8,5/10  (2 Oy) · 
4 okunma  · 
2 beğeni  · 
310 gösterim
Psikosoybilim; psikolojik sıkıntılar nedeniyle ıstırap çeken fakat ıstırabının kaynağı sırf kendi hayatının olaylarında bulunamayan kişilerin soy geçmişlerinin araştırılması ve orada kuşaklar boyunca tekrar tekrar aktarılan travmaların gün yüzüne çıkartılmasıyla ortaya çıkan ve böylece psikoloji alanında adeta yeni bir kıta keşfeden bilimdir.
Bugün özellikle Avrupa’da ve Amerika’da neredeyse moda haline gelen psikosoybilimin isim annesi Anne Ancelin Schützenberger’in en olgun döneminde kaleme aldığı yazılardan oluşan bu kitap, travmaların kuşaklaraşırı ve kuşaklararası bilinçaltı aktarımı, bilinçaltı aile sadakati, yıldönümü sendromu, genososyogram vb. temel kavramları bilimsel bir titizlikle fakat hep örneklerin eşlik ettiği yalın bir dille anlatıyor. Psikosoybilimin üzerine bina olduğu biyoloji ve nöroloji alanındaki yeni bilimsel gelişmelere değinen yazar, bir doktor hassasiyeti içinde tedavi yöntem ve süreçleriyle ilgili ayrıntılı açıklamalar yapmayı da ihmal etmiyor.
Anne Ancelin Schützenberger (d.1919), psikodrama alanında J. L. Moreno’dan eğitim aldı, Elisabeth Kubler-Ross’un öğrencisi oldu. Carl Rogers, Margaret Mead ve Gregory Bateson’la çalıştı. Sözel olmayan iletişim teknikleri alanında uzman olan Anne Schützenberger halen Paris’te yaşamaktadır.
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2016
  • Sayfa Sayısı:
    228
  • ISBN:
    9786053327820
  • Orijinal Adı:
    Psychogénéalogie: Guérir les Blessures Familiales et se Retrouver Soi
  • Çeviri:
    Kağan Kahveci
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Celaletdin Camcı 
01 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitaptaki örnekler, her ne kadar istatistiki olarak anlamlı olarak bildirilse de herkese uygulanabilirliği düşük izlenimi veriyor. Araştırmadaki kisilerin index vakalar olması sonuçların toplum geneline uygulanabilirliğini sorgular hale getiriyor. Ama bir gerçek var ki; bazen insan kendi davranışının neden olduğunu anlayamadığı ve sonrasında pisman olabileceği hareketleri hayatı boyunca sıklıkla yapabilmektedir ve bunun nedenini bilemiyebilir. Atalarımızdan gelen psikolojik yüklerin genetik (epigenetik?) aktarımı bundan sorumlu olabilir mi? Bu kitap bu soruya bir giriş gibi...