Sırça Kümes

Tennessee Williams

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2025 127. kitabı
Benden sonra topal kızım ne olacak diye dert eden bir anne, aşağılık kompleksinden dolayı çekingen ve kendi dünyasında yaşayan bir topal kız, ve kendisini anne ve ablasına adamış olmasına rağmen bencillikle suçlanan ve babası gibi çekip gitmeyi arzulayan ama gidemeyen bir delikanlı... Kader gecesi olacak olan yemek davetlerine icabet eden gencin iş arkadaşı kimin kaderini nasıl değiştirecek? Tennessee'den kısa ama ikna edici, hayatın içinden, sımsıcak bir oyun... Görmek, anlamak ve hakedene hakettiği sevgiyi sunabilmek... Bazen istese de yapamaz insan...
Sırça KümesTennessee Williams · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1964101 okunma
9/10
·103 syf.··
2021 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2021 11:58
Öncelikle kitapla alakalı en kıymetli şey kitabın ilk baskısını okumuş olmam ve 1963 yılında sadece 5000 adet basılmış olmasıdır. Kitap bir tiyatro yazını. Engelinden ötürü sırça oyuncaklarla vakit geçiren Laura'nin öyküsüdür. Laura'nin içine kapanıklığı ve kardeşi Tom'un evi yavaş yavaş terk etme planlarından bahsetmektedir. Özellikle son sayfada alintisini yapmış olduğum sözler kitabı özetlemektedir. Dikkat çeken bir diğer nokta o yıllarda da gençlerin çok donanımlı olmasına rağmen liyakatli bir işte olmayislaridir. Annenin yalnızlığı ve dışa vurumu da anlatılmaktadır.
Sırça KümesTennessee Williams · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1964101 okunma
Jim’in Laura’yı Öpmesi Konusu
8/10
·90 syf.··
2025 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2025 12:01
Bu öpücük konusu yüzeysel bakıldığında Jim’in karakterini zedeleyen ve Laura’ya yapılan bir haksızlık olarak değerlendirilebilir ama bence tam tersi. Laura daha önce ne annesi ne de Tom tarafından olduğu gibi kabul edilip takdir edilmiş. Ayağındaki sakatlığının onun liseyi yarıda bırakmasına ve insan içine çıkmaya utanmasına neden olacak kadar hayatını etkilemesine rağmen bu durum aile içinde hiç konuşulmamış, Laura’nın kendiyle barışması için hiç ortam hazırlanmamış. Laura’nın ince ruhu ve kırılgan doğası daha önce kimse tarafından tam olarak anlaşılmamış. Jim aslında daha önce kimsenin yapmadığını yapıyor, yavaş ve nazikçe yaklaşıyor Laura’ya, yanına oturuyor, onun mum ışığına (gerçeğe) yaklaşmasını sağlıyor ve en sonunda Laura gittikçe kendini daha rahat hissedip açılıyor. Jim çoğu insanın sahip olmadığı bir derinlik ve anlayışla karşılıyor Laura’nın çekingenliğini. Tüm samimiyetiyle yardımcı olmaya çalışıyor ona. Aslında cam koleksiyon Laura’nın kırılganlığını ve naif doğasını temsil ediyor, bu koleksiyonu ilgiyle karşılayan ilk kişi de Jim oluyor. Onu gerçekten anlamak için dinliyor, en sonunda da onun ne kadar farklı ve özel biri olduğunu görüyor. Tek boynuzu kırılan at misali, onu bu kadar farklı ve değerli kılan özelliklerinden kurtulup, herkes gibi olmak istemesindeki dehşeti fark ediyor. Otlarla dolu bir tarladaki mavi bir güle benzetiyor onu. Ve belki de o gülün otların arasında kaybolmasından, kendini gösterememesinden korktuğu için öpüyor onu. Bu korkusunun yarattığı dürtüyle, kendi değerini biraz olsun fark etmesi umuduyla, bir anlığına onu öperken buluyor kendini. Bu öpücük bence en saf ve samimi duyguların içten bir şekilde dışa vurumu. Aşk ve romantizm barındırmaktan çok Laura’ya değerli ve özel olduğunu hissettiren onu cesaretlendirmeye yönelik bir
The Glass MenagerieTennessee Williams · Pearson Education · 0101 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Tennessee WilliamsYazar · 18 kitap
