçiren Sevim Burak, ameliyata girerken aldığı karar sonucu Ömer Uluç’tan ayrıldı[4]. Yeniden yazılarını yayımlamaya başlayan sanatçı, 1982 yılında "Sahibinin Sesi" adlı oyunu yayımladı. Aynı yıl “Palyaço Ruşen” isimli öyküsüyle Sabahattin Ali Öykü yarışmasına katıldıysa da hak ettiğini düşündüğü bu ödülü alamadı ve tepki olarak hikayelerini yayımlanacak antolojiden çekti [4]. 1983’te "Afrika Dansı" adlı öykü kitabı yayımlandı. Çok farklı teknikler denediği bu kitap, edebiyat dünyasında büyük tartışmalara neden oldu[4]. Aynı yıl "Everest My Lord (İşte Baş, İşte Gövde, İşte Kanatlar)” adlı kitabını yazdı ve romanını yazmayı sürdürdü. Yeni bir kalp ameliyatı geçirmek üzere yattığı Haseki Hastanesi'nde 31 Aralık 1983 günü ameliyat edilemeden hayatını kaybetti. 5 Ocak 1984 günü Kuzguncuk Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Nakkaştepe Mezarlığı’na defnedildi. “Everest My Lord (İşte Baş, İşte Gövde, İşte Kanatlar)” (1984) adlı oyunu ve son öykü kitabı "Palyaço Ruşen" (1993) ölümünden sonra yayımlandı. Ayrıca oğluna yazdığı mektuplar “Mach I’dan Mektuplar” adıyla kitaplaştırıldı (1990). Öyküleri bilinç akışı tekniğinin yetkin örnekleri olarak kabul edilir. Genellikle kadın sorunlarını anlattığı yapıtlarında şiirsel bir dil kullanmıştır.