Seçim KonuşmalarıNurullah Ankut

·
Okunma
·
Beğeni
·
249
Gösterim
Adı:
Seçim Konuşmaları
Alt başlık:
AB-D Emperyalist Haydutlar Çetesi ve Yerli Hain İşbirlikçilerine Karşı 2015 Genel Seçimleri Çerçevesinde Siyasi Değerlendirmeler
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
144
ISBN:
9789757346753
Kitabın türü:
Yayınevi:
Derleniş Yayınları
Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu duruma, daha doğrusu içine sürüklendiği, düşürüldüğü duruma bakınca seçimlerin filan hiçbir önem taşımadığını görürüz.

Çünkü Türkiye bugün Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı günlerden çok daha ağır, çok daha karanlık günleri yaşıyor.

Neden mi daha ağır bugünkü durum?

Şundan:

1919’da Türkler ve Kürtler bugün olduğu gibi ayrışmış, birbirlerine düşman kamplarda yer almış değillerdi. Yekvücuttu her iki halk.

Ayrıca da 1919’da düşman, işgal ordusuyla topraklarımızı çiğneyerek, kan dökerek, ırza geçerek ilerliyordu. İşgaller yapıyordu. Ege’de Batılı Emperyalistlerin maşası Yunan Ordusu, Güneyde Fransız ve İtalyan Emperyalistleri, Karadeniz’de yine İngiliz Emperyalistlerinin maşası Pontus çeteleri, Doğuda ise yine İngiliz, Amerikan, Fransız Emperyalistlerinin maşası Antranik Ozanyan komutasındaki Ermeni Ordusu insanlık dışı katliamlarını sürdürüyordu. Müslüman Halkı camilerde toplayıp ateşe vererek su kuyularına baş aşağı canlı canlı atıp üstlerine kayalar yuvarlayarak ve daha akla hayale gelmeyecek caniliklerle katlediyordu.(…)

İstanbul’da ise Batılı Emperyalistlere teslim olmuş Padişah Vahdettin ve hükümetleri Mustafa Kemal ve Birinci Kuvayimilliyeciler hakkında idam fermanları çıkarıyordu.

Yani durum apaçık ortadaydı, herkesçe görülüp anlaşılıyordu.

Bugünse halkımız parça parça bölünmüş durumda. Üstelik de düşman; ülkemizi askeri üsleri, NATO, Avrupa Birliği gibi askeri ve siyasi örgütleriyle; IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi ekonomik örgütleriyle ve sanayimizin tamamını oluşturan tekelci şirketleriyle kıskıvrak bağlamış olmasına rağmen kendisini gözlerden uzak tutmayı, gizlemeyi başarabilmiştir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Ey ihanetlerin, muhbirliklerin, düzenbazlıkların, vurgunların, katliamların arkadan dolaşan bıçakları!

Ey yiğitçe, dürüstçe, mertçe konuşmaların, yüzleşmelerin, hesaplaşmaların
kaçakları!

Sanmayın ki yaptıklarınız yanınıza kalacak! Tüm ihanetlerinizin hesabını bir bir vereceksiniz! Bundan kurtuluşunuz yok.

Aklınızda mıh gibi tutun bunu.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!
Nurullah Ankut
Sayfa 121 - Derleniş Yayınları
Parti binalarımızın tamamının dış cephelerinde, 8’inci Yüzyılda yaşamış büyük İslam Âlimi Abdullah Bin Mübarek’in altın değerindeki şu sözünün yazılı olduğu pankart asılıdır:

“İnsanların en alçağı, din kisvesi altında dünya menfaati sağlayandır!”

Bu sözü kim üstüne alınıp rahatsız oldu dersiniz?

Sizin de şu an hemen aklınıza geliveren malum şahıs.

AKP’nin Kaçak ve de Haram Saray’da mukim Büyük Patronu.
Nurullah Ankut
Sayfa 125 - Derleniş Yayınları
Kürtçü geçinen HDP’nin genç ve yakışıklı eşbaşkanı ise zaten açıktan Amerikancıdır. Gizlemez o kendini. NATO’yu, ABD’yi, Birleşmiş Milletler’i Türkiye’ye çağırır. Gelin Türkiye’yi de Irak gibi, Suriye gibi yapalım. Sizin de istediğiniz Amerikancı Kürt Devleti’ni kuralım, der. Ve o da medya ordusunu peşine takarak Cuma namazlarına başlar artık. IŞİD’le aynı anlayıştaki Şeyh Sait ve Said-i Nursi anmaları tertipler. Şeyhlerin ellerini öper.
Nurullah Ankut
Sayfa 128 - Derleniş Yayınları
Ne diyor Âlim?

Din, dünya menfaati sağlamaya aracı kılınamaz. Din, ancak Allah’ın rızasını almaya vesile olur. Dinin amacı ahlâklı, dürüst, özü sözü bir, güvenilir insan olmayı sağlamaktır.

