·
Okunma
·
Beğeni
·
1.386
Gösterim
Adı:
Ters Adam
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
387
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Habora Yayınları
Baskılar:
Ters Adam
Ters Adam
296 syf.
Bir kadın ile bir erkeğin zevk anının hemen ardından "starting box" un kapıları açılınca sağındakine omuz atıp, solundakine çelme takıp, önündekinin boğazını sıkarak muvasalat noktasına varmak için rekabete girişip spermlerin içindeki en dayanıklı ve en hevesli kuyruklunun kendin olduğunu ispat etmeye giriştiğin an var ya... Bold Pilot görse nalları çıkarttırırdı senin hırsından ötürü...Burada gülüşümdeki melankoliyi saklamalıyım... Dönüşün olacağını unuttuğun ya da dönüşün olmayacağını düşündüğün ! için, heralde, yenilmez ve ölümsüz kuyruklu edasıyla tek gidiş biletinin kendine yeteceğini düşünüp ışıksız bölgeye hem cesaret hem de heves gerektiren bir balıklamayla dalışa kalkıştın... (İtiraz etme, şimdi burda birbirimizin sahte yüzlerine baktığımıza göre evet haklıyım! Bu arada, bravo bebe... "Balıklama atlama" deyiminin menşei sensin!) Sonra...

Sessizlik sisi dağılıp tünelin ucundaki ışık görünmeye başlayınca, Terry Eagleton'un bahsettiği gibi sana doğal gelen egoistliğini bir kenara bırakıp iyi olmak için hayata dair bir dizi karmaşık beceri öğrenmenin gerekliliği sana zül gelmeye başladı. Bölünme yeni başlıyordu halbuki...

(Kendini tanıdıkça sevmekten vazgeçeceksin. Var oluşundan iğrenmeye başlayacaksın. Niye mi? Hayalinde öldürmek isterken diğerlerini aslında kendini öldürdüğünü farkedeceksin. Kimliğini Araf'ta aramaya başlayacak fakat orda da bulamayacaksın. Sana uygun kişilik vermek isteyenlerin hayaletleri orda da seni kovalayacak. Böğüre böğüre ölüme hükümlü olduğunu haykırmak isteyeceksin.)

Çok ve tuhaf ve çelişkili mi konuşuyorum? Parantez içindeki bölümü yoksay...

O değil de,
"Bebe, sen daha kuyruğu yeni kestirdin; Terry Eagleton'u nerden biliyorsun?" dersen, reenkarne oldum ben... 7.nesil... Çift dikiş... (sorgulama, devam et)

Kiminin doğuştan olduğunu reddettiği, tünelden geçip gişeden çıkınca tabula rasa'nın üzerine ne yazarsan o kadardır dediği "Ahlak" diye adlandırılan sosyolojik inanç veya yargıların sonucu ortaya çıktığı düşünülen(belki de halihazırda var olan) davranışlar bütünü diye bir şey varmış, haberin olmuştur... Kenar mahalleden komşuları olan ölçülülük ve sağduyu denen, bahsederken yüz ekşitip soyut paçavralar olarak lakaplandırdıkları şeyleri de duymuşsundur ama görmemiş olman yüksek ihtimal... Bir süre sonra, bağımlısı olacağın "madde"nin yeryüzündeki tanrılarını da görmüşsündür. (Madde denince aklına her ne geliyorsa onların tümü) Kadın-erkek ilişkilerinde, politikada, çocuk eğitiminde, biyolojide, dilbilimde, metafizikte, edebiyatta, tıpda, dinde vesaire... Her yere sıçramışlar, değil mi? Ne çok tanrı varmış!

Burada ikinci tekil şahıs'tan rolü devralacağım...

Ağızlarından düşürmemeye çalıştıkları ve fakat düşürünce tenezzül edip yerden kaldırmadıkları iyilikleri, ahlakları beni düşüncelere gark etti. Dünyayı daha kötü bir yer haline getirmek için yemeğe tuz mu atacaktım yoksa eski kuyrukluların gevşek organlarının üzerine tuz mu basacaktım? Ben o bildiğin "ahlak bekçileri"nden değilim yalnız, beni ne demonlar istedi de "benim kömürüm bana yeter" diyerek reddettim...

Gökyüzünü gökkuşaklı anlattım, beğenmediler; kuşsuz bir gökyüzünü yazdım onlara, beğenmediler; güneşi göremeyecekleri yoğunlukta zift karası bulut kümelerinin arasında bıraktım belki ibret alırlar diye, bu kez de karşımdaki "güneş yoktur" diye bir safsataya saplanınca ibretlik iyilikleri çuvala doldurdum. Değişik bir yol izlemeye karar verdim...

Aksi, alay eden, yer yer hamasi, ahlaksızlık yaparak ahlak öğretmeye çalışan "kayıtsız" kalamayan bir kötü olacaktım. (Şimdi biri çıkıp, "Aaa aynı benim yaşam tarzım; Hakan'ın karısına sarkıyorum ki Hakan karısını hiç aldatmasın, o'nun değerini bilsin diye..." veya "Ebru'ya kanaat etmeyi öğretmek için bütün tapularını kendi üzerime yaptım." demeye kalkışmasın...Ağır konuşurum.) Daha sert yazarım da malum TDED! Bataille, "Kötülük kavramı ahlak yoksunluğunu öngörmediği gibi, tam tersine, yüksek ahlak'ı şart koşar." der... Bu cümleye önceden ters ters bakmıştım lakin şimdi anladım. Bataille'nin cümlesini olumlayan kaotik bir metin bırakıyorum ardımda, gevşeklere karşı bir öfke metni... Dünyayı kötü bir yer yapmaya çalışmıyorum fakat gerçekten iyi insanlardan nasihat almak size tiksindirici geldiği için ve şahsen herkes her şeyi tecrübe edecek kadar uzun yaşamıyor;ibret almak lazım düşüncesini şiar edinmiş, nasihatin fayda vermediği benliklerin azalmak yerine çoğaldığını gören biri olarak başını okşamak yerine kafana....... tercih eden ahlaksız bir kötü'den ibret almanı bekleyeceğim... Tuvalete gideceğim ama sifonu çekmeyeceğim. Biyolojimin ürettiği o pis kokuyu duyacaksınız.

