Ninelerimin Mutfağından Damağımda, Aklımda Kalanlar

Sofranız Şen Olsun

Takuhi Tovmasyan
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
Mayıs 2016
Yayınevi:
Aras Yayınları
ISBN:
9789757265702
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·160 syf.··
2024 13. kitabı
Bir yemek kitabı bu kadar mı keyifli okunur. Ermeni mutfağının geleneksel yemeklerinin tarifi, aile öyküleri ile iç içe. İçinizi ısıtacak, bazen gözlerinizi dolduracak, bazen de kahkahalarla güldürecek hikayelerle bezenmiş bir kitap. Eski İstanbul yaşamı, Ermenilerin kültürü, geniş aile sofraları, yemek tarifleri çok tatlı bir dille anlatılmış. Okurken o günlere gidiyor, hatta mutfağa girip, bir şeyler pişirmek istiyorsunuz. Örneğin ben hemen gidip bir yerde topik yemek ve yapmak istedim. Kitabı Takuhi hanımın sesinden dinlemek ise apayrı bir keyif. Okuyun, çok beğeneceksiniz.
Sofranız Şen OlsunTakuhi Tovmasyan · Aras Yayınları · 2016105 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2022 43. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2022 16:34
#mart2022okumalarım Farklı bir okuma oldu ama çok da güzel oldu. Yemek tarifi ama aynı zamanda eşsiz anılar iceren kitapla ilgili düşüncelerimi yazmadan, bir Ermeni dostumuzdan, Selma abladan bahsedeceğim kısaca. 90'li yılların başından itibaren 12 yıl boyunca ikamet ettiğim Kozyatağı'nda, evime oldukça yakın bir sokakta oturan çok sevdiğim, her fırsatta ziyaretine gittiğim, gitmezsem gönül koyan, dünya iyisi Selma ablamız vardı. 12 yıl boyunca beni defalarca dostlar sofrasına davet etmiştir. Onun hazırladığı yemeklerin, kızarttığı balıkların, hele şarabımıza eşlik eden kendi elleriyle hazırladığı mezelerin tadını unutamam. Hala sevgi ve hasretle anarım kendisini. İyiki tanımışım, iyiki hayatıma değer katanlardan olmuş. Nurlar içinde uyusun Kitabı okurken bana o günleri hatırlattı, onun şiveli konusması kulaklarımda çınladı, burnumun direği sızladı diyebilirim. Güzel günler hep mi mazide kaldı Gelelim kitaba; Takuhi Tovmasyan, içinde Ermeni mutfak kültürüne ait bildiğimiz bilmediğimiz birçok yemek ve meze tarifi barındıran bu kitabı yazarken 1920'lere kadar götürüyor okurunu, kâh Çorlu'da kâh Çatalca'da bazen de Yedikule'deki evlerinin kokusunu, günlük yaşamını, seslerini getiriyor size kadar. Her yemek tarifini bir anıyla bağlıyor, kendi dedelerini, büyükannelerini, aile bireylerini anarak. Bir yandan da tarif ettiği yemeğin lezzeti için püf noktalarını veriyor. Müthiş keyif aldığım, çok sevdiğim bir kitap oldu SOFRANIZ ŞEN OLSUN. Yemek kitabı diyerek geçmeyin. Anıları da o kadar güzelki Bu vesileyle, tüm Ermeni dostlarıma selâm olsun, iyiki varsınız ‍️ #takuhitovmasyan #sofranızşenolsun #arasyayıncılık #yemekveanıkitabı #kitapönerisi
Sofranız Şen OlsunTakuhi Tovmasyan · Aras Yayınları · 2016105 okunma
10/10
·157 syf.··
2026 22. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 15:11
Offf, bu kitaba bayıldım! Sanki bir yolculuğa çıkmışım da bilmediğim bir şehirde dolaşırken Takuhi Hanım’a tesadüfen rastlamışım, ayaküstü kısa bir sohbetin ardından beni o akşamki aile yemeğine davet etmiş ve ben de bu daveti kabul etmişim. Sonra kendimi uzun bir sofranın başında bulmuşum ve onun ailesi, dostları ve yakın çevresiyle birlikte oturmuş, yemek üzerine edilen sohbetleri, insanların hal ve tavırlarını, hayat hikayelerini ve aralarındaki bağları hayranlıkla izliyormuşum gibi hissettim kitabı okurken. Yüz elli altı sayfalık bu kitapta 29 tarif yer alıyor. Çoğu oldukça meşakkatli, zaman ve emek isteyen