Anne Ancelin Schützenberger

Anne Ancelin Schützenberger

8.7/10
3 Kişi
·
5
Okunma
·
1
Beğeni
·
381
Gösterim
Adı:
Anne Ancelin Schützenberger
Tamamlanmamış görevler - tutulmamış yaslar, kayıplar ve üzerinde durulmamış travmalar - uzun süre hafızada kalırlar, "sancırlar" ve genellikle kişi hayattayken kendilerini uzun süre ikide bir hatırlatırlar, hatta bazen kuşaktan kuşağa iletilirler.
Yapılacak bir işi tamamlamak önemlidir çünkü organizmamız her "gestalt"ı her başlamış ve yarım kalmış işi tamamlama eğilimindedir. Bu Zeigarnik etkisidir.
Psikanalist François Roustang'ın gözlemlediği gibi danışanlar nadiren değişmek, çoğu zaman şikayet etmek için gelirler, şikayeti alışkanlıklarını değiştirmeye tercih ederler
Her değişim, iyi veya kötü olsun, alışkanlıkları sorgular. İnsanlar gerçekten değişmek yerine genellikle şikayet etmeyi tercih ederler. Burada kendini dayatan değişime olan dirençtir.
Başkalarına yardım etmeye soyunan kişilerin ilk önce "kendi kapılarının önünü süpürmüş olmalarını" ve gerekli niteliklere sahip olmalarını beklemenin normal olduğunu düşünüyorum. Tek başına iyi niyet yeterli değildir ve hatta iyi niyet kötü neticeler de doğurabilir.
Kendilerini 'psikoterapist' veya 'danışman' olarak tanıtan kişilere her zaman eğitimlerinin tam olarak ne üzerine olduğunu sormalarını öneririm.
Ebedi olduğunu vaat ettiğimiz aşktan tutun da mobilyalara, aile ve dostluk ilişkilerine kadar pek çok şeyin kalıcı olabileceğine dair aldatıcı bir düşünceye sahibiz. Fakat her şey değişir ve gündeliğin içinde eskir, her nesne, her ev, her ilişki, her his. Şeyler, ilişkiler ve nesneler sadece eğer biz bakımlarını yaparsak kalıcı olur.
Psikosoybilim ilk olarak geçmişle yüzleşmektir fakat aynı zamanda kendi balını yapabilmek için aile bahçesinden çiçek özü toplamaktır...
Tamamına erdirilmemiş ve/veya kesintiye uğramış işlerin bitirilmiş olanlara göre daha iyi hatırlandığını gösterdi çünkü bunlar''kafaya takılmaya''ve dolayısıyla zihinde sancımaya devam ederler.Bu işler genellikle uzun zaman boyunca kafada ve hafızada kalırlar zira olaylar yaşandığı zaman yapmış yada söylemiş olabileceklerimiz yani tamamlanmamış iş etrafında dönüp dururuz.
Tersine,sonlandırılmış işler hafızada ''düzene sokulmuştur''ve bu nedenle gündelik hayatta unutulabilirler,bu da sayfayı çevirmemizi ve başka bir şeye geçmemizi sağlar.
"Kültür, herşeyi unuttuğumuzda geriye kalandır" demişti Emile Henriot. Ben de şunu ekleyeceğim: Özellikle hem bildiklerimizin hem de kişisel büyük cehaletimizin bilincinde olduğumuzda geriye kalandır.
Kitaptaki örnekler, her ne kadar istatistiki olarak anlamlı olarak bildirilse de herkese uygulanabilirliği düşük izlenimi veriyor. Araştırmadaki kisilerin index vakalar olması sonuçların toplum geneline uygulanabilirliğini sorgular hale getiriyor. Ama bir gerçek var ki; bazen insan kendi davranışının neden olduğunu anlayamadığı ve sonrasında pisman olabileceği hareketleri hayatı boyunca sıklıkla yapabilmektedir ve bunun nedenini bilemiyebilir. Atalarımızdan gelen psikolojik yüklerin genetik (epigenetik?) aktarımı bundan sorumlu olabilir mi? Bu kitap bu soruya bir giriş gibi...

Yazarın biyografisi

Adı:
Anne Ancelin Schützenberger

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 5 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 14 okur okuyacak.