Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 1 dk.
Sayfa Sayısı:
283
Basım Tarihi:
1983
İlk Yayın Tarihi:
1937
Yayınevi:
Oda yayınları
Orijinal Adı:
The Flivver King: A Story of Ford-America
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·283 syf.·
2020 6. kitabı
Hiç inceleme yapılmamış .Bu ilk. kitap bin yıl önce basılmış bende ortaokuldayken okudum:)sahaflardan buldum aldım.Yeniden okuyup inceleme yazıcam.şimdilik bu kısa bilgi burada dursun.Galiba hayatı sorgulama yolculuğumun başlangıç noktasıydı.Galiba diyorum çünkü böyle başlangıç noktası diye bişey olabilir mi emin değilim.. "Beş kişi arabadan atlayıp Tom'un otosuna saldırdılar... Saldırganlardan biri Tom'un kasıklarına bir tekme indirdi. Dört kişi üzerine çullandılar. Ucu kurşunlu meşin coplarla dövmeye başladılar. Böbreğini sökercesine copluyorlardı böğrünü... Üniversitede tanışmışlar, evlenmişlerdi. İkisi de gencecikti. Karı koca sendikalaşma mücadelesi veriyorlardı dev fabrikada. Ve patronun kiralık katilleri çıkıyordu karşılarına."
Siyaset
PatronUpton Sinclair · Oda yayınları · 1983125 okunma
Puan vermedi·283 syf.··
2022 251. kitabı
Our Lord. Diğer bir deyişle Tanrı Ford. Aldous Huxley'in meşhur eserinde milat olarak kabul edilen üretim bandının yaratıcısı kabul edilen Henry Ford. Ford Motor Company şirketini küçük, derme çatma bir barakada, üzerinde çalıştığı bir motorla başlatan, ardından önce bölgesinde sonra ülkesi Amerika'da ve tüm dünyada yaydığı Ford marka otomobilleri ile duyuran girişimci. Tanrı Ford ya da Fordizm. Huxley'in bu tabiri kullanma sebebini Sinclair Patron kitabında ayrıntıları ve tüm gerekçeleri ile anlatıyor. Motor ve otomobil üretimine başlarken savunduğu görüş dünya barışı idi. Herkesin, özellikle de düşğk gelirli kişilerin bir otomobil sahibi olması idi. Şirket büyümeye başladığında çalışanlarını sevindirmekten mutluluk duyan Ford, gün geçtikçe kabaran banka hesabıyla birlikte düşüncelerinde de değişimler oluşturdu. Önceleri Ford için, bu ülkenin (Amerika'nın) en güçlü adamı olma yolunda aldığı geniş halk kitleleri desteğini hak ettiğini savunamayacak kimsenin olmaması normal karşılanabilirdi. Çünkü Ford; savaşa karşı çıkıyor, savaşan devletlere satış yapmıyor, işçilerin ücretlerini artırıyor ve her alanda iş koku açarak herkesi memnun ediyordu ama aklında kalan geleneklere, eskiye bağlılık onu değişimden uzak kalınması gerektiği düşğncesinde tutuyordu. İşte bu sebepten ötürü uzun süre tek bir model ve tek bir renk araba üretiyordu. Henry Ford'un Tanrı Ford olarak anılmasını yanında çalışanlardan biri olan ve bu kitabın karakteri olan Shutt'dan öğreniyoruz. Ford için gerekli gereksiz tüm mücadeleye girişebilirlerdi çünkü Ford onları ev sahibi yapmış, iş sahibi yapmış hatta otomobil bile alınmasını sağlamıştı. Peki nereye kadar sürdü bu hayranlık? Tanrı'ya isyan, ekonomik buhran dönemleri ile başladı. İşçiler olur olmaz çıkarıldı, Tanrı Ford'umuz kimseyi dikkate
PatronUpton Sinclair · Oda yayınları · 1983125 okunma
8/10
·224 syf.··
2025 4. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 15:43
Yazar gerçekle kurguyu çok güzel harmanlamış. Merhametli, çevresine duyarlı bir insanın başarı ve parayla birlikte nasıl değişimlere uğradığını, bu süreçte çevresinden nasıl etkilendiğini görüyoruz. Başlarda idealist bir patron olan Henry Ford’un karşılaștığı zorluklar sonrası önceliklerinin kendi çıkarları doğrultusunda nasıl değiştiğine tanık oluyoruz. İşin ilginç tarafı bu değişimin ne kendisi ne de ailesi farkında. Olayları iki tarafıyla da gördüğümüz, anlatımı akıcı bir kitap. Tavsiye ederim.
