Adı:
Psikosoybilim
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
228
ISBN:
9786053327820
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Psychogénéalogie: Guérir les Blessures Familiales et se Retrouver Soi
Çeviri:
Kağan Kahveci
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Psikosoybilim; psikolojik sıkıntılar nedeniyle ıstırap çeken fakat ıstırabının kaynağı sırf kendi hayatının olaylarında bulunamayan kişilerin soy geçmişlerinin araştırılması ve orada kuşaklar boyunca tekrar tekrar aktarılan travmaların gün yüzüne çıkartılmasıyla ortaya çıkan ve böylece psikoloji alanında adeta yeni bir kıta keşfeden bilimdir.
Bugün özellikle Avrupa’da ve Amerika’da neredeyse moda haline gelen psikosoybilimin isim annesi Anne Ancelin Schützenberger’in en olgun döneminde kaleme aldığı yazılardan oluşan bu kitap, travmaların kuşaklaraşırı ve kuşaklararası bilinçaltı aktarımı, bilinçaltı aile sadakati, yıldönümü sendromu, genososyogram vb. temel kavramları bilimsel bir titizlikle fakat hep örneklerin eşlik ettiği yalın bir dille anlatıyor. Psikosoybilimin üzerine bina olduğu biyoloji ve nöroloji alanındaki yeni bilimsel gelişmelere değinen yazar, bir doktor hassasiyeti içinde tedavi yöntem ve süreçleriyle ilgili ayrıntılı açıklamalar yapmayı da ihmal etmiyor.
Anne Ancelin Schützenberger (d.1919), psikodrama alanında J. L. Moreno’dan eğitim aldı, Elisabeth Kubler-Ross’un öğrencisi oldu. Carl Rogers, Margaret Mead ve Gregory Bateson’la çalıştı. Sözel olmayan iletişim teknikleri alanında uzman olan Anne Schützenberger halen Paris’te yaşamaktadır.
Kitaptaki örnekler, her ne kadar istatistiki olarak anlamlı olarak bildirilse de herkese uygulanabilirliği düşük izlenimi veriyor. Araştırmadaki kisilerin index vakalar olması sonuçların toplum geneline uygulanabilirliğini sorgular hale getiriyor. Ama bir gerçek var ki; bazen insan kendi davranışının neden olduğunu anlayamadığı ve sonrasında pisman olabileceği hareketleri hayatı boyunca sıklıkla yapabilmektedir ve bunun nedenini bilemiyebilir. Atalarımızdan gelen psikolojik yüklerin genetik (epigenetik?) aktarımı bundan sorumlu olabilir mi? Bu kitap bu soruya bir giriş gibi...
Tamamlanmamış görevler - tutulmamış yaslar, kayıplar ve üzerinde durulmamış travmalar - uzun süre hafızada kalırlar, "sancırlar" ve genellikle kişi hayattayken kendilerini uzun süre ikide bir hatırlatırlar, hatta bazen kuşaktan kuşağa iletilirler.
Yapılacak bir işi tamamlamak önemlidir çünkü organizmamız her "gestalt"ı her başlamış ve yarım kalmış işi tamamlama eğilimindedir. Bu Zeigarnik etkisidir.
Başkalarına yardım etmeye soyunan kişilerin ilk önce "kendi kapılarının önünü süpürmüş olmalarını" ve gerekli niteliklere sahip olmalarını beklemenin normal olduğunu düşünüyorum. Tek başına iyi niyet yeterli değildir ve hatta iyi niyet kötü neticeler de doğurabilir.
Kendilerini 'psikoterapist' veya 'danışman' olarak tanıtan kişilere her zaman eğitimlerinin tam olarak ne üzerine olduğunu sormalarını öneririm.
Psikosoybilim ilk olarak geçmişle yüzleşmektir fakat aynı zamanda kendi balını yapabilmek için aile bahçesinden çiçek özü toplamaktır...
Tamamına erdirilmemiş ve/veya kesintiye uğramış işlerin bitirilmiş olanlara göre daha iyi hatırlandığını gösterdi çünkü bunlar''kafaya takılmaya''ve dolayısıyla zihinde sancımaya devam ederler.Bu işler genellikle uzun zaman boyunca kafada ve hafızada kalırlar zira olaylar yaşandığı zaman yapmış yada söylemiş olabileceklerimiz yani tamamlanmamış iş etrafında dönüp dururuz.
Tersine,sonlandırılmış işler hafızada ''düzene sokulmuştur''ve bu nedenle gündelik hayatta unutulabilirler,bu da sayfayı çevirmemizi ve başka bir şeye geçmemizi sağlar.
"Kültür, herşeyi unuttuğumuzda geriye kalandır" demişti Emile Henriot. Ben de şunu ekleyeceğim: Özellikle hem bildiklerimizin hem de kişisel büyük cehaletimizin bilincinde olduğumuzda geriye kalandır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Psikosoybilim
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
228
ISBN:
9786053327820
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Psychogénéalogie: Guérir les Blessures Familiales et se Retrouver Soi
Çeviri:
Kağan Kahveci
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Psikosoybilim; psikolojik sıkıntılar nedeniyle ıstırap çeken fakat ıstırabının kaynağı sırf kendi hayatının olaylarında bulunamayan kişilerin soy geçmişlerinin araştırılması ve orada kuşaklar boyunca tekrar tekrar aktarılan travmaların gün yüzüne çıkartılmasıyla ortaya çıkan ve böylece psikoloji alanında adeta yeni bir kıta keşfeden bilimdir.
Bugün özellikle Avrupa’da ve Amerika’da neredeyse moda haline gelen psikosoybilimin isim annesi Anne Ancelin Schützenberger’in en olgun döneminde kaleme aldığı yazılardan oluşan bu kitap, travmaların kuşaklaraşırı ve kuşaklararası bilinçaltı aktarımı, bilinçaltı aile sadakati, yıldönümü sendromu, genososyogram vb. temel kavramları bilimsel bir titizlikle fakat hep örneklerin eşlik ettiği yalın bir dille anlatıyor. Psikosoybilimin üzerine bina olduğu biyoloji ve nöroloji alanındaki yeni bilimsel gelişmelere değinen yazar, bir doktor hassasiyeti içinde tedavi yöntem ve süreçleriyle ilgili ayrıntılı açıklamalar yapmayı da ihmal etmiyor.
Anne Ancelin Schützenberger (d.1919), psikodrama alanında J. L. Moreno’dan eğitim aldı, Elisabeth Kubler-Ross’un öğrencisi oldu. Carl Rogers, Margaret Mead ve Gregory Bateson’la çalıştı. Sözel olmayan iletişim teknikleri alanında uzman olan Anne Schützenberger halen Paris’te yaşamaktadır.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • SELİN GÖMEÇ
  • Serhat Basak
  • Celaletdin Camcı
  • Yağmur
  • Berfun Berçin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0