Sarıkamış Harekatı

·
Okunma
·
Beğeni
·
81
Gösterim
Adı:
Sarıkamış Harekatı
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
166
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055230869
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sonçağ Yayınları
Allahuekber Dağları'nda kara düşmüş kan damlasını ayaza çalmış bakışları bedenleri değil ruhları donduran beyazlığın maverasında beyaz kuşlara dönüp beyaz iklimlere uçan erleri hatırla.. Hatırla ki bütün çeşmeler şehadete susayanlar içindir; düşmeden gökten yıldız, düşen bedenini beyaz kelebeklerin yükselttiği erler içindir.. Ve sen ey karlara bıraktığım şehidim, ey bir Sarıkamış uğruna yitirdiğim fidanım!... Allahuekber içinde candan geçen ve tenden geçen, ilk şehidim ve son şehidim! Ay ışırken gecelerde, bir nur iner üzerine ve beyaz güllerden bir çelenk bir konur başına her gece her şafakta, her karda ve her ayazda! Ağıtların en hüzünlü güftelerini unutup melekler "Rahmanı neşideler yağdırır sağnak toprağına, çürümesin diye bedenin." Sen ey Şehit!... Ağlamak da bir anlatıdır diye şimdi yalnızca ağlıyorum ardından.. Üzüntüden değil hüzünden gözyaşlarım. Çünkü yıldızlar, hep başka bir kıyıda doğmak için batarlar ve şehitler daima nur içinde yatarlar! Kanat şakırtılarını sen de duyuyor musun, okuyucu; sana da gül kokusu geliyor mu? Şu avucundaki Sitare mi, yoksa ay mı okuyucu? Bugün günlerden hangisi hatırlıyor musun?...
166 syf.
Sarıkamış’a Giden Süreç

Yakın tarihimizde gerçekleşen birçok hadiseyi iki temel nedenle açıklarsak yanlış yapmış olmayız: Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi.
Fransız ihtilaliyle ortaya çıkan milliyetçilik akımı ile sanayinin hızla gelişmesi sonucu ortaya çıkan sömürgecilik hareketleri birçok devletin, özellikle Osmanlı Devleti’nin iç dinamiklerini sarsmıştı. Aynı çatı altında yaşayan farklı milletler ihtilalle beraber bağımsızlık kazanma çabasına girişmiş ve Osmanlıyı zor bir konuma sürüklemişti. Aynı şekilde Osmanlı topraklarının bir bölümünün hammadde sebebiyle sömürgecilik altına alınmasıyla da mali krizler başlamıştı. Bu iki sorun arasında sıkışan Bab-ı Ali çözüm arıyor lâkin bulunan çözümler sorunları halletmekte yeterli olmuyordu. Dünya, yenileşen düzende kaçınılmaz ve sonuçları felaketle biten bir harbe sürükleniyordu. Kısaca söylemek gerekirse Almanya ve İngiltere ile girişilen ikili ilişkilerde yaşanan bazı sorunlar bir şekilde Osmanlı’yı savaşa sürüklemişti. Bu süreçte askeri ve ekonomik anlamda kriz yaşayan Osmanlı Devleti Kafkasya, Galiçya, Makedonya, Romanya, Dobruca, Yemen, Hicaz, Süveyş, Libya, Sina, Filistin, Irak, Suriye ve İran cephelerinde savaşmak zorunda kalmıştı. Cephelerin çokluğu yetersiz donanıma sahip olan Osmanlı için büyük bir zorluk doğuruyordu. Ancak cephelerde yaşanacak olan bu zorluklar bir milletin kahramanlık destanı yazmasına engel değildi. Bunun en önemli örneklerinden birisi Kafkasya cephesidir.

