Adı:
Pompa Teorisi
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054737512
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dokuz Yayınları
Arkadaşlar bu kitabı mahalle baskısı yapan amca, teyze ve küçük esnafın yakınlarına bırakın sonra gerisini kitap halleder…

Buradaki pompa kelimesi, pompanın argodaki anlamı olan sevişmek anlamında bir kelime olmayıp kalbin pompaladığı kan manasındadır. Dışarıdan bakıldığında bir seks kitabı gibi görünse de kapağını çevirip okumaya başladığınızda, durumun böyle olmadığını anlamanız uzun sürmeyecektir. Yeri geldiğinde gülmekten gözünüzden yaş getirecek, yeri geldiğinde ise sizi uzun uzun düşündürecektir.

Ön yargıların ne kadar kötü bir şey olduğunu sayfalar akarken bir daha göreceksiniz ve önce 'fikirlerin sevişmesi' sözünün ne anlama geldiğini anlayacaksınız. Bununla birlikte, son sayfayı okuyup da kitabı kapattığınızda artık ilişkilerinizdeki siz, 'eski siz' olmayacaksınız.

Hadi o zaman, gelin! İlişkilerinizi daha doğru yaşamak, doğru insanı bulmak ve buna minik bir adımla başlamak istiyorsanız, o minnoş adım şu an tam da elinizde…
Açıkcası kitapla ilgili saçma yorumlar okuduğum için şuan yorum yapmam gerektiğini hissettim. Galiba kitabı okuyup da sadece seks kitabı gibi gören arkadaşlar aklını fikrini seksle bozmuş sanırım. Yazarın kitap daki derdini anlamadan iki öpüşmeyi koklaşmayı seks sananlar bu ülkenin geleceğiyle oynuyor resmen. Yazar kitabında seksin bir tüketim aracı olduğunu, özel değerlerin heba edildiğini, öyle duygusuz işlere kalkışılırsa sonuçlarının ilişkilerde hüsran olduğunu anlatmış. Kitabın ilk 100 sayfasında yazar yaptığı hataları kalan 100 sayfasında da kişisel gelişim tadında ilişkilerde olması gereken doğruları anlatmış. Açıkcası kitabı bende ilk D&R da elime aldığımda herkes gibi seks kitabı sandım yalan yok ama açıp okuyunca öyle olmadığını anlıyorsunuz. Zaten yazar okuyucuyu biraz da bu ön yargıya itiyor daha sonra diyor ki " Ağzı dili olmayan bir nesneye ön yargı ile yaklaşıyorsun peki ya ilişkilerinde nasılsın? " bence fevkaledenin fevkinde bir kitaptı. Okumayan çok şey kaçırır derim. Ellerine sağlık sevgili yazar.
Genelde bu tarz kitaplar okumuyorum. Daha çok klasik ve kült olmuş değerler dikkatimi çeker. Ancak işin güzel tarafı böyle kitaplarında okunması gerekiyormuş. Yazar bize ilişkilerle ilgili harika detaylar veriyor. Özellikle yaş ortalaması üniversite çağında olan arkadaşlara çokça tavsiye ederim mutlaka okusunlar. Cinsel organla değil yürekle kalple düşünmeyi aşılayan bir kitap. Kitabı alıp okuduğunuzda özellikle toplu taşımada okuyorsanız çok komik bakışlara maruz kalıyorsunuz. Bu inanılmaz heyecan verici bir durum. Onun dışında bir bankacı olarak iş yerindeki arkadaşlarımın minnoş espirilerine ilk etapta maruz kalsam da daha sonra bankadar çalışan 33 çalışanın 14 ü kitabı okudu. İşin üzücü tarafı kitabı almak yerine benden alarak okudular. Geçen D&R a kitap almaya gittim 15. baskısını yaptığını gördüm. Kitapta bireyleri yanlış yönlendirecek hiç bir olumsuzluk yok. Tam aksine size ilişkilerde nasıl davranırsanız nelerle karşılaşırsınız üzerinden bir çok örnek verilmiş. Ben sevdim çok keyifli bir eser olmuş. İki günde bitirdim. Eğer hiç kitap okumuyor ve okumak da zorluk çekiyorsanız bu kitap ile okumaya başlayabilirsiniz. Çünkü kitabın yazın dilim sanki yazar karşınız da sizinle sohbet ediyor gibi.