tarifler. Bu tariflerin nasıl yapıldığını öğrenirken bir yandan da 1920’ler, 30’lar ve 40’ların ekonomik koşullarına, toplumsal yapısına, gündelik yaşamın ayrıntılarına ve değişimin hızına Takuhi Hanım’ın o muhteşem kelimeleri ile tanıklık ediyor okur. Bu kitabı okurken ben de kendi çocukluğuma gittim ve babaannemin, anneannemin, annemin yaptığı yemekler birer birer gözümün önüne geldi. Babaannemin kendine has pişirdiği yuvarlak patates kızartmaları, ilkbaharda bahçeden topladığı pembe gül yapraklarıyla yaptığı gül suyu (benim de yazın o gül suyunu bir kaseye koyup azıcık şeker ekleyerek dondurup dondurma niyetine yemem) ve kış aylarında yaptığı hapsa (pekmez ve tereyağıyla hazırlanan, pudingi andıran bir tatlı). Annemin yemekleri hep güzel, hep çok lezzetli! Yaprak ve lahana sarması, tane tane dökülen pirinç pilavı ve yirmi senedir kırmızı et yemesem de çocukluktan aklımda kalan o karnıyarığın tadı…Anneannemin ise “zılfet” yemeği. Tandır ekmeği yaptıktan sonra yuvarlak bir ekmek daha yapardı ve o ekmeğin içi oyulur, çıkan parçalar küçük küçük koparılıp tekrar içine yerleştirilirdi. Üzerine sarımsaklı yoğurt, eritilmiş tereyağı, nane ve pul biber gezdirilerek
Sofranız Şen OlsunTakuhi Tovmasyan · Aras Yayınları · 2016105 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2022 1. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2022 00:00
Yemek kitabi olmasinin yaninda bizleri gecmis zamanda yolculuga cikaran, ozellikle istanbul ve trakya hakkinda guzel bilgiler edinmemi saglayan, harika anlatimi olan bir eser.
1000Kitap
Sofranız Şen OlsunTakuhi Tovmasyan · Aras Yayınları · 2016105 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2022 12. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2022 14:26
Sula Bozis'in yıllar önce okuduğum İstanbul Rumlarından Yemek Tarifleri kitabı ile aynı tadı aldım. Sadece bir yemek kitabına indirgemek eksik kalır. Anlatı tarzı da kendi şivelerinde çok hoş. Bir kültür aktarımı, aile tariflerini ve geleneklerini paylaştıkları için ikisine de teşekkürler.
Yaşam
Sofranız Şen OlsunTakuhi Tovmasyan · Aras Yayınları · 2016105 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 69. kitabı
Yemeklerin sadece yeme eylemi için yapılmadığına bir kez daha kanaat getirdim. Tovmasyan ailesindeki birlik, beraberlik ve muhabbet yemekler sayesinde daha da görünür olmuş. Ermeni kültürü ve Türk kültürü aynı topraklarda yüzlerce yıl beraber yaşamanın neticesinde birbirinin içine geçmiş. Tariflerin hiç biri yabancı değildi. Ailede hüküm süren gelenekler de bir o kadar benzerdi. Kitapta acının bir tonuna da şahitlik ediyorsunuz. Tehcir günlerinden sağ kurtulanlar hep geçmişlerinin, kaybettiklerinin peşine düşmüşler. Yıllarca geride bıraktıklarını unutamamışlar. Onlarsız yaşamanın zorluklarına katlanmak zorunda kalmışlar. Eski fotoğraflardan acılarla yoğrulmuş ruhların gözlerini çok iyi okuyabiliyorsunuz. Kitapta yemeklerin görsellerinin olmamasını eksiklik olarak kabul etmeliyiz. İyi ki Youtube gibi video içeriklerine ulaşabileceğimiz platformlar var günümüzde. Yemek kitaplarının sadece sözlü anlatımlarını takip ederek yemek yapmak eskiden çok zor oluyordu herhalde. Bu yüzden bir ustanın yanında yetişmek, onun nasıl yaptığını canlı canlı görmek eskiden fazlaca kıymetliydi. İrmik Helvası bölümünde geçen hüzünlü hikayeyi ve irmik helvasının yazar için ifade ettiklerini çok beğendim. Yazara göre helva bahane. O, en çok sevdiklerini, özlediklerini, öldüğüne bir türlü inanmadıklarını anmak için giriyor mutfağa.
