Taht ve Baht

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
148 gösterim
Atalarımızdan bize kalan en büyük miras tarihimizdir.
Hafızamız, evimiz-barkımız, malımız-mülkümüzdür tarihimiz.
Milletsek bugün eğer, bir devletimiz varsa, ortak değerlerden söz edebiliyorsak, tarihimize borçluyuz tüm bunları.
Mankurtların tarihi yoktur sadece.
Kendi mirasına sahip çıkmayan, tarihi şahsiyetlerini ve mirasını karalayan bir yönetim, kendi zenginliğini, kendini Mankurtlaştırmak istiyor demektir.
Sislere, yalanlara gömdük tarihimizi.
Halbuki hatalarıyla sevaplarıyla Cumhuriyet tarihi ne kadar bizimse Osmanlı tarihi de o kadar bizimdir.
Yalanlar üretmek, tarihi şahsiyetleri karalamak, inkâr etmek demektir.
Buna kimse razı olmamalıdır.
Bu roman da olmamıştır.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 1995
  • Sayfa Sayısı:
    384
  • ISBN:
    9789757561286
  • Yayınevi:
    Beka Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 2 Alıntı

Kapı vuruldu. İçeri giren hizmetçi kahve servisini yapıp çıktı.
Masanın üzerindeki tabakasını alan Vahdettin, sigara tuttu.
- İçer misiniz?
Mustafa Kemal, sigarayı aldı:
- Teşekkür ederim!
Sigaraları yaktıktan sonra, kahvelerini yudumladılar.
- Paşa, siz, İstanbul'u da kurtarmış bir komutansınız! Baştan bana sıkıcı gelen bu seyahati sizinle yapmış olmak, şu anda beni memnun ediyor.
Vahdettin çok kibar ve kendinden emin bir şekilde konuşuyordu. Onun ilk defa bu kadar uzun konuşmasına şahit olmuştu. Devleti ellerinde tutan İttihatçılara karşı aradığı destek işte karşısındaydı; yarının padişahı olacak bu zatla iyi ilişkiler kurmak, onun güvenini kazanmak, gözüne her şeyden daha önemli gözüktü. Düşündüğü şeyleri, onun yakınlığını kazanarak gerçekleşirebilirdi. Bu tür düşünceler beynine doldukça heyecanı daha da artıyordu...

Taht ve Baht, M. Talât Uzunyaylalı (Sayfa 25)Taht ve Baht, M. Talât Uzunyaylalı (Sayfa 25)

Memleket birbiri peşi sıra İttihatçılar'ın marifetiyle girdiği İtalyan, Balkan ve Dünya Savaşı'nda perişan edilmişti. Devam eden savaşın nasıl sonuçlanacağı ise meçhuldü. Zaten yıllardır süren savaşlar ve kötü yönetim nedeniyle siyasi idare, ticari hayat, devlet nizamı çökme noktasına gelmişti. Hatta, ordu bile ifsat içine girmişti. Devleti bu hale İttihatçılar getirmişti. Genç subayların çoğusu onlardandı. Darbeyle, baskıyla, Hükümeti ele geçirmişlerdi. Ağabeysi İkinci Abdülhamid'i tahttan indirmişlerdi. Yeniçeri ortadan kalkmıştı ama şimdi bunlar, onların yerini almıştı. Astıkları astık, kestikleri kestikti! Savaşa, barışa, her şeye onlar karar veriyordu. Bürokratlar, subaylar, vatanı, milleti ve düzeni savunmak yerine, gruplar halinde bölünerek, şuculuk buculuk peşine düşmüşlerdi. Bu nedenle de doğru dürüst iş yapılamaz ve devlet, millet hukuku korunamaz olmuştu.

Taht ve Baht, M. Talât Uzunyaylalı (Sayfa 14 - Beka Yayınları)Taht ve Baht, M. Talât Uzunyaylalı (Sayfa 14 - Beka Yayınları)