Son olarak yazarı daha yakından tanımak istiyorsanız kişisel internet sitesine bakın. Ben kitabı okuduktan sonra dayanamadım araştırdım biraz. Yazar aynı zamanda eğitmen çıktı. Aklımdaki tüm ön yargıları sildi adam. Keyifle kahlaha ata ata okunası bir kitap çok sevdim güzel olmuş. Okumayanlar hala ilişkilerinde hata yapıyordum eminim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar..
MUTLAKA OKUYUN !


Şimdi bu kitabı incelerken şundan da bahsetmem lazım yazarı uzun yıllar önce radyo programlarından tanırım. Bizim Fatih Abimiz dir kendileri. Babacan içten samimi ve espirili tavrıyla gönlümüze taht kurmuştur. Kitabın yazıldığı ve çıkarmak için verdiği tüm mücadeleleri yaptığı radyo programlarında anlatırdı bizlere. Heyecanla beklemiştik kitabı. Kitabın cinsellikle uzaktan yakından alakası olmadığını başta söylemem de fayda var sanırım. Yazarı bizzat radyo yayınlarından tanıdığım için asla bunun egosunu havasını atacak biri değil tam aksine ilişkilerde bize neler veya nasıl davranmamız gerektiğini anlatmış.

Yazım dili muhteşem sanki yazarla karşılıklı sohbet eder gibi okuyorsunuz. Ayrıca gülmemek elde değil. Fatih abimin kitabını mutlaka okuyun derim. Hatta yazarından imzalı kitap almak istiyorsanız fatihaltinagac.com dan sipariş verebilirsiniz. Biz kitabı ilk aldığımızda böyle bir şansımız yoktu. İmza günü olsun da imzalatalım diye kaç saat beklenttin be bizi fatih abi. Ama olsun senin yerin hep ayrı bizde.

Kitabın 2.sini sabırsızlıkla bekliyoruz. İlişkilerde doğru adımların nasıl atılacağını öğrenmek isteyen ve hala sevgilim neden yok veya neden uzun ilişkim olmuyor diye düşünenlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap. SEVİYORUZ SENİ FATİH ABİM !
İnanılmaz kömik bir o kadar da öğretici bir kitaptı. Çevremde eline alan kitabı bırakamadı. İmzalı kitabım dahi şuan hangi arkadaşımda bilmiyorum. Yazar kitapta ilişkiler üzerine kendi hayatından harika örnekler vermiş.. Kitapta en can alıcı nokta tabi ki sonu. Size tamamen ters köşe yapan bir son var karşınızda. Yazara ilk başlarda kızıyorsunuz ama daha sonrasında aşık olma ihtimaliniz bile var. Açıkcası ben çok beğendim. Kitabın dili yazar sanki sizle sohbet ediyor gibi o yüzden mutlaka bir göz atın derim. İlişkiler hakkında öğreneceğiniz çok şey var bu kitaptan. İyi okumalar şimdiden :)
Kadınları bisiklet olarak gören bir sosyal medya fenomeninin, bakın yazar demiyorum, büyük ihtimalle kafasından uydurduğu, bol küfürlü sex hikayelerini okumak isteyenler bu kitabı alabilir. Büyük ihtimalle lise öğrencilerinin erektesini hedef alarak yazılmış bu kitap, kendince mesajlar veriyor düşüncesinde olsa da ben sex hikayesinden başka bişey göremedim. Adam ona şöyle yaptım buna böyle yaptım modunda sürekli. Aralara koyduğu özlü sözlerin bir çoğunu da daha önce sosyal medya da görmüştüm. Yaratıcılıkta yok. Ama BOL SEX VAR! Çağımızın hastalığı da bu zaten, sex satar, sattırır. Neyse, okumaya gerek yok.
Bel altı kitap sevenler için gayet güzel bi kitap içinde fazlasıyla sex hayatını konu alan hikayeler vardı. Bazı yerlerde çok güldüm bazı yerlerde de bi kadın olarak çok aşağılanmış hissettim. Vakit öldürmek için ama ciddi anlamda öldürmek için okunulacak bi kitap okumayan hiç ama hiç bir şey kaybetmez.
Ilk bolumlerde kufurlerden argo kelimelerden o kadar rahatsiz oldum ki birakip birakmamak arasinda kaldim ama sonlara dogru biraz toparladi okunmasa da birsey kaybedilmez
Yazar Muğladan İzmire doğru giden hayatını anlatıyor. Izmiri, kordonu, karşıyakayı yaşadığı ilişkileri anlatıyor. Ben askerde kitabı arkadaşlardan edinip okudum. Ön yargılıydım açıkçası. Ama kitap sevişmenin amaç olmaması gerektiğini söylüyor. Sevmenin amaç olması, sevişmenin araç olması gerektiğini söylüyor
TAT KAÇIRAN (SPOİLER) +18