Tennessee Williams takma adıyla bilinen Thomas Lanier Williams (26 Mart 1911 – 25 Şubat 1983), büyük bir Amerikalı oyun yazarı ve 20. yüzyılın en seçkin oyun yazarlarından biriydi. “Tennessee” adı kendisine, okul arkadaşları tarafından güneyli aksanı ve babasının Tennessee geçmişinden dolayı verilmiştir. Arzu Tramvayı ile 1948’de ve Kızgın Damdaki Kedi ile de 1955 yılında Pulitzer Tiyatro Ödüllerine layık görülmüştür. Bu iki oyunun yanı sıra, Sırça Hayvan Koleksiyonu 1945'te ve Iguana’nın Gecesi de 1961 yılında “New York Eleştirmenler Birliği” ödülünü kazandı. 1952 yılında yazdığı “Gül Dövmesi” oyunu (erkek arkadaşı Frank Merlo’ya ithaf etmiştir) Tony Ödülleri’nde en iyi oyun ödülünü kazandı. Eleştirmenler, Williams’ın Güneyli Gotik tarzında yazdığı düşüncesini sürdürmektedirler. Tennessee Williams’ın sorunlu bir ailesi vardı ve bu ona eserlerinde ilham kaynağı oldu. Mississippi, Columbus’ta doğdu. Anne tarafından büyükbabasının evi piskoposlarca yönetilen bölge papazının eviydi. (Evi artık, Mississippi Karşılama Merkezi ve şehrin seyahat acentesidir.) Babası, Cornelius Williams, çocukları büyüdükçe git gide tacizkarlaşmaya başlayan bir pazarlamacıydı. Erkek kardeşi Dakin Williams, babaları tarafından genellikle el üstünde tutulurdu. Annesi, Edwina Williams, soylu güneyli bir aileden geliyordu ve bu hali kısmen boğucuydu. Thomas üç yaşındayken, aile Mississippi Clarksdale’e taşındı. Sekiz yaşındayken difteri teşhisi konuldu ve iki yıl boyunca neredeyse hiçbir şey yapamadı; ama sonra annesi onun zamanını ayakkabı çekeceğiyle konuşarak harcamasına izin vermemesi gerektiğine karar verdi. Onu, hayal gücünü kullanmasına teşvik etti ve on üçündeyken ona bir daktilo hediye etti. 1918’de, aile Missouri St.Louis’e yerleşti. 1927 yılında, 16 yaşındayken, Williams İyi Bir Kadın İyi Bir Eğlence Olabilir mi? başlıklı, Smart Set’te yayınlanan yazısıyla beş dolarlık üçüncülük ödülünü kazandı. Ertesi yıl, Nitocris'in İntikamı’nı Weird Tales’ta yayınladı. 1930’ların başında Missouri Columbia Üniversitesi’ne gitti ve burada Alpha Tau Omega Derneği’ne üye oldu. Burası, dernek arkadaşları tarafından, koyu güneyli aksanı yüzünden Tennessee adının koyulduğu yerdir. 1930’ların sonunda Williams bir yıllığına Washington Üniversitesi’ne geçti ama sonunda, 1938 yılında, Iowa Üniversitesi’nden mezun oldu. Bu zamana kadar, Williams seyirci karşısına çıkan ilk oyunu olan Cairo, Shangai, Bombay!’ı 1917 yılında Memphis, Tennessee’deki Snowden kasabasında yazdı. Bu eser ilk olarak 1935 yılında 1780 Glenviewve’de ve ayrıca Memphis’te sahnelendi. Williams, New Orleans, Louisiana’nın Fransız bölgesinde yaşadı. Buraya ilk olarak, WPA’de yazmak için 1939 yılında Toulouse Sokağı’na taşındı ve burası şimdi, Tarihi New Orleans Derlemesi’nin bir parçası olan, 1977 yılında kaleme aldığı Vieux Carré oyununun geçtiği yerdir. Arzu Tramvayı’nı 1947 yılında 632 St. Peter Sokağı’nda otururken yazdı. Tennessee, belki de kendine en büyük ilham kaynağı olan kızkardeşi Rose’a çok yakındı. Rose, hayatının büyük bir bölümünü şizofreni tanısı altında akıl hastanelerinde geçiren, narin, güzel bir kızdı. Birkaç başarısız terapi girişiminden sonra, paranoyak oldu. Anne babası, onu iyileştirmek amacıyla prefrontal lobotomiye izin verdi sonunda. 