Hayallerinin gerçekleşmesini arzu eden Callisto, gün gelip okyanusun ortasında geminin baş bölümü olan pruvasında hayallerini yaşamasının tadını çıkarıyor. Ne kadar güzel oluyor değil mi insan, istediği ve sevdiği mesleğini yapması. Diyebilirim ki bugün nerdeyse kimse bu şansa sahip değildir. Şanslısın Callisto.
Lâkin bilemedim şanslı mısın yoksa hayatın gerçekleriyle yüzleşeceksin diye çilekeş misin? Hatırlar mısın hani Süvari Beyin dediğini: Çok gençsin, hayatın gerçekleri umarım seni bir gün acıtmaz, Callisto. Bunu duyduğum anda anladım ki okyanusun derinliklerinde kaybolacaksın. Elinden tutup anlayanın olacak mı? Ah gördüğün o rüya çok manidârdı. Fevkalâde mânâ kapı açıyordu. Ki ben rüyalara inanırım ve o anına da inandım ama gel gör ki geminin pruvasında her yer karanlık olduğunda kimse inanmadı yaşadıklarına, biri hariç.
Yaşıyordu yüreğindeki gizli mabet. Farkında değildin seni koruduğuna, öğrenince hayatın gerçeklerini, nasıl da perişan oldun. Babasız büyümek sadece senin payın değil ama özlemin de unutulmaz. Günlüğün dostundu, yanıbaşındaki korkularına sabır taşıydı. Hasretinin dermanını tam buldun derken kaybetmek nasıl bir acıdır, onu da seninle öğrendim. Ya yalanlarla yaşamak, büyümek korkulur şeyler. Aman tanrım olamaz böyle bir hayat. Ama biliyor musun Callisto, mutlu sonun mutlu etti.
Gerçek hayat kesitleri vazgeçilmezdir. Kitabın okuması babalar günü haftasına denk gelmesi dahi manidâr buldum. Yazar harika bir şekilde hayalerini, arzularını, yaşadıklarını, özlemlerini romanlaştırmış. Okumak zenginliktir. Tanımak en güzelidir.
Callisto'nun geçmişinde nasıl bir gerçek acı var ki okyanusun maviliklerine teslim ediyor kendini?
Mutluluğunu yaşarken acılarıyla yüzleşmesi onu nasıl etkiler?
Öğrenmek için yüzmeyi bilmek mi gerek Callisto