St. Barbaralı Balıkçıların Ayaklanması

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.335
Gösterim
Adı:
St. Barbaralı Balıkçıların Ayaklanması
Baskı tarihi:
1966
Sayfa sayısı:
125
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Fahir Onger Yayınları
Baskılar:
St. Barbaralı Balıkçıların İsyanı
St. Barbaralı Balıkçıların İsyanı
St. Barbaralı Balıkçıların İsyanı
St. Barbaralı Balıkçıların Ayaklanması
128 syf.
·6/10
İlk olarak Almanya'daki bir balıkçı kasabasındaki yaşanan olaylar anlatılıyor.Devamında farklı konularda işlenmiş öyküler ile devam ediyor.
Karakterlerin daha çok ruhsal durumları öne çıkarılmış.
Açıkçası kitabın ne bir başı ne de bir sonu var.
128 syf.
·6/10
Kitaba ismini veren hikaye haricinde diğer hikayeler iyi sayılır. Yazar, hikayelerinde, dünya barışı ve eşitsizlikler hakkında farkındalık yaratmaya çalışmış fakat yazarın anlatımından mı, çevirisinden mi bilmiyorum tam olarak hissettirmek istediği duyguları okuyucuya geçiremiyor. Yine de fena sayılmaz. En azından birçok gereksiz kitaptan iyidir. Birçok yazarın yanından bile geçmeye korktuğu konuları ele almış, bu yönüyle bile okunabilir diye düşünüyorum.
142 syf.
·7/10
Dünya Klasikleri kitap serisinden biri olan ST. BARBARALI BALIKÇILARIN İSYANI 1928 yazılmış bir eserdir. Eser kısa zamanda büyük bir başarıya ulaşarak ünlü KLEİST ödülünü kazanır, birçok yabancı dile çevrilir.
Bu eser başarıya ulaşmamış bir grevin öyküsüdür. Balıkçılıkla geçinen bir sahil kasabasında balıkçılar haklarını almak için zamanın şirketlerine karşı direnişe geçerler.
Bu direniş HULL' ün kasabaya gelmesiyle başlar, gelişir ve başarıya ulaşamadan sona erer.
Eserde balıkçıların isyanından zayıfların, ezilenlerin gücü belirtmek istenmiştir.
Eserin kişilerinden hayatta kalanlar grev öncesinden daha fakir ama çok daha bilinçli olarak yaşamlarını sürdürürler.
142 syf.
·2 günde·5/10
Kitap biri uzun, diğer üçü kısa dört hikayeden oluşmuş. Açıkcası sadece en kısası olan “Kim Yapar Bezi, Dolabı, Kitabı?” başlıklı hikayeyi anlayıp, sevebildim. Diğerlerinden hiçbir şey anlayamadığımı, anlatılan konuların içine giremediğimi, biraz anlar gibi olduğumda ise çok çabuk koptuğumu söyleyebilirim.
Bence bir eseri kaleme alırken oluşturulacak cümleler okuyucuların okurken daha rahat anlamaları için belli bir uzunlukta olmalı. Yani ne tek cümleden oluşan koca koca bir türlü nokta gelmeyen paragraflar, ne de sürekli kısacık cümleler. Bu eserde de hoşuma gitmeyen en önemli tarafı başından sonuna kadar çok kısa cümlelerin kullanılması olaya kendimi vermemi engellediğini düşünüyorum.
142 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Kemiriyordu onu korku, kendisiyle bir ilgisi yoktu, sanki bambaşka bir yerden geliyordu, gölge gibi. Parmakla dokunulacak kadar yaklaşan perişanlığın insanlara ilettiği bu gölge, korkudur sayın okur.
Hiç şüphe yok ki Anna Seghers korkuyordu.
Hapise girmekten veya ölmekten değil.
Kitapların yakılmasından ve fikirlerin kelepçesinden.
Korktuğu 1933 kitap yakma eylemlerinde başına geldi. Ama fikirlerine kelepçe vurulmadı.
2019 ekim ayında soğuk bir akşamdan sonra bir kitabı bir okurun kafasına, kalbine kazındı.
188 syf.
·2 günde·1/10
Dünya klasiği olduğundan şüphe ettiğim kitaplardan biri. Tam olarak konusu ve mevzusu belli değil. Anlatım dili çok iyi kendini okutan bir yazımı var lakin birşey olmuyor hem değişik farklı hikayeler var bence zaman kaybı.
128 syf.
·Puan vermedi
Türkiye'de tanınmayan ama tanınması gereken bir yazar ayrıca okunması gereken bir kitap.
128 syf.
·8 günde·5/10
Aşırı gerçek bir hikaye. Olayların geçtiği yer kurgulanmış yani öyle bir yer yok(kaynaklardan öğrendiğim kadarıyla). Yaşanmış bir hikaye olabilir. Fakat o da şöyle bir soru akla getiriyor; yaşanmış bir hikaye ise bunları yaşamış bir kişinin yazmış olması gerekmez mi? Anna Seghers'in Marie adlı karakter veya onun çocuklarından biri olduğunu düşünmüyor değilim.
Kitaba gelecek olursak sonunda birkaç hikaye daha var. Onlarında başı sonu belli değil.
Aldığı ödülü haketmiş.
142 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
ST Barbaralı Balıkçıların Ayaklanması başarıya ulaşmamış bir grevin öyküsüdür.Balıkçılıkla geçinen bir sahil kasabasında balıkçılar haklarını almak için armatörlere karşı direnişe geçerler.Bu direniş Hull'ün kasabaya gelmesiyle başlar,gelişir,bilinçlenir ve başarıya ulaşmadan sona erer.Romanın en ilgi çekici yanı ve dahi onu büyük bir başarıya ulaştıran unsur,olayların ve kişilerin tam bir gerçeklikle göz önüne serilmesidir.Mübalağa sanatı romanda hemen hemen yoktur.Bu durum okuyucuyla kahraman arasındaki bağı kuvvetlendirmekle birlikte öykünün akıcı olmasını sağlamıştır.Öykünün sonu daha ilk cümleden belli olur.Ayrıca kitabın sonunda bulunan 3 farklı öykü yazarın başarısını ortaya çıkarmakta,biz okuyucularada farklı bir deneyim sunmaktadır.
Sizin 'ilk adım' dediğiniz şey, genellikle insanın birden yepyeni bir yola adım atması biçiminde olmuyor. Çoktan bir yöne dönmüş olması gerektiğini anlayana dek eski yolda yürüyor insan.
Başımdan geçen her şeyi düşünmeye koyuldum. Aklıma gelenler, sabah ışığında kararan düşünceler değildi. Tüm yaşamımı değiştiren düşüncelerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
St. Barbaralı Balıkçıların Ayaklanması
Baskı tarihi:
1966
Sayfa sayısı:
125
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Fahir Onger Yayınları
Baskılar:
St. Barbaralı Balıkçıların İsyanı
St. Barbaralı Balıkçıların İsyanı
St. Barbaralı Balıkçıların İsyanı
St. Barbaralı Balıkçıların Ayaklanması

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0