Şu ana kadar okuduklarımdan belki de benim için bitmesin diye ilk defa yavaş yavaş okuduğum, sindirerek bitirmek istediğim bir kitap oldu. O kadar beğendim ki ikinci kitabın çıkmasını heyecanla bekleyeceğim
Hikayesi çok güzel, akıllıca kurgulanmış bir polisiye roman. Uzun zamandır böyle keyifli bir Türk polisiye roman okumamıştım. Özellikle iskandinav polisiyesine merak salanlar mutlaka okumalı.
Savcı
Günlerdir hikayelerimde yer veriyorum kitaba aşinasınız , şimdi biraz daha detaylı konuşalım istiyorum.
Polisiye gerilim türünde , sayfaların nasıl ilerlediğini anlayamadığım bir okuma oldu. Normalde polisiye türünde ters köşeler kitabın en sonunda olur , yazarla okur bu oyunu oynar ve sonunda bir sayfada ters köşe edilir okur. Ancak bu kitapta öyle değil. Daha kitabın ortasında ters köşe oldum. O saatten sonra kitabın sonuna dair hiç bir fikir yürütecek hal bırakmadı yazar Tabi ki yılmam , birini bilemedim ama birkaç bilinmez daha var , yani kitap dolu dolu gerilim, kim suçlu kim değil düşün dur
Ada, tıpkı babası Cumhur Işık gibi gazeteci, gerçeklerin ve eski Türkiye'nin karanlık yüzünde faili meçhul bir cinayete kurban giden babasının katillerinin peşinde. Birçok olaydan - bu da dahil- sorumlu tutulup delil yetersizliğinden dosyaları kapanan eski bir bakan Haşim Danişmend , onun kirli işlerinde sağ kolu ve oğulları da bu gazetecinin peşinde.
Cinayetin şüphelisi Avcı lakaplı, Uras Danişmend acaba gerçekten gemi kazasında öldü mü? Kimi zaman Ağrı'da kimi zaman İstanbul'un göbeğinde ya da Finlandiya'nın karlı ormanlarında olmaya hazır mısınız ?
Savcı Şan , Avcı davasının zaman aşımına uğramaması için Haşim Danışmend'in peşinde ve bu soruşturmada kendini bulacağı noktadan habersiz.
Temposu asla düşmeyen bir gerilim. Ben ne okuyorum , neler öğreniyorum böyle diye diye bitirdim. Kesinlikle Ocak ayının ( muhtemelen yılın yerli polisiye gerilim) kitabı bu benim için Mutlaka okumalısınız.
Kitapları Kurtaran KediSavcıErtan Velimatti Alagöz
Arka kapak yazısını okuduktan sonra bekleme yapmadan başladım. Çok büyük bir beklenti ile başlamamış olsam da beni hayal kırıklığına uğratmadı ve beklentimin çok çok üstünde bir hikayeye konuk oldum.
Av- avcı ilişkisinin bu kadar derin anlatıldığı başka bir kitaba daha denk gelmedim. Avcı hep gözümüzün önünde iken Av ile kandırılmışız( bir okuyucu olarak beni mest etti, severiz böyle ters köşeleri) Her bir karakterin hikayesine geçiş yaparken hem az sözcük kullanıp hem de bu kadar derin yazılması( yazarın başarısını burada görüyoruz)
Hızlı geçişlerin çok olduğu bir kurgu ama biraz ilerleme kaydettikten sonra o tempoya uyum sağlıyor, hikayenin içine geçiyorsunuz.
Ters köşe severim ama bunda ki ters köşe öyle kitabın final kısmında olmadı( resmen giriş ve gelişme kısımlarında halleti o olayı)
Her bir karakter benim için çok etkileyici idi ama Uras ve Şan ikisi o kadar iyi yazılmış ki etkilenmemek elimde değildi. Uras'ı Avcı diye bile bilirken o hassas kalbini hissediyorsunuz. Şan ise geçmişin yalanları ile büyümüş olması, babası ( hangisini söylesem spoi olacak ) Her şeyin altından kalkışı müthişti müthiş.
Tamponun bir saniye bile düşmediği bu kitap beni çok etkiledi.
Benim için yılın enlerinden biri oldu. Şiddetle tavsiye ederim.
Karakterler gerçeğe uzak ve üstünkörü geçilmiş. savcı karakteri o kadar olmamış ki anlatamam. Gündüzleri adliyede takılıp akşamları züppe holding patronu gibi takılan, travmaları ve geçmişiyle insanı yoran bir karakter olmuş (!). Okurken böyle şey mi olur dediğiniz o kadar şey var ki ... Ada 'nın mahalle değiştir gibi ülke değiştirmesi ,savcının koruma dövmesi ,su yerine içki tüketilmesi , öğünlerin genellikle domuz eti olması vs. olay Türkiye yerine direkt Finlandiya'da geçse daha uygun olurmuş .Cümleler devrik, konu bütünlüğü sağlanamaış.1984 yılından 3. köprünün tepesine oradan Finlandiya diğer sayfaya geçince Antalya dağlarında horoz dövüşü gibi fantastik geçişler mevcut. başladığınız bölümün devamını 3 ya da 4 bölüm sonra bulabiliyorsunuz. bu kadar eleştirinin sebebi sanırım beklentimin büyük olmasıydı.