Yazar kitabında aşk ve s*x konularını üzerinde durmuş. Özellikle s*x konusunu başından geçen olaylarla açık açık anlatmış. Ortaokul yıllarından 21 yaşına kadar başından geçen bütün s*x deneyimlerini hiç çekinmeden anlatmış.

Yazar anlattığı her deneyiminden sonra öğüt verici veya yanlış olan şeyleri anlatmaya çalışmış. Sevgi ve emeğin önemli olduğu, ön yargılardan kurtulmayı ve s*xin değil fikirlerin önemli olduğunu anlatmış.

Dil sohbet havasında arkadaşça kullanılmış. Ancak konu bakımından s*x açık açık anlatılmış bu sizi etkileyebilir.
Ben fatih hocayı çok uzun zamandır tüm sosyal medyalardan takip eder kendisi hakkında bir çok bilgiye sahip biriyim. Eğitmen kimliğinin yanında çok samimi bir abidir de. Kitabı da bir o kadar samimi olmuş. Okurken gözümden yaş gelen yerler vardı. Sonlara gelince ise gözden süzülen damlalara engel olamadım ne yalan söyleyeyim. Hatta son 10 sayfa kaldığında kitap bitmesin diye okumadım. Ellerine sağlık fatih hocam. Bu kitap bu ülke standartlarının çok üstünde bence. Okumakta çok yarar var.
Bazı şarkılar vardır. Hani tamam ya bu benim şarkım dediğin. Her zaman gönlünde yatan bir şarkı vardır ama yaşadığın o kadar çok olay olmuştur ki artık her şarkının bir anısı olmuştur. Bazen bu şarkılar lafı senin ağzından alır. Duygulara tercüman olur. Ben insanların “ aşkım bu bizim şarkımız olsun mu? “ durumunu anlayamıyorum. Bir tek şarkıya bağlanamıyorsun, ilişkinin başı, ortası, sonu olduğunda 3 farklı şarkıya sahip olman gerekli değil mi. Lakin bizim unutamadığımız hep ilişkinin son şarkısı. O şarkıda koparıyoruz tüm bağlarımızı, o şarkı bize anlatıyor başımızdan geçen tüm anıları. O şarkı sıçmıyor mu ağzımıza. Kısacası tüm dünya insanları içerisinde ona tanıdığımız ayrıcalık değil midir AŞK? Yoksa hangi manyak acı çekmek için uğraşır.


