Sevgili Halit (Halit Refiğ'e Mektuplar)

·
Okunma
·
Beğeni
·
85
Gösterim
Adı:
Sevgili Halit
Yazar:
Alt başlık:
Halit Refiğ'e Mektuplar
Baskı tarihi:
Aralık 2011
Sayfa sayısı:
210
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752899667
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
İlhan Usmanbaş, Oğuz Atay, Giovanni Scognamillo, Yıldız Kenter, Ahmed Adnan, Saygun, Sami Şekeroğlu, Pakize Barışta

Bir dönem: 12 Mart sonrası -12 Eylül öncesi. Çalkantılar, huzursuzluklar içindeki Türkiye.

Bir avuç aydın sanatçı hem toplumsal, hem bireysel sancılarla var olma mücadelesi veriyor. Yurt içinde ve yurt dışında. Birbirlerine yazdıkları mektuplarla soluk almaya çalışıyorlar.

Şimdi sararmış o sayfaları Türk sinemasının usta yönetmeni Halit Refiğ bugün ve gelecek zaman için saklamış...
"Sevgili Halit Bey mektupların yayımlandığını göremedi. Bu mektuplar birer emanet gibi geliyordu bana. Sanat, kültür, düşünce hayatımıza katkılarının büyük olacağını vurgulamak zorundayım. Şimdinin kof ortamıyla 1970’lerin çarpıntılı, kaygılarla yüklü, hep 'güzel' bir şeyler yapmak ülküsüyle dolup taşan ortamını, o bambaşka ortamı kıyaslayanlar elbette çıkacaktır."