Sanayi KralıUpton Sinclair · Yordam Kitap · 2021125 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2024 11. kitabı
Detroit şehrinin Beagley Caddesi'nde oturan küçük Abner Shutt " Sokağın aşağısında bir adam var, atsız yürüyen bir araba yaptığını söylüyor." diye seslenir romanın daha ilk başında annesine. Bu adam Henry Ford'un ta kendisidir. Henry Ford, 1890'larda ilk otomobillerden birini yapar. Kısa sürede, Ford Company'i kurarak, dünyanın ilk milyarderlerinden biri olur. Seri üretimin öncüsü olduğu gibi en yüksek günlük ücreti veren işveren olarak da tarihe geçer.1913-14 yıllarında "Amerikan işçisinin can dostu" olarak görülür. Sanayi Kralı'nda , Ford ailesi ile Shutt ailesinin hikâyesini anlatır, Sinclair. Küçük Abner Shutt'ın Henry Ford ile ilk karşılaşması ile açılan hikâye, Ford Motor Company'de işe girmesiyle devam eder.Shutt ailesinin üç kuşağının kaderini Ford Motor Company'deki inişler çıkışlar, değişimler belirler. Henry Ford'un yükselişiyle birlikte, değişen şartlara uyum sağlama refleksinin, Amerikan işçi sınıfını nasıl etkilediğini Shutt ailesi üzerinden görürüz. Sanayi Kralı'nda , Fordizm sert bir şekilde eleştiriliyor. Sanayi Kralı'nda anlatılanları sevdim, anlatılış biçimini sevmedim.Karakterlerin derinleştirilmediğini düşündüm. Anlatıcının tüm olanlara, olacaklara hakim olduğunu roman boyunca çok net hissetmek rahatsız etti beni.
Sanayi KralıUpton Sinclair · Yordam Kitap · 2021125 okunma
9/10
·224 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 20:49
Büyük bir tedirginlikle aldığım ve vakit kaybı olmasından endişe ederek okumaya başladığım bu kitap; bana tüm romanlarını okumaya karar verdiğim yeni bir yazar kazandırdı. Upton Sinclair'in ismini nasıl olmuş da bugüne kadar duymamışım gerçekten şaşırtıcı. 1878-1968 yıllarında yaşamış, onlarca romanı olan ve sosyalist parti üyesi bir yazar bulmak çok zor bugünlerde... "Sanayi Kralı" kurgusal yönü olmasa, biyografi denilebilecek bir roman. Henry Ford'un gerçek yaşam öyküsü ile, kurgusal karakter Ford işçisi Abner Shutt'ın hikayesini harmanlayan romanda; adına fordist üretim biçimi denilen yaklaşımın bireysel ve toplumsal etkileri iki farklı sınıf pozisyonundan önümüze konuluyor. 1800'lü yılların sonundan 1930'lara ilerleyen bir tarih kesitinde; idealist bir girişimci olan Ford'un zenginleşirken yaşadığı dönüşüm çok çarpıcı... Genç Ford'un idealist ve coşkulu başlangıcına sempati duymamak, onun toplumun tamamı için bir kahraman haline gelmesini, işçiler yararına yaptığı girişimleri, birinci paylaşım savaşına karşı çıkışını takdir etmemek mümkün değilken; büyüyen sermayenin kendi mantığını sadece işçilere değil patrona da nasıl dayattığını adım adım izliyoruz. Pasifizmden faşizm finansörlüğüne, işçi dostu özgüvenden sendika düşmanlığına ilerleyen bu macera, okuyucuyu soluksuz bırakıyor. Kitabın bir diğer çarpıcı özelliği, ilk baskısının 1937 yılında Amerika Otomobil İşçileri Sendikası tarafından yapılmış olması: Ford sendikalara karşı sokak çetelerini örgütlerken ve işçiler daha sendikalarını patrona kabul ettirememişken... Vakit kaybetmekten korkarak elime aldığım bu kitap bana tüm yazdıklarını okumaya karar verdiğim bir yazar kazandırdı. Ne güzel...
