Tarih Felsefesi

Gustave Le Bon
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 8 dk.
Sayfa Sayısı:
181
Basım Tarihi:
Ekim 2004
Yayınevi:
Ataç Yayınları
ISBN:
9799756205012
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·230 syf.··
2020 13. kitabı
Hani derler ya - ki öyledir de- çeviri, baştan başa bir eser vücuda getirmektir diye. Çevirmen Haydar Rıfat başlı başına bir eser yazmış gibi. Tamamen üslubuna dayanarak bunu söylüyorum. Okuyunca ne demek istediğimi anlarsınız. Le bon'u severek okurum. 1931 yılında vefat etmiş. II. Dünya Savaşı'nın gelmekte olduğundan haberdar. Kitabın sonunda ülkelerin mevcut durumundan bahsediyor. Rusya' nın askeri gücünün ne kadar korkutucu olduğu vs. - Rusya demişken 18 mayısın anlam ve önemi bilginizdedir sanıyorum ki- kitapta tarihi olaylar için - bizim de ders kitaplarımızda olduğunun aksine- birkaç değil birçok sebep olduğuna değiniyor. Bence de öyle iğne ucu kadar bir sebebin bile etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Dünya savaşları böyledir. Daha birçok olay... Kitapta en çok hoşlandığım konu şahidlerin sayısının artması ile olayların gerçekliğinin ortaya konulmasının ters orantılı olmasının kanıtlanması. Bilinen gerçek çoğunluğun yanılmayacağı üzerinedir. Bunun kitapta reddedildiğini gördüm. Kitapta katılmadığım birçok cümle var. Bazıları Türkler hakkında. Bilgilendirici bir kitaptı. Umarım okursunuz. Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim.
Felsefe
Bir Tarih Felsefesinin İlmi EsaslarıGustave Le Bon · Ötüken Neşriyat · 201617 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Gustave Le BonYazar · 16 kitap
Fransız sosyolog ve antropolog. Toplum ve kitle psikolojisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır. Hayatı ve Düşüncesi 7 Mayıs 1841 tarihinde Nogent-le-Rotrou 'de dünyaya geldi. Tıp eğitimi aldığı halde sosyal bilimlere yöneldi.1895 yılına kendisine büyük ün kazandıran ve alanının öncü çalışmalarından biri olan "Kitleler Psikolojisi" adlı eserini yayınladı. Devrimlerden ve bilhassa Fransız devriminden nefret eden Le Bon her türlü topluluk gibi temsil işlevi gören meclislerin de kitle psikolojisini yansıtan bir "kalabalık" olduğunu savunuyordu. Ona göre bireyin zekâ seviyesiyle orantılı kararlar almasını önleyen "yığın psikolojisi" sendikaların, siyasî partilerin ve bilhassa meclislerin çalışmasına egemen olarak batı uygarlığının çöküşünü hazırlıyordu. Bu süreci tersine çevirmenin tek çaresi seçkinlerin inandıkları dönüşüm programlarını bu tür temsilî yapılara karşın taviz vermeden uygulamalarıydı. Bu programları kitlelere benimsetmenin yolu ise bunları onların onayına sunmak değil, bunların kendilerinin yararına olduğunu onlara sürekli biçimde tekrarlayarak içselleştirilmelerini temin etmekti. 13 Aralık 1931'de Marnes-la-Coquette'te ölmüştür.