Saklambaç Oynayalım mı?

·
Okunma
·
Beğeni
·
62
Gösterim
Adı:
Saklambaç Oynayalım mı?
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058068308
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
A_SIR Kitap
Baskılar:
Saklambaç Oynayalım mı?
Saklambaç Oynayalım mı?
272 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
SAKLAMBAÇ OYNAYALIM MI?

“Seven için sevdiği, ekmekti, suydu, havaydı. Yağmurda korunacak dam, fırtınada sığınılacak liman, uçurumda tutunacak dal, güneşte saklanılacak bir çınar gölgesi…”

“Ne olursa olsun verdiğin sözleri mutlaka tut. Ya da tutamayacağın şeyler için asla söz verme. Bu onurlu, şerefli ve haysiyetli biri olmak için gerekli olan en önemli unsurdur.”
“Yeni başlangıçlar, eskilerin üzerine kalın bir örtüdür.”

Veli, Yaşar, Necla, Salim dayı (bakkal), Niyazi (Berber), Naşide teyze, Kazım dayı, Nurten teuze, Nedim, Yılmaz Avcı, Hasan (Kanca) amca, Müslüm efendi, Seyfi, Ali Turşucu (polis memuru), Nuriye, Necip Kurt, Havva, Kürşat, Kemal Güldüren (kayıp dayı), Kadir (polis), Keriman (yurt müdiresi), Kamil bey, İhsan (doktor), Enis, Nazmi, Harun, Ragıp (yurt görevlisi), Şaban, Mehmet abi (usta başı), Tuncay bey (fab. Sahibi), Sülüman (bakkal), Sakine, Şeref, Fasıl, Halis (Ankara emniyet), Nurettin (yurt müdürü), Tacettin, Serdar, Raziye nine, Ramiz bey, çırak Tuncer, Feridun ve Serhat ile gerçek yaşanmış hikâyede beraber yol aldık. Bu kadar çok karakter olmasına rağmen eseri okurken insanın kafası karışmıyor.

İlk sayfalarda mahalle çocukları ile saklambaç oynarken saklandıkları yerde Yaşar ve Necla’nın yaptığı eylem hiç hoşuma gitmedi. Mahalledeki cenaze nedeniyle herkesin radyo ve tv leri kapatıp yas ilan edilmesi benim çocukluk dönemimi hatırlattı. Ancak o yıllarda bu konulara önem veriyorlardı, şu anki yıllarda kimse umursamıyor bile… bir baş sağlığı verip yaşamına devam ediyor…

Yurtta Ragıp’ın yaptıklarını okuyunca kanım dondu resmen… içimden ne küfürler ettim… biraz dıştan da etmiş olabilirim. Ne kadar pislik biriymiş midemi bulandırdı… Öylelerine ne yapılacağını buradan söylemek istemiyorum. Kitabı okuyanlar ne demek istediğimi anlamışlardır…

Radyodaki arkası yarın kuşağı sesli roman kısmı hoşuma gitti. Annemler anlatırdı çok dinlerlermiş. Birkaç defa bende bir radyoda denk gelmiştim 90’lar da. Şu anda da bu uygulama var mı bilmiyorum.

Enis, Nazmi, Harun, Ragıp, Şaban ve Yaşar arasında yurtta yaşananlar sonrasında aralarında ne güzel bir dostluk oluştu. Onların yaptıklarını kardeşler bile birbirine yapmaz. Birbirine destek olmaları, teselli vermeleri, birbirine sıkıca bağlanmaları takdir edilecek şekildeydi. Mehmet ustanın da onlara ağabeylik yapıp her şeyi ile ilgilenmesi, kendi çocukları gibi sahip çıkması ne güzel bir mutluluktu.

12 Eylül askeri darbe – 12 Eylül ihtilali ne kadar kötüymüş, o dönemde yaşananlar, suçsuz insanların bile soruşturma için alınıp kayıplara karışması, gördükleri işkenceler kanımı dondurdu…

Yaşar’ın yıllar sonra Necla için mahallesine giderken adres sormak için polislerin yanına gittiğinde olanlara anlam veremedim. Dinlemeden alıp götürülmesi ve sonrasında yaşanılan acılara çok üzüldüm. Sonrasında salındığında başına gelen kötü olay sonrası sağlık durumunun çok kötü olmasından dolayı onu bırakanlara hiç iyi şeyler demedim… Hastanede karşılaştığı kişiye yılların birikiminde dolayı sitemle içini boşalmasından sonra olayların gerçek yüzünü öğrendiğinde içim kötü oldu. O kişinin evine gittiğinde sarf ettiği sözler sonrasında boğazım düğüm düğüm oldu…

Eserin sonlarında Feridun’un bıraktığı mektubu okuyunca tüylerim diken diken oldu birden aboww dedim… Yaşar’ın aldığı bilgiler sonrası umutlarının yeniden yeşermesini o anda ben bile hissettim. Yaşar’ın Necla’ya olan aşkı nasıl bir aşktı öyle, bu yüzyılda onun binde biri bile yok. Kimse birbirine sadık değil ve artık her şey çıkar dünyası olmuş.