Kafkas Cephesi ve Coğrafyası
Üçüncü ordunun komutasını üzerine alan Enver Paşa, askerlerine önce Sarıkamış ve Kars’ı geri alacaklarını, ardından Kafkasya’ya uzanarak Müslüman kardeşlerini Rus zulmünden kurtaracaklarını müjdelemiştir. İlk hedef ise otuz altı yıldır Rusların elinde olan Sarıkamış’tır. Cephenin sınırlarına bakarsak Kuzeyde Kafkas Dağları ve Karadeniz, doğuda Hazar Denizi, güneyde İran Azerbaycan’ı – Van Gölü’nün güneyi, Mardin – Urfa çizgisi ve batıda Fırat Nehri – Malatya – Sivas – Samsun çevresi içindeki sahayı kapladığını görürüz. Harekât alanının eni, Samsun’dan Urfa’ya 500 km; boyu Bakü’den Sivas’a kadar ortalama 1.200 km olup yüzölçümü yaklaşık 600.000 kilometrekaredir.
Kafkas Cephesi’nde yalnızca Ruslarla savaşılmadı. Aralık ayının sonunda başlayan taarruzlar kışın en sert olduğu döneme denk gelmekteydi. Askerin kış donanımına sahip olamaması, erzakın yetersizliği, teknik bilgilerin yanlış yönlendirimi, birlikler arası iletişimin sağlanamaması ve bu şartların karar noktasında bulunan komutanların üzerinde etkili olarak stratejik anlamda hatalar yapmasına sebep olması da Ruslar kadar mücadele edilmesi gereken düşmanlardı.
Ancak Sarıkamış moralsiz ve güçsüz düşen halkın yeniden canlanması ve heyecana getirmesi açısından son ana kadar mücadele edilmesi gereken bir cepheydi. Nihayetinde bu cephede verilen mücadele, arzulanan etkiyi açığa çıkartmış ve sonucu mağlubiyette olsa büyük bir zaferin önsözü olmayı başarmıştır.
***
Kendisi de Sarıkamışlı olan Doç. Dr. Nurhan Aydın uzun yıllar süren Sarıkamış çalışmalarının sonucunda, bilinmeyenleri ortaya koyarak yanlış iddiaların önünü kesmiş ve bu çabalarının sonucunda Genelkurmay tarafından madalyaya ve çeşitli ödüllere layık görülmüştür. Akademik çalışmalarının dışında şehitler ve şehitlikler üzerinde gereken ihtimamı ortaya koyarak, düzenlemelerinde öncü olduğu gibi, ülkemizde her sene ocak ayının ilk haftasında gerçekleşen Sarıkamış Anma Programlarının da mimarıdır. Bu açıdan hocanın ortaya koyduğu bilgiler nesnellik taşımakta ve Sarıkamış hakkında başvurulacak temel eserler arasında yer almaktadır. Sonçağ Yayınlarından çıkan Doç. Dr. Nurhan Aydın’ın Sarıkamış Harekâtı isimli eseri yukarıda verdiğimiz bilgilerin yanında harekâtın sebeplerine ve sonuçlarına, askeri ve teknik bilançolarına, üzerinde daima tartışılan şehitlerimizin sayısı hakkında öne sürülen rakamlara ve şehitliklerin bilgisine değin birçok konuda detaylar sunmaktadır. Eser, 22-29 Aralık 1914 günü başlayan taarruzlardan 30 Aralık 1914- 10 Ocak 1915 tarihleri arasında süregelen siper savaşlarını gün gün izahat vererek ele almış, akıcı ve net üslubuyla da okuyucuyu zor durumda bırakmamıştır. Yıldönümü yaklaşan Sarıkamış Harekâtı’na dair inanılması güç ve kan donduran gerçekleri merak edenler için bu eseri tavsiye ediyorum.
Doç. Dr. Nurhan Aydın’ın konuyla ilgili diğer eserleri;

Kafkas Cephesinde Tahliye ve Sıhhiye Hizmetleri, Sonçağ Yayınları

Kafkas Cephesi’nin Kilit Noktası Sarıkamış ve Sarıkamış Harekâtı, Sonçağ Yayınları

Rus Generali Berhman’a Göre Sarıkamış Harekâtı, Sonçağ Yayınları (Doç. Dr. Oktay Kızılkaya ile birlikte yayına hazırlanmıştır)