Sanayi KralıUpton Sinclair · Yordam Kitap · 2021125 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2024 10. kitabı
Pulitzer ödüllü ABD’li yazar 20.yüzyılın başlarında işçi ve çalışma ortamlarının sorunları hakkındaki eserlerle şöhrete kavuşmuş ve çok sayıda kitap yazmıştır. 1890-1930 yılları içerisinde Ford Motor Company’nin kurucusu olan Hanry Ford’un araba enstitüsü içindeki imparatorluğu sayesinde Amerika’nın en tepesine çıkış macerasıyla beraber o dönemde araba enstitüsünde çalışan işçi ailelerinden biri olan kurgu karakter Shutt’ların durumunu ve mücadelesini konu almaktadır. Keyifli okumalar..
Sanayi KralıUpton Sinclair · Yordam Kitap · 2021125 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Upton SinclairYazar · 10 kitap
Upton Sinclair (20 Eylül 1878 - 25 Kasım 1968) Pulitzer Ödüllü ABD'li yazar. 20. yüzyılın başlarında yazdığı eserlerle şöhrete kavuşmuş ve çok sayıda kitap yazmıştır. Özellikle 1906 yılında yazdığı ve dilimize Chicago Mezbahaları adıyla çevrilen The Jungle adlı eseri büyük yankı yapmış ve kamouyunun dikkatinin mezbahalardaki sağlıksız çalışma koşullarına çekmiştir. Eserin yayınlanmasından hemen sonra ABD'deki et sektöründe iyileştirme çalışmaları başlamış ve konuyla ilgili yasal düzenleme yapılmıştır. Baltimore, Maryland'de dünyaya geldi. Babası Upton Beall Sinclair, annesi Priscilla Harden'dir. Babası bir içki satıcısıydı. Sinclair'in büyükbabası oldukça varlıklıydı, Sinclair çoğu zaman onlarda vakit geçirirdi. Sürekli olarak zenginlerin ve fakirlerin bulundukları ortamlarda olması onu etkileyecek ve ileride eserlerinin ilham kaynağı olacaktır. 1888 yılında ailesi New York şehrindeki Bronx bölgesine taşınınca, buradaki koleje gitmeye başlar. Okul masraflarını karşılamak için öykü ve makaleler yazmaya başlar. Yazarlığa adım atışı Sinclair 1900 yılında ilk eşi olan Meta Fuller ile evlenir. 1904 yılında yazmak için üzerinde çalıştığı kitabı için asıl kimliğini saklayarak Chicago'daki mezbaha ve et üretim kombina tesislerinde çalışır. The Jungle adlı eser 1906 yılında basılınca çok başarılı olur ve büyük bir ilgi görür. Bu eserden kazandığı parayla hayalindeki ütopyayı kurmak için New Jersey Englewood'a gider ve Helicon Hall adında bir sosyalist koloni kurmaya girişir. Sonrasında Kongre seçimlerinde milletvekili adayı olsa da seçilemez. Koloni bir yıl sonra yanacaktır, yangında Lester Briggs adlı marangoz hayatını kaybedecektir. Sonraki hayatı 1911 yılında Meta, eşini terk eder. Sinclair, önce Mary Craig Kimbrough ile daha sonra da Mary Elizabeth Willis ile evlenir. Sırasıyla Kaliforniya, Arizona ve New Jersey'e gider. 1968 yılında Washington'da ölür. Siyasi hayatı Sinclair 1920 yılında Temsilciler Meclisi ve 192 yılında Senato için sosyalist listeden aday olsa da seçilemez. Siyasete bir süre ara verir. 