"Artık acı yok kafamda. Birileri beyni paramparça olmuş diyor." Hıı hı, normal olan ikinci çoğul şahıslar zaten!

Ters akarım, kötülüğü şiar edindim, bileylenip geldim
Edebiyatınızın içinden geçerim belki dediydim
Rastlarsa gözleriniz ahlaksızlık ! zabıtalarına
Saygısızlıklarımla...
296 syf.
·10/10
bir çok yazar arkadaşı olmasına rağmen unutulmuş bir değer bence yazar. yazım tarzı muhteşem bence. kendimi buldum tam bir çağrışımsal yazımdı. hayalle gerçek birbirine girmiş ve kurgu böyle devam ediyor. siyasi ekonomik ve sosyolojik pek çok gerçeği size satır aralarında veriyor. kendine yabancılaşan insan zemininde kendine yabancılaşan toplum gerçeğini ortaya koyuyor. yazar kendini bir üçüncü şahıs olarak görmeyi sevdiğini kitapta kahramanı sayesinde ortaya koyuyor. ikinci bir kitabı daha var umarım onu da okuma fırsatım olur. keyifli okumalar.
296 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Edebiyat, karmaşık gerçeklerdir. Yazarlar eser kaleme alırlar, yayıncılar bu eserlerin yayılmasını sağlarlar, okurlar ile eleştirmenler de bu eserleri okurlar ya da onları unutulmaya yargılı kılırlar. Barlas ÖZARIKÇA'nın yaşamış olduğu durum bunları yazmama neden oldu.

Öncelikle okuduğum kitabın zor bir metin olduğunu söylemek istiyorum. Bunu söylemekteki amacım öncelikle benim gibi zor metinlere karşı ilgisi ve zaafı olanlar adına konuya dikkat çekmek.

Metnin zor olması gerçekten yazarın kendi iç dünyasında olan biten her şeyi hız kesmeden anlatımının yanında, çok fazla karakter eşliğinde "Kim kimdi?", "Kimden bahsediyor?" diyerek çok fazla karakter üzerinden tasvirler de bulunmadan, anlatım yapmadan, konudan konuya geçerken alakasız olarak görünen durum tespitleri üzerinden okuyucu olarak beni zorlamasından kaynaklandı. Kitaba ve yazarın anlatımına da alışınca okuyucu olarak yazarın kendi iç dünyasının zenginliği üzerinden anlatımını oldukça beğendim.

"TERS ADAM" kitabının en baş kişisi olan Fahri TEKBEN'in sürekli, tüm çelişkilerine rağmen, sorgulayan yaşanılan her şeye rağmen görmezden gelerek susan herkesten nefret eden bir adamın hayatta varolma çabasını anlatıyor. Bunun yanında toplum düzenini oluşturan kurallara karşı tek başına vermiş olduğu yaşam mücadelesini kendinden kayıplar verirken bir şekilde okuruna yaşamda var olmak için yapılması ve yapılmaması gerekenlere dair samimi tavsiyelerde bulunuyor. Aynı zamanda Fahri TEKBEN'in, kırılganlığını, karmaşık yapısını, dış etkenlerin etkisinde kalarak, tutkuların egemenliğinde ve özlemin sürekli acılarını çeken bir varlıktır. Aynı zamanda hem görkemli hem de acınası bir tiyatro oyunu gibidir. Her insan biriciktir ve yine her insan öteki insanların benzeridir. Her insan, hem yalnızca bir defaya özgürdür hem de tanımadığı öteki çok sayıda insan demektir. Ego çoğulcu yapıdadır.

Bu kitabı okuduktan sonra İyi ki edebiyat, kitap ve de kelimler var dediğim sınırlı yazarlardan biri oldu benim için.
Oğuzatayvari dendiği için okumaya başladım kitabı ama çok sıkıldım. Kim, nerde, neden bahsediyor içiçe girmiş :\ Altını çizdiğim bi çok yer oldu fakat kitapta olay örgüsü yok diyebilirim.İçinde alıntılanacak bir çok cümle barındırıyor, sonra.. Sonrası yok :) Anladığım kadarıyla bir Fahri ve arkadaşları var ve Fahri tımarhanelik. Ne okuyorum ben diye diye kitabı yarıladım ve pes ettim :(
Keşfetmek isteyenlere;
Keyifli okumalar
Zaten senin en belirgin özelliğin eleştirerek yaşayıp aşağıladığın şeyleri kendi hayatında kahırlana kahırlana yapman ve uygulamandı.
Barlas Özarıkça
Sayfa 230 - Encore Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ters Adam
Baskı tarihi:
1984
Sayfa sayısı:
387
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Habora Yayınları
Baskılar:
Ters Adam
Ters Adam

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0