1937’de Washington’da yapılan ameliyat kötü geçti ve Rose hayatının geri kalanına zihinsel engelli olarak devam etti. Rose’un başarısızlıkla geçen lobotomisi Williams’ın üzerinde derin izler bıraktı ve ailesini bu ameliyata izin verdikleri için asla affetmedi. Bu onu alkolizme sürükleyen nedenlerden biri olabilir. Pek çok oyununda görülen “dengesiz kahraman” temasının, kız kardeşi Rose’dan esinlendiği söylenebilir. Oyunlarındaki karakterler, genellikle aile üyelerinin yansımalarıdır. Sırça Kümes oyunundaki Laura Wingfield, Rose’un bir sureti olarak anlaşılmaktadır. Bazı biyografi yazarları, Arzu Tramvayı oyunundaki Blanche DuBois karakterinin de yine ondan esinlendiğini söylerler. Lobotomi motifi “Geçen Yaz Birdenbire”de de kendini gösterir. “Sırça Kümes'teki Amanda Wingfield karakterinin Williams’ın annesi olduğu rahatlıkla görülmektedir. Sırça Kümes”teki Tom Wingfield ve Geçen Yaz Birdenbire'deki Sebastian’ın da içinde bulunduğu karakterlerin çoğu kendisinden izler taşımaktadır. Aktris Anne Meacham, Tennessee Williams’ın yakın bir arkadaşıydı ve “Geçen Yaz Birdenbire” dahil olmak züere, onun pek çok oyununda başrolü oynadı. Günlüklerinde, cinsel olarak aktifleşmeye ergenlik döneminde başladığını dile getirir. Onun biyografisini kaleme alan Lyle Leverich, bunun aslında, yirmili yaşlarının sonlarında olduğunu öne sürer. Provincetown, Massachusetts’te geçen otobiyografik özellikler taşıyan bir erken dönem aşk hikâyesi olan The Parade or Approaching the End of the Summer'ı yirmi dokuz yaşındayken yazmaya başladı ve üzerinde hayatı boyunca çalıştı. Bu oyun, ilk defa 1 Ekim 2006 Provincetown Tennessee Williams Festivali’nde sahnelendi. Sekreteri Frank Merlo’yla olan ilişkisi 1947’den Merlo’nun kanser sonucu 1963’teki ölümüne kadar sürdü ve Williams’ın ölümsüz eserlerinin ortaya çıktığı dönemde ona bir düzen sağladı. Merlo, Williams’ın kız kardeşi gibi delireceği yönündeki korkusu başta olmak üzere, birçok bunalım eğilimlerinde onun hayatında bir denge unsuru oldu. Sevgilisinin ölümü Williams’ı on yıl kadar süren büyük bir depresyonun içine sürükledi. Williams, Key West’te 1979 yılının Ocak ayında, eşcinsel karşıtı bir saldırının kurbanı oldu. Beş genç erkek tarafından dövüldü, fakat ciddi bir şekilde yaralanmadı. Bu olay yerel bir papazın homoseksüellik karşıtı bir gazete bildirisi yayınlamasından sonra oluşan eşcinsellik karşıtı eylemlerin bir parçasıydı. Bazı edebiyat eleştirmenleri, eserlerindeki aşırılıkları ağır bir şekilde eleştiriyorlardı; ancak bir kısmı da bunu, Williams’ın eşcinselliğine karşı bir saldırı olarak yorumluyordu. Tennessee Williams, New York Elysee Oteli’ndeki odasında boğazına bir şişe kapağı kaçması sonucu yetmiş bir yaşında öldü. Erkek kardeşi Dakin de dahil olmak üzere bazıları, onun öldürüldüğünü düşünüyorlardı. Hâlbuki, ölümüyle ilgili tutulan polis kayıtlarına göre ölümünde ilaçlar etkili olmuştu, odasında birçok ilaç reçetesi bulundu ve vücudunda bulunan alkol ve ilacın etkisiyle boğazına kaçan şişe kapağını dışarı atacak tepkiyi veremedi. Williams'ın kendine en çok örnek aldığı isimlerden biri olan şair Hart Crane gibi denize yakın bir yere gömülmesi isteğine rağmen, St. Louis Missouri’deki Calvary mezarlığına defnedildi. Telif haklarını, Sewanee Tennessee’deki bir üniversitenin kurucusu olan büyükbabası Walter Dakin’e ithafen güney bölgesinin üniversitesi olan Sewanee’ye bıraktı. Üniversite ödeneği, günümüzde, yaratıcı yazarlık programını desteklemektedir. Kızkardeşi Rose, yaşamının çoğunu akıl hastanesinde geçirdikten sonra,öldüğünde, elli milyon doların üzerindeki mirasını yine aynı üniversiteye bağışlamıştır. 2007 baharında Sewanee Tiyatrosu beş tane tek perdelik oyununu sahnelemiştir. Bunlar Mr. Paradise, Escape, The Palooka, The Municipal Abattoir ve Adam and Eve on the Ferry’dir. Williams’ın çalkantılı hayatında elde ettiği pek çok deneyim, yapıtlarında birer isyan olarak göze çarpmaktadır. Örneğin, Kızgın Damdaki Kedi eşcinselliğine, zihinsel dengesizliğinin ve alkolizminin izlerini diğer eserlerinden daha çok taşımaktadır. St. Louis Ünlüler Geçidi'ne 1989 yılında dahil edilmiştir.