Ben o son hoşçakallara da inanmıyorum mesela. Olum düşünsenize bir kere severek ayrılırken insan nasıl hoşça kalsın amk.. Bu ayrılık acılarının tedavisi olmaması cidden çok kötü. Al ütüyü bas yüzüne daha az canın yanar. Ee asıl olay kokuda abi. Koku koku bildiğin sevdiğin aşık olduğun adam veya kadının kokusu. Yani yolda yürürken aynı parfümü sıkan kişinin yanınızdan geçmesiyle hayale dalıp onu hatırlamayan varsa ya temiz göttür yada hiç sevmemiştir.
Fatih Altınağaç
Sayfa 82 - Dokuz Yayınları
''Soyun dediğinizde Orta Asya diyen kızları değilde, kamerada soyunan kızları tercih ettiğiniz için bu haldesiniz beyler...''
Rakı sofrasında ne konuşulur?
Bu sorunun yanıtı, içinde yaşanılan toplumun ve hayatın gündemi, rakı muhabbetinin çevresinde yer alan kişilerin kültürel düzeyi ve bu kişilerin birbirleri olan yakınlıkları ile doğrudan ve sıkı sıkıya ilişkilidir.
1960 sonrası Türkiye`sinin rakı sofralarında çoğunlukla ülkenin sorunları konuşulurdu.
Ülke 80`lere yaklaştığında, terör ve enflasyon, gündemi tümü ile işgal etti.
1980 sonrası rakı sofralarına yavaş yavaş köşe kapmaca, köşeyi dönme, köşeden tüyme, köşeyi atlama… ve benzeri konular ağırlıklarını koymaya başladı.
Sonraları ise, Tarkanlar, mankenler, markalar, SMS`ler, araba markaları, tv dizilerindeki tip"ler, Fenerbahçeliler, Galatasaraylılar işgal etti rakı muhabbetinin gündemini.
Bir vakitler Nazım`dan şiirler okunan masalarda müstehcen fıkralar, seçkin yerlerini, yeniden geri aldılar. Komşudan, patrondan, sevgiliden, karıdan ve kocadan yakınmalar, "ben demiştimler", ağzının payını vermeler, "ardımdan baka-kaldılar", "dağıtırım ulanlar" ve benzeri tüm kontrolsüz ego-semtromları işgal etti rakı masalarını...
Rakı sofranız, ülkenin toplumsal ve siyasal ortamından, bir birey olarak sizin kültürel, moral ve kişisel hayatınıza sızan ve ona şeklini veren bir unsur ve hal-i pür melalinizi yansıtan bir aynadır.
Örneğin, sigara küllüğüne zeytin çekirdeği ve sıkılmış limon kabuğu koyuyor ve içilen kahve fincanının tabağında sigara söndürüyorsanız, durumunuz, "na(!) - hoş"tur...
Fatih Altınağaç
Sayfa 122 - Dokuz Yayınları
Bir dönem sadece işemek için kullandığım ama aslında İsviçre çakısı gibi olduğunu sonradan anladığım cihazı kullanmam gerektiğini düşünmeye başlamıştım. Okulda bakıyorum, şöyle sağlam bir hatun yok. Tüm güzeller de kapılmış. Dedim böyle olmayacak! Napsak ne etsek de artık boşa kürek çekmesek.
" Her yalnızlık bir fincan kahve ile aşılıyor. Kahvenin kabahat yok ki işi biz zorlaştırıyoruz. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pompa Teorisi
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054737512
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dokuz Yayınları
Arkadaşlar bu kitabı mahalle baskısı yapan amca, teyze ve küçük esnafın yakınlarına bırakın sonra gerisini kitap halleder…

Buradaki pompa kelimesi, pompanın argodaki anlamı olan sevişmek anlamında bir kelime olmayıp kalbin pompaladığı kan manasındadır. Dışarıdan bakıldığında bir seks kitabı gibi görünse de kapağını çevirip okumaya başladığınızda, durumun böyle olmadığını anlamanız uzun sürmeyecektir. Yeri geldiğinde gülmekten gözünüzden yaş getirecek, yeri geldiğinde ise sizi uzun uzun düşündürecektir.

Ön yargıların ne kadar kötü bir şey olduğunu sayfalar akarken bir daha göreceksiniz ve önce 'fikirlerin sevişmesi' sözünün ne anlama geldiğini anlayacaksınız. Bununla birlikte, son sayfayı okuyup da kitabı kapattığınızda artık ilişkilerinizdeki siz, 'eski siz' olmayacaksınız.

Hadi o zaman, gelin! İlişkilerinizi daha doğru yaşamak, doğru insanı bulmak ve buna minik bir adımla başlamak istiyorsanız, o minnoş adım şu an tam da elinizde…

Kitabı okuyanlar 34 okur

  • Emre Yılmaz
  • Sezer UĞUZ
  • Merve
  • Ertan Karabacak
  • serdar karagecili
  • Gizem Kirezçi
  • Süleyman Özarslan
  • Görkem Ergin
  • Can Bilir
  • Asya Yılmaz

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.4
Erkek
%58.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.3 (5)
9
%10.5 (2)
8
%5.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%10.5 (2)
4
%5.3 (1)
3
%21.1 (4)
2
%0
1
%21.1 (4)