1934 yılında Kaliforniya valiliği için seçime katılır. Seçimlerde Sinclair, Kaliforniya'da Yoksulluğa Son (İngilizce: End Poverty in California) adı verilen kampanyayla büyük destek kazanır. Ancak bu dönemde gerçekleşen büyük toz fırtınaları hasadı kötü etkileyecek ve kitlesel göçe yol açacaktır. Eyaletteki muhafazakarlar da Sinclair'i azılı bir komünist olarak gösterecek ve karşı propaganda yapacaklardır. Sinclair seçimleri kaybedince yazarlığa geri döner. Bu döneme dair yaptığı değerlendirmede ilginç görüşler ileri sürmüştür: "; Amerika halkı sosyalizmi seçecektir ama bu isimle değil. Bunu yoksulluğa son kampanyasında kanıtladım. Sosyalist listeden aday olduğumda 60 bin oy alırken, Kaliforniya'da Yoksulluğa Son! diyerek 879 bin oy aldım. Sanırım düşmanlarımızın hakkımızda öne sürdükleri büyük yalanlar başarılı oldu. Bu yalana cepheden saldırmaktansa etrafından dolaşmak tercih edilmelidir. " - Upton Sinclair (1951) Sosyal duyarlılık Sinclair eserlerinde döneminin sosyal ve ekonomik özellikleri önemli bir yere oturur. Eserlerinde kapitalizmin adaletsizlikleri olarak gördüğü olayların esas olarak Büyük Bunalım yıllarındaki yıkıcı etkisini işler. The Jungle adlı eserinde Sinclair, denetimsiz kapitalizm yüzünden işçilerin karşı karşıya kaldığı insanlık dışı koşulları işler. Ancak eserde vurgulanan işçilerin karşılaştıkları zorluklar, uzun iş saatleri, göçmen işçilerin maruz kaldıkları baskı, iş garantisinin olmaması ve düşük maaşlar yerine eserde arka planda yer alan et sektörünün içinde bulunduğu sağlıksız durum daha çok dikkat çekecek ve ABD hükümeti tarafından yasal düzenlemeler yapılacaktır. Sinclair bununla ilgili ilginç bir benzetme yapar: " Ben toplumun kafasına hedef aldım, attığım yumruk midesine geldi! " - Upton Sinclair Lanny Budd dizisi 1940 - 1953 yılları arasında Lanny Budd adıyla bilinen ve 11 dizi macera kitabından oluşan seriyi yazar. Kahramanı ünlü bir ABD'li silah üreticisinin oğlu olan dizide I. Dünya Savaşından başlayarak döneme ait çelişkileri ve sol bakış açısını aktarır. Bu dizi basıldığı sırada çok popüler olacak ve 21 ülkede baskısı yapılacaktır. 1943 yılında basılan serideki Dragon's Teeth adlı eserle Pulitzer Ödülü'nü alır. Geleneği Sinclair'in mezartaşı ve üzerinde The Jungle Sinclair'in Monrovia, Kaliforniya'daki evi müze olarak korunmaktadır. Ayrıca kendisine ait çok sayıda el yazması, fotoğraf ve ilk baskı kitaplar İndiana eyaletindeki İndiana Üniversitesi Lilly Kütüphanesinde sergilenmektedir. Sinemaya etkileri 1906 yılında basılan "The Jungle'' adlı eser 1914 yılında filme çekilse de bu film kaybolmuştur ve hiçbir kopyası bulunmamaktadır. Ayrıca Sinclair, çok sayıda filmin senaryo çalışmasında yer almıştır. Bunların en bilineni Sergey Ayzenştayn ile birlikte yapımında yer aldığı Que viva México! filmidir. Bu dönemde Charlie Chaplin ile de ortak çalışmaları olmuştur. 1927 yılında yazdığı Oil! adlı eser ise 2007 yılında çekilen There Will be Blood adlı Oscar ödüllü filme esin kaynağı olmuştur.