Tabiî bu deyiş Büyük Reis ve avanesine hakaret, hatta küfür gibi gelir. Çünkü onlarınki gerçek Müslümanlık değil. Kur’an’da ayet ayet ortaya konan, Hz. Muhammed ve Dört Halifenin yaşayışlarıyla örneklik ettikleri İslam değil. Onlarınki Muaviye-Yezid İslamı. Bugünün deyişiyle Amerikan İslamı, CIA İslamı. Yani içi boşaltılmış, özü alınmış, kuru bir kabuğa çevrilmiş ve tersyüz edilmiş İslam.
Nurullah Ankut
Sayfa 125 - Derleniş Yayınları
AKP’liler için din, içtenlikli, saf, dürüst insanlarımızı kandırmada bir araçtır. Siyasette rantı en yüksek olan ticari metadır.

Ne diyor bunların eski AB Bakanı?

Bir iki ayet salladık mı seçmeni kandırmaya yeter de artar bile. Kur’an sureleriyle “Bakara Makara” diyerek dalga geçiyor bu insan sefaletleri.
Nurullah Ankut
Sayfa 127 - Derleniş Yayınları
Zalimler, her geçen gün biraz daha zayıflayacaklar ve halkımız her geçen gün biraz daha uyanışa erecek. Ve bunun sonunda Şanlı Gezi İsyanı’mızın on katı, yüz katı isyanlar ortaya koyacağız biz ve o isyanlarla bu vurguncuların, bu hainler takımının tamamı devrilip yok olup gidecekler. Bunların ekonomik ve siyasi varlıkları tümüyle yok olacak. Gelecek mutlaka bizim, yoldaşlar
Nurullah Ankut
Sayfa 140 - Derleniş Yayınları
Biz inancımızı, ideolojimizi, davamızı işkence odalarında da savunduk hiç tereddüt etmeden. Bıyıklarımız demetiyle yolunurken işkenceciler elinde de savunduk açıkça, yiğitçe. Ve onların her türlü hakaretine, katmerli küfürlerle karşılık verdik. Çünkü insan şöyle ya da böyle ölecek. Öyleyse insana yakışan onuruyla, namusuyla, ahlâkıyla yaşamaktır. O yüzden biz, “onur yaşamdan önemlidir” deriz
Nurullah Ankut
Sayfa 92 - Derleniş Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seçim Konuşmaları
Alt başlık:
AB-D Emperyalist Haydutlar Çetesi ve Yerli Hain İşbirlikçilerine Karşı 2015 Genel Seçimleri Çerçevesinde Siyasi Değerlendirmeler
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
144
ISBN:
9789757346753
Kitabın türü:
Yayınevi:
Derleniş Yayınları
Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu duruma, daha doğrusu içine sürüklendiği, düşürüldüğü duruma bakınca seçimlerin filan hiçbir önem taşımadığını görürüz.

Çünkü Türkiye bugün Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı günlerden çok daha ağır, çok daha karanlık günleri yaşıyor.

Neden mi daha ağır bugünkü durum?

Şundan:

1919’da Türkler ve Kürtler bugün olduğu gibi ayrışmış, birbirlerine düşman kamplarda yer almış değillerdi. Yekvücuttu her iki halk.

Ayrıca da 1919’da düşman, işgal ordusuyla topraklarımızı çiğneyerek, kan dökerek, ırza geçerek ilerliyordu. İşgaller yapıyordu. Ege’de Batılı Emperyalistlerin maşası Yunan Ordusu, Güneyde Fransız ve İtalyan Emperyalistleri, Karadeniz’de yine İngiliz Emperyalistlerinin maşası Pontus çeteleri, Doğuda ise yine İngiliz, Amerikan, Fransız Emperyalistlerinin maşası Antranik Ozanyan komutasındaki Ermeni Ordusu insanlık dışı katliamlarını sürdürüyordu. Müslüman Halkı camilerde toplayıp ateşe vererek su kuyularına baş aşağı canlı canlı atıp üstlerine kayalar yuvarlayarak ve daha akla hayale gelmeyecek caniliklerle katlediyordu.(…)

İstanbul’da ise Batılı Emperyalistlere teslim olmuş Padişah Vahdettin ve hükümetleri Mustafa Kemal ve Birinci Kuvayimilliyeciler hakkında idam fermanları çıkarıyordu.

Yani durum apaçık ortadaydı, herkesçe görülüp anlaşılıyordu.

Bugünse halkımız parça parça bölünmüş durumda. Üstelik de düşman; ülkemizi askeri üsleri, NATO, Avrupa Birliği gibi askeri ve siyasi örgütleriyle; IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi ekonomik örgütleriyle ve sanayimizin tamamını oluşturan tekelci şirketleriyle kıskıvrak bağlamış olmasına rağmen kendisini gözlerden uzak tutmayı, gizlemeyi başarabilmiştir.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Ali
  • Tarihsel Maddeci

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0