Yalnızca bekleyiş, bekleyiş: dolduran ne aradaki zamanı?
Başka türlü bir bekleyiş, bekleyişin bitmesini bekleyiş.
Hiçbir şey kısaltamıyor payına düşen zamanı,
Kendini henüz bulan şeylerin harcına katılıyor bekleyiş.
Hiçbir şey kısmen eksik değil, ama bekleyiş
Bir iklim gibi kaplıyor her şeyi.
Günün hangi saati?
Farkeder mi?
Evet, neye benzediğini görmek için beklemek zorundasın
çünkü,
Köşeyi dönmekte olan şu olayın,
Başka her şeyden farklı ve kimseyi
Şaşırtmayacak olan: fazla büyük olduğundan
Yağmur fırtınası gibi, dedi, renk şeritleri
Yıkayıp geçiyorlar beni, yararsız. Ya da bir
Ziyafette ama üstünden dumanlar tüten yemekler arasından
Seçim yapamadığı için yemeyen biri gibi. Bu kesik el
Yaşamı temsil ediyor, ve dolaşıyor gönlünce,
Doğu ya da batı, kuzey ya da güney, hep
Bir yabancı o yanımsıra yürüyen. Ey mevsimler,
Kulübeler, dağ evleri, koyu renk şapkalı şarlatanlar
Kırlarda bir eğlence merkezinin eteklerinde,
Silip bir daha ağzınıza almadığınız ad benim, benim!
Bir gün hesabını soracağım size nasıl tüketildiğimin
Sizin yüzünüzden, ama şimdilik yolculuk
Devam ediyor. Galiba, herkes de bu yolculukta.
Zaten başka ne var ki?