"TAVŞANLAR"
“Oyunda olan, oyunda kalır…”
Ama ya oyun gerçekliğin ta kendisiyse?
Teknolojiyle örülü bir dünyada yaşıyoruz. Her şeyin kontrol altında olduğunu sandığımız bir çağda, ya farkında bile olmadan bir oyunun parçasıysak?
Terry Miles’ın çarpıcı gerilim romanı Tavşanlar, bizi sıradan gerçeklikten çekip bilinmeyenin derinliklerine sürükleyen bir hikâye. Black Mirror’ın karanlık vizyonunu, Stranger Things’in doğaüstü havasını ve Inception’ın katmanlı zihinsel yolculuğunu bir araya getiren bu kitap, âdeta bir zihin labirenti. Karanlık, gizemli ve akıl sınırlarını zorlayan bir oyunun etrafında dönen bu kitap, yalnızca bir bilimkurgu ya da teknoloji gerilimi değil; gerçeklik ile sanrının arasındaki çizgiyi paramparça eden bir anlatı.
Dünya genelinde fısıltıyla yayılan, adı konmamış bir oyun: Tavşanlar.
Fakat bu oyun, ne dijital ne de fiziksel olarak tanımlanabiliyor.
Oyuncuları, oyuna katıldıklarının farkında bile olmayabilir.
Kurallar bilinmiyor.
Kazananlar bilinmiyor.
Ödül? Kimi ölümsüzlük diyor, kimi evrenin sırları…
Bir ölümsüzlük mü? Sonsuz servet mi? Yoksa evrenin sırlarını çözecek bir zihin anahtarı mı?
Cevaplar belirsiz.
Ama herkesin emin olduğu tek şey şu:
Her yinelemede ceset sayısı artıyor.
“Her yineleme daha da ölümcül oluyor.”
Kitap, “K” adını kullanan ve hayatını bu gizemli oyunun varlığını araştırmakla geçiren bir karakterin gözünden anlatılıyor.
K, hayatını bu oyunun izini sürmeye adamış bir araştırmacıdır. Gerçeklikteki küçük hatalardan, zaman kırılmalarına kadar her şey birer işarettir onun için. Derken, oyunun eski kazananlarından biri olduğunu iddia eden milyarder Alan Scarpio ortaya çıkar ve oyunda bir şeylerin ters gittiğini söyler. Uyarır:
“Oyun bozuldu. Düzeltmezsek, dünyanın sonu olabilir.”
Beş gün sonra Scarpio kaybolur.
İki hafta sonra