Su Duydum-Hasan Sever
Feride, daha çok içe kapanan, kendi halinde bir ailede büyümüş, olan biteni içinde taşıyan biri. Yaşadıklarını kelimelere dökemese bile sessizliğiyle her şeyi anlatıyor. Onun suskunluğu aslında ülkenin suskunluğunu temsil ediyor.
Ferdi ise öfkeli, kırgın ve çaresiz. O, yaşananlara kayıtsız kalamayan ama ne yapacağını da bilemeyen bir karakter. Ferdi’nin hali; bastırılmış adalet duygusunun, yarım kalmış hesapların bir yansıması gibi.
İkisi arasındaki bağ, sadece kişisel bir ilişki değil; aynı zamanda aynı acının iki farklı yüzü.
Bu iki genç 18 yıl sonra Zürih'te biraraya geliyor ve kısa bir şehir turuyla birlikte acılar, kayıplar, geçen yıllar, yarım kalan aşk, sokaklar, şehrin tarihi, kırgınlıklar, suskunluklar.... hersey masaya yatırılıyor.
Kayıplar, adaletsizlik, korku, baskı ve belirsizlik sürekli arka planda hissediliyor. İnsanlar konuşmaktan çekiniyor, gerçeği biliyor ama söyleyemiyor. “Su duyuluyor” ama kimse o suya gerçekten ulaşamıyor.
Kitap, ülkenin:susturulmuş insanlarını,
yarım bırakılmış hayatlarını, unutulmak istenen acılarını çok sade ama çarpıcı bir dille anlatıyor. Hiç bağırmadan, slogan atmadan; sadece sessizlikle.
Feride ve Ferdi’nin hikâyesi, aslında “bizim” hikâyemiz gibi duruyor. Herkesin bir şeyler bildiği ama yüksek sesle söyleyemediği bir ülkede, suyun sesini duyan ama susuz kalan insanların romanı.