Genç gazeteci bir kızın babasının seri katil tarafından öldürülmesini ve kızın katili bulma yolundaki yaşadıklarını konu ediniyor. Merakla ve severek okuduğum bir kitap oldu tavsiye ederim.
SavcıErtan Velimatti Alagöz · Altın Kitaplar · 201754 okunma
Av ile avcının birbirine karıştığı yani kimin av, kimin avcı olduğunun sonuna kadar belli olmadığı, insanı tatmin eden, doyurucu bir polisiye romandı. Sürekli katlanarak artan heyecanı ve her bölümdeki faklı bilemezlikleriyle muhteşem bir eserdi.
Sadece çok fazla sahneye seri bir şekilde geçişi beni biraz zorladı. Nerede ne oluyor takibi biraz zordu oldu. Okuyucunun başını döndürecek bir hızla ilerleyen bu eseri belki de bu kadar güzel yapan bu özelliği oldu.
SavcıErtan Velimatti Alagöz · Altın Kitaplar · 201754 okunma
Kitabın kurgusu genel olarak iyiydi, olaylar akıcı bir şekilde gelişiyor ve merakla okunuyor. Ancak bazı yerlerde argo ifadeler ve küfür kullanılması rahatsız ediciydi. Bunun dışında paragraf ve bölüm geçişlerinde bazı sorunlar vardı (örneğin sayfa 83 ve 84’te bir paragraf farklı yerlerde mükerrer olarak yazılmış). Bu sorunlar göz ardı edildiğinde heyecanla okunabilecek güzel bir polisiye olarak değerlendirilebilir.
SavcıErtan Velimatti Alagöz · Altın Kitaplar · 201754 okunma
Uzun zamandır kitap okuyamadığım için sanki devrik cümlelerle doldurulmuş bir kitap okuyormuşum hissine kapıldım. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen fena olmayacak bir kurgu oluşturup anlatmış. 200+ sayfalara ulaşınca işte şimdi birşeyler olmaya başladı dedim kendi kendime. Daha sonra buraya kadar 200 sayfa ne okudum ki ben dedim ? Olaylar kafa patlatsanız da bulamayacağınız türden değil. Tahmin ediyorsunuz bir süre sonra. İsimle karışıyor, sonra bu durum düzeliyor. Sanki tüm olayları o an izliyor ve herşey gerçeklere kavuşuyor gibi geliyor. Sadece Ada Işık'ın babasının arşivinde Haşim Danişmend'i bitirecek ne vardı ? buna açıklık getirilmemiş ve beni merakta bıraktı.
Yerli polisiye edebiyatıyla yolculuğum ne yazık ki uzun yıllara dayanmıyor. Lakin kısacık iki yıldan ibaret bu seferim dopdolu geçti, geçiyor. Zira ekspres seferdeyim. Tarihsel, psikolojik ve kültürel maceralara bilet alıyor ve ücra taşra köyleriyle şehir merkezlerine uğruyorum. Bu keyifli yolculuğumu kimi zaman dergi vagonunda, kimi zamansa öykü veya roman vagonunda geçiriyorum. Son seferimi ise roman vagonunda bulunan “Savcı” adlı kompartımanda geçirdim. Ve sizinle seyahatimden edindiğim izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.
Ertan V. Alagöz‘ün biyografisinde İsveç’te yaşadığı ve yönetmen olduğu söyleniyor, ilk romanı olan “Savcı” daha ilk etapta aklımda sorular oluşturmayı başardı diyebilirim. Yani ilk sayfayı dahi çevirmeden yönetmenliğinin yazarlığına etkisinin ne derece olacağı konusunda ve İsveç polisiyesinin özelliklerini görebilecek miyim diye meraklanmıştım. Gelin “Savcı” adlı kitabı mercek altına alalım ve kalitesi derecesinde hakkını verelim.
Mustafa İzmirli
İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/savci-...
1981 yılında Stockholm, İsveç’te doğan Ertan Velimatti Alagöz Türkiye’nin farklı illerinde ve İsveç’te yaşamını sürdürdü. Sinema eğitimini tamamladıktan sonra profesyonel kariyerine dört yıl boyunca bir televizyon kanalında yaratıcı yönetmen olarak devam etti. 2009 yılında yazıp yönettiği ilk uzun metraj filmi Peşpeşe, 2010 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ilk gösterimini gerçekleştirdi. 2014 yılında çektiği ikinci uzun metraj filmi İçimdeki Balık ise birçok film festivalinde gösterildi ve ödüller kazandı. Avcı, Ertan Velimatti Alagöz’ün ilk romanıdır.