Sofranız Şen OlsunTakuhi Tovmasyan · Aras Yayınları · 2016105 okunma
9/10
·160 syf.··
2024 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2024 00:21
Bitti, ama ben de bittim. İçimdeki tahtalar çıt çıt çıtladı… Anıları, arkasındaki dramı, bir arada yaşasalardı bu topluma ne büyük fayda sağlardı dediğim bir kayıp jenerasyonu okumak sevindirdi ve hüzünlendirdi… Yemek bahane, halkların kardeşliği şahane…
Sofranız Şen OlsunTakuhi Tovmasyan · Aras Yayınları · 2016105 okunma

Yazar Hakkında

Takuhi TovmasyanYazar · 1 kitap
Takuhi Tovmasyan Zaman, Yedikule, İmrahor Caddesi, Gençağa Sokağı 18 numarada, Takuhi yayamın üç katlı ahşap evinde doğmuşum. Doğduğum gün Zadig, yani Paskalya yortusunun merelotsuymuş. Bir gün evvel, her zaman olduğu gibi, Zadig kutlamaları için evimiz akrabalarımızla dolmuş taşmış. Ertesi gün, "Mari'nin bir kızı oldu" müjdesini duyanlar, kulaklarına inanamamışlar. Daha dün onca misafiri ağırlamış, üç katlı evde bir aşağı bir yukarı koşuşturmuş, sabahtan akşama kadar hiç oturmamış bu kadın, sabahın ilk ışıkları henüz belirmemişken nasıl olur da bir çocuk dünyaya getirebilir! Akrabaları gibi Mari de şaşmış bu işe. Ama onun derdi başka. Sanki o devirlerde bu işin garantisi varmış gibi oğlan çocuğu doğuracağını sanıyormuş; kızı olduğuna inanamamış, yani bir oğlu varken, ikinci bir oğlu daha olmasını isterken, ben doğmuşum. Anam üzülmüş ama babam çok sevinmiş. Anasını çok seven babam, onun ismini yaşatacağı bir kız evladına sahip olmanın sevinciyle tam kırk yaşında ikinci ve son kez baba olmanın heyecanını yaşamış. Böylece on dört nisan bin dokuz yüz elli ikide Tovmasyan ailesine ikinci bir Takuhi katılmış… Sokakta hiç ip atlamadım, seksek, saklambaç, top oynamadım, komşunun ayva ağacına çıkmadım. Ev işlerini bir oyun gibi gördüm. Suyla sabunla oynadım. Bahçe sulamaya bayılırdım. Bakla, bezelye toplamayı, bağda üzüm salkımlarını sepete özenle yerleştirmeyi ufak yaşta becerebildim. Kim nerede yemek yapsa ben onun yanında dururdum. On bir yaşımda ilk kez tek başıma kek yaptım. On beş yaşıma geldiğimdeyse, evimizde yapılan her yemeğe elimi sokmuştum. Sadece balık ayıklamamıştım. İlk olarak on beş yaşımda tekir balığı ayıkladım. Sonra başladım anamla rekabete. Beğendiğim hanımefendilerden tarifler alıp anama meydan okumaya kalkıştım. Babamı, Yeğya kocadayımı, Partuh dayımı, Ardaş ve Krikor eniştelerimi gurme olarak kullandım. Onlara "Eee Mari, boynuz kulağı geçti." dedirttim. Ama çok sonra bu atasözünün bir devamı olduğunu öğrendim. Meğer "Boynuz kırılır, kulak kalır" mış... Bu ne biçim "biyografi" demeyin. Hani okuduğun okullar? Aldığın diplomalar? Yazdığın köşe yazıları? Gazete tefrikaları? Katıldığın yarışmalar? Aldığın ödüller? Yayınlanmış diğer eserlerin? Yayınlayacakların... Yok, vallahi yok. Olsaydı yazmaz mıydım? Siz elinizdeki bu kitaba bakıp beni yazar zannetmeyin. Bana "yaz" dediler, ben de yazdım. Evimin duvarını süsleyecek ne bir üniversite diplomam var, ne odamın köşesini değerlendirecek antika bir yazı masam, ne de ayaklarımın altında dolanan bir mırnav kedim... Olan biten, varım yoğum, orta halli, temiz pak bir ortaokul diploması, Bakırköy'ün yüz altmış yıllık çınarı, Dadyan Okulu'ndan. Bu kitabı ister anı diye okuyun, ister yemek kitabı niyetine. Yemekleri yapıp sevdiyseniz, aile hikâyelerinden de tat aldıysanız, ne mutlu bana…