Her Yönüyle Sarıkamış

 
İbrahim Orhun Kaplan
Hasan İzzet Paşa'nın istifasından sonra üçüncü Ordu'nun komutasını üzerine alan Enver Paşa, askerlerine önce Sarıkamış ve Kars'ı geri alacaklarını ardından Kafkasya'ya uzanarak Müslüman kardeşlerini Rus zulmünden kurtaracaklarını müjdelemişlerdir.
Ikinci günde Türk birlikleri aynı nedenlerle 4 saat boyunca birbirleriyle çatışmıştır. Öyle ki şiddetli tipi yüzünden, 10. Kolordudan 2 Türk Tümeni (31-32. Tümenler) 23 Aralık'ta dört saat müddetince, düşman zannedip birbirine saldırmış ve bu olay şehit ve yaralılar ile birlikte 2000 askere mal olmuştu.
Galip Paşa'nın ısrarlı telgrafları üzerine Erzurum Valisi Tahsin Bey, 150.000 kilo erzağı ahali sırtında taşıma işini üstlenmiştir. Çocuklar ve kadınlar Hükümet Konağının önünde otuzar kiloluk torbaları yüklenerek cepheye doğru yola koyulmuşlardır.
Enver Paşa Ulukışla'da kendisini karşılayan amcası Halil Paşa'ya "Kuvayi Külliye mahvoldu!" diyerek Sarıkamış Harekatını özetlemiştir.
Savaşın başında Türkiye'de motorlu araç sayısı 187'dir. 3. Orduya verilen 6 araçtır. Bunlardan ikisi bozuktur.
Başkomutan Vekili, bütün cephelerde sonuna kadar savaşmadan, Ruslara bir adım yer verilmesini istemiyor, bu konuda şiddetli emirler veriyordu.
Sarıkamış harekâtını olumsuz yönde etkileyen sebeplerden ilk ve önemli olan husus kolordular ve kıtalar arasında haberleşmenin sağlanamamasıdır.
İkmal ve beslenme imkanlarının yetersizliğidir. Yurt genelinde kara yolu, nakliye aracı, tren hattı, haberleşme, harp araç ve gereci, tıbbi malzeme, giyim eşyası, yetişmiş insan gücü ve milli bütünlük gibi bir ordunun zaferi için olmazsa olmaz şartlardan hiçbiri yeterli değildi.
Sonuç olarak Sarıkamış Harekatı'nda Şehit sayısı hakkında yapılan tüm tespitlerimizde Şehitlerin en az 60.000-90.000 arasında olduğu tespit edilmiştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sarıkamış Harekatı
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
166
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055230869
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sonçağ Yayınları
Allahuekber Dağları'nda kara düşmüş kan damlasını ayaza çalmış bakışları bedenleri değil ruhları donduran beyazlığın maverasında beyaz kuşlara dönüp beyaz iklimlere uçan erleri hatırla.. Hatırla ki bütün çeşmeler şehadete susayanlar içindir; düşmeden gökten yıldız, düşen bedenini beyaz kelebeklerin yükselttiği erler içindir.. Ve sen ey karlara bıraktığım şehidim, ey bir Sarıkamış uğruna yitirdiğim fidanım!... Allahuekber içinde candan geçen ve tenden geçen, ilk şehidim ve son şehidim! Ay ışırken gecelerde, bir nur iner üzerine ve beyaz güllerden bir çelenk bir konur başına her gece her şafakta, her karda ve her ayazda! Ağıtların en hüzünlü güftelerini unutup melekler "Rahmanı neşideler yağdırır sağnak toprağına, çürümesin diye bedenin." Sen ey Şehit!... Ağlamak da bir anlatıdır diye şimdi yalnızca ağlıyorum ardından.. Üzüntüden değil hüzünden gözyaşlarım. Çünkü yıldızlar, hep başka bir kıyıda doğmak için batarlar ve şehitler daima nur içinde yatarlar! Kanat şakırtılarını sen de duyuyor musun, okuyucu; sana da gül kokusu geliyor mu? Şu avucundaki Sitare mi, yoksa ay mı okuyucu? Bugün günlerden hangisi hatırlıyor musun?...

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Maggrurr
  • Ahmet ÇALIŞIR
  • Laurence

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0