Selim ileri
210 syf.
·9/10
Türk sinemasında önemli bir yere sahip olan Halit Refiğ 'e yazılmış, içinde dostluk, sanat, siyaset, samimiyet ve içtenlik olan mektuplar. 1976-77 yıllarının Türkiye için pek de iç açıcı olmayan o ışıksız döneminde yazılmış mektupların benim için önemli olmasının sebebi, Halit Refiğ'in yakın dostum dediği Oğuz Atay' ın da hayatına dair samimi itiraflarda bulunduğu mektuplarının bulunması. Romanları okunmayan, yayımlanmayan Oğuz Atay, yine filmleri yasaklanan, eleştirilen, beğenilmeyen Halit Refiğ ile bir nevi kader arkadaşlığı yapmış bu mektuplarla. Öyle ki bir dönem ülkelerini terk etmek zorunda kalan bu iki aydın mektuplarda buluşmuş; Oğuz Atay'ın o esprili ve samimi dili, hastalığından bahsederken kullandığı o ihtiyatlı ve mağrur dil, beni ruhumdan yakaladı, içime işledi. Görmezden gelinmenin, susturulmanın, son umut kırıntısına tutunmaya bile izin verilmeyişinin acı tezahürü var bu satırlarda. Sadece Oğuz Atay değil tabiki, dönemin opera, tiyatro ve sinema sanatçılarının karşılaştığı olumsuz durumlar, Türkiye'de ki karışık gündemin sanata olan etkisi var. Özellikle Yıldız Kenter 'in Şehir Tiyatroları ile ilgili yazdıkları, günümüz
tartışmalarına da benzer nitelikte aslında. Çok severek okudum.
"Ve bu ülke seni üzdü, yordu, gücendirdi. İşte onun için abicim, bu ülkede iş yok. Mektubunda dediğin gibi boş 'kelleler' var; ve gene dediğin gibi 'namuslu ve akıllı eser vermeye' gücü yetmeyenlerin dolapları var. Bir insan kendi işiyle namuslu ve samimi bir biçimde uğraşmazsa vaktini nasıl geçirir? Onun bunun kuyusunu kazmakla geçirir. Çünkü vakit, şöyle ya da böyle geçirilecektir ve bilirsin ki bütün gerçek kötülüklerin kaynağı can sıkıntısıdır. "
Kolektif
Sayfa 33 - Everest Yayınları
"Bugüne kadar şunu öğrendim ki, insan ancak inanç ile kuşkuyu ölçülü ve diyalektik bir biçimde birleştirebildiği sürece bir yere varmak imkanına sahip. Yoksa tek başına ve inanç ve de kuşku güvenilir rehber sayılmazlar."
Kolektif
Sayfa 39 - Everest Yayınları
"Olmuyor abicim, gerçekten tarafsızlık yok ; hatta tarafsızlığa yaklaşan bile yok. Sadece küçük ve - eskilerin deyimiyle - ' hasis menfaatler' var. Bu çoluk çocuk ordusu, savundukları 'eski değerler' imize de layık değil. Görünüşte birbirlerine karşı olanlar, aslında birbirinin aynı. Hepsi batsın diye bekliyorum, batmıyorlar da abicim. Çünkü gün uğursuzun. Biri batsa bile, bir benzeri çıkıyor abicim,arsız otlar gibi. "
Kolektif
Sayfa 47 - Everest Yayınları
"... Bu genel durum, nereye bakarsan aynı 'vahçet çağı' aynı 'orman kanunu' ile karşılaşıyorsun, dünyanın sonu demiyeceğim fakat, kuşkusuz, kilden temellere dayanan bir uygarlığın (?) çökme alametleri. Ne fark eder, sayısız uygarlıklar geldi geçti, bu da geçer, yoksa içinde yaşadığımız için mi daha sağlam olması gerekiyor? "
Kolektif
Sayfa 43 - Everest Yayınları
-"Birşey yapmak isteyen herkese düşmanlar" diyor Oğuz Atay. Bu dönemin ruhunu veren bir söz müdür bu? Halit Refiğ de böyle hisseder miydi? Onda haksızlığa uğrama duygusu olur muydu? "
-" Bu sözde bir gerçek payı var, ama bence sadece Türkiye'nin o dönemi için değil, tüm insanlık tarihinin ruhunu veren bir ifade. Sokrates'ten Cicero'ya, Dante 'den, F. Nietzsche' ye kadar geçen yüzlerce asırda, en hafifi sürülmek veya hapse atılmak olmak üzere, cezalandırılmayan büyük düşünür i, sanatçı yok denecek kadar azdır. Mozart, Beethoven, Schubert son senelerinde açlığa mahkum edilmiş; Kemal Tahir ve ve eşim, gericilik, Osmanlıcılıkla suçlanmış, dışlanmış, Oğuz Atay ise eserlerini bastıracak Yayınevi bulamamıştır. Bu gerçek, yani vasat ve sıradan insanın, sıradışı üstün insana karşı kolektif kin ve düşmanlığı hep var olmuş ve olacaktır. "
"İyi bir eser verdiğin için seni de tehlikeli buldular. Hayvanlar gibi kokusunu alıyorlar. İnsanlar iyi eserlere alışırsa bezirganlıklarının sökmeyeceğini seziyorlar."
Kolektif
Sayfa 37 - Everest Yayınları
"Şehir Tiyatroları'nda ben solcuyum, ben daha solcuyum, ben enn!.. Yarışı var.. Çetin Altan' ın Islıkçı diye bir oyunu prova ediliyormuş, Enn.. olmak için çırpınan rejisör, Çetin'i çağırmış, yahu, şu genç kızla, genç oğlanın parktaki sahnelerinde, oğlan kıza, çok mutluyum diyor, bu çok burjuva bir kelime, şunu değiştirip, umutluyum yapamaz mıyız acaba demiş.. Çetin çok güzel bir yazı yazmış, tepesi atmış olmalı.. Enn.. ler, Aaa demişler, Çetin de sağcı çıktı!.. Kırk altı milyon bütçeli Şehir Tiyatroları kimlerin elinde!..
Kolektif
Sayfa 126 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sevgili Halit
Yazar:
Alt başlık:
Halit Refiğ'e Mektuplar
Baskı tarihi:
Aralık 2011
Sayfa sayısı:
210
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752899667
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
İlhan Usmanbaş, Oğuz Atay, Giovanni Scognamillo, Yıldız Kenter, Ahmed Adnan, Saygun, Sami Şekeroğlu, Pakize Barışta

Bir dönem: 12 Mart sonrası -12 Eylül öncesi. Çalkantılar, huzursuzluklar içindeki Türkiye.

Bir avuç aydın sanatçı hem toplumsal, hem bireysel sancılarla var olma mücadelesi veriyor. Yurt içinde ve yurt dışında. Birbirlerine yazdıkları mektuplarla soluk almaya çalışıyorlar.

Şimdi sararmış o sayfaları Türk sinemasının usta yönetmeni Halit Refiğ bugün ve gelecek zaman için saklamış...
"Sevgili Halit Bey mektupların yayımlandığını göremedi. Bu mektuplar birer emanet gibi geliyordu bana. Sanat, kültür, düşünce hayatımıza katkılarının büyük olacağını vurgulamak zorundayım. Şimdinin kof ortamıyla 1970’lerin çarpıntılı, kaygılarla yüklü, hep 'güzel' bir şeyler yapmak ülküsüyle dolup taşan ortamını, o bambaşka ortamı kıyaslayanlar elbette çıkacaktır."

Selim ileri

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Ecem İspir
  • Merve Akar
  • Harun Ç.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0