Yazarımızın eline yüreğine sağlık diyorum. Eseri okurken tüm duyguları okuyucuya hissettirmesi güzeldi. Okurken eserin içinde kayboldum adeta, anlatımı o kadar akıcı olmuş ki kitabı elimden bırakamadım ve kısa sürede nasıl bitti anlayamadım. Yazarımızı tebrik ediyorum ve nice güzel eserler ile yeniden buluşmak dileğiyle…

#sinanceylan #saklambaçoynayalımmı #okudumbitti
Sinan Ceylan Sinan Ceylan Eserleri A_SIR KİTAP Yayinevi #asırkitap
272 syf.
·9/10
"Çaresizlik,insanlara önemsemediklerini de önemli kılabiliyordu..."
.
Bir çocuğun masum bir istediği Anne ve babasının öldürülmesi ile sonuçlanmıştı oysa sadece sarı bisiklet istemişti babasından bilemezdi babasının patronunun parasını çalacağını...
.
Yaşar yetiştirme yurduna geldiğinde abi kardeş diyebileceği dostlar edindi kendine onlar olmasaydı ordaki ırz düşmeni sübyancı şerefsiz tarafından masum yüreği öldürülecekti.Onun masum kalbi ölmesede o şerefsizi öldürmüşlerdi orda kalamazlardı onlarda kaçtılar.Hayat onlar için kolay olmamıştı ve kaçtıktan sonra da kolay olmayacaktı...
.
Zaman geçmiştir Yaşar büyük adam olmuştur.Necla çocukluk aşkı sarı bisiklet istemesinin tek sebebi..Necla'ya verdiği sözü tutmak için onu bulmaya yollara düşmüştür ama kader Yaşar'ın yolunu önceden belirlemişti...
.
Kitabı sevdim özellikle günümüzün kanayan yarasına değindiği için...Yetimhanelerde yaşanılan vahşet kimse buna dur diyemiyor birlerce çocuğumuzu bu uğurda kaybediyoruz maalesef. Ve diğer bir konuda Yetimhaneden çıkma yaşının büyütülmesi bunu okadar çok istiyorum ki 18 yaşında tam cahil zamanında yol bilmez iz bilmez çocukları yaşam mücadelesinin ortasına atıyorlar çok değil 2 yıl daha uzatılsa bir çok kardeşimiz kurtulur kötülüklerden...velhasıl bu tarz okumayı seviyorsanız bir şans verebilirsiniz...
.
⭐ Büyümek için gerekli olan yıllar değil,gerekliliği oluşturan olaylardır.
.
⭐ Bir ideal uğruna yaşanmadıysa geride bıraktıkların sadece kayıptır
272 syf.
·Beğendi·10/10
"47,48,49,50... Önüm,arkam, sağım,solum sobe ! "
"Seyfi gördüm seni sobe."
"Yaaaaaaaar"
"Nerdesin lan yine?"

Ah bir bilseniz Yaşar nerelerde.
Yaşar ve ailesi kendi yağında kavrulan bir aile.Babası bir kaç karanlık adamın peşinden giden biriydi ama çokta yufka yürekliydi.8 çocukları vardı ama bu 8 çocuktan 7'si çeşitli nedenlerden dolayı ölmüştü.Bir türlü doğan çocuklar yaşamıyordu.Bir süre sonra doğan çocuklara Yaşar ismini koysalarda hiçbiri yaşamamış tabi sonuncu ailenin en küçüğü Yaşar dışında.Yaşar 11 yaşında ve Neclasına aşık bir çocuk.Her saklambaç oynadıklarında Neclasıyla beraber saklanır ve çocukluk aşklarını yaşarlar.Birgün aralarında bir arkadaşı güzel mi güzel bir bisiklet alır gelir.Necla bu bisikleti görünce sahibi olan çocuğun yanından ayrılmaz.Eeee tabi Yaşar bu duruma bozulur ve kıskanır.Çünkü o çocuğun Necla'dan hoşlandığını biliyordur.Bu yüzden isyan eder.Akşam olunca ciddi ciddi babasıyla konuşmak ister ve konuyu açar.Babasına kendisi için bir iş bulmasını söyler.Babası neden diye sorduğunda ise bisiklet alacağım der.Tabi bu durum babasını çok üzer.Sabah olur ve babası Yaşar'ı uyandırmak için odasına gelir.Yaşar'a kapının önüne bakmasını söyler.Yaşar baktığında sevinçten havalara uçar çünkü babası ona bisiklet almıştır.Koştur koştur Neclaların evine gider,bisikletini gösterir.Gezmeye çıkarlar, döndüklerinde ise Yaşar evlerinin önünde bir kalabalık olduğunu görür.Ne olup bittigini öğrenince ise dünyası başına yıkılır.

Derkeeeeen gerisi sizde canlar
Ben çok beğendim.Yazarımız Sinan Ceylan 'ın emeklerine sağlık.Çok teşekkür ederim hocam
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Saklambaç Oynayalım mı?
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058068308
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
A_SIR Kitap
Baskılar:
Saklambaç Oynayalım mı?
Saklambaç Oynayalım mı?

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Nursemin Doğan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0