Toprağın şefkatli yüzüne el sürmüştü Sepehri.Fakat varoluşun negatif yüzüne yani hiçliğe kadar yürüdü. O güzel deyişiyle, "ışıkların sabrının arkasına uzandı." Nereden yola çıksa, bu yolu mutlaka yalnızlığa varıyordu. Sepehri kadar yalnızlığı terennüm etmiş bir şair yoktur dense yeridir. İran'ın duygu tarihinden, modern yaşamın gözlediği hüzün verici değişimden, insanın aslından kopuşunun getirdiği acıdan, Mevlana'dan, Hâfız'dan, daha birçok hazineden beslenen bu büyük Şair'i, uzaklardan çağıran bir ses vardı sanki. Şiiri, o sese sürekli yankı verip durdu
Bir mısranın ardına takılıp, okuduğum pek çok şiir kitabı oldu. İçinden bazıları kıymetli vaktimi verdiğime değerken, pek çoğu da vaktimi aldığıyla kaldı. Özellikle çeviri şiir kitapları için söylüyorum bunu, belki de hiç okumamakta fayda var. Bu kitabın peşine de;
''Bir şair gördüm, konuşurken,
bir zambağa "siz" diyordu.''
mısrasıyla takıldım. Günler sonra bu mısraya;
''Bir şair gördüm, hitâben zambağa diyordu: Siz.''
şeklinde çevrilmiş haliyle denk geldim. Arada bana göre dağlar kadar fark var. İlkinde bir yumuşaklık, akıp giden bir ahenk var. İkincisinde ise duraksamalarla, kesik kesik giden bir anlam. Bunda devrik cümle kullanımı da etkili tabi ki, ama bütün kitabın bu kasılmış çevirisi o kadar yorucuydu ki, hiçbir mısradan zerre etkilenemeden, duygusallaşamadan, dilin güzelliğine, anlamın hoşluğuna kapılamadan, ittire kaktıra en sonunda kitabı bitirdim. Kitabı Ayrıntı Yayınları'ndan okuyacak herkese böyle gelecektir diye yorumlamıyorum. Ben sevmedim. Şair doğayı seven, bu yüzden kitaptaki birçok şiiri pastoral temalı kaleme alan, şahit olduğu her şeyi şiire döken bir yapıya sahip. Kendi dilinde belki de çok hoş, romantik şiirlerdir. Ama benim için bir tür işkence gibiydi. Arada birkaç mısra, bir tane de şiiri beğendim ve nihayet bitti.
Geriye dönüp baktığımda okuduğum çeviri şiirlerden sadece Annabel Lee aklıma geliyor. Çevirmeni her yerde ayrı yazıyor, bu yüzden her kimse saygıyla anıyorum.
"Bana gelirseniz şayet
yavaş ve yeğni gelin
yalnızlığımın ince
porseleni
çatlamasın"
Bu nasıl naif bir anlatımdır, bir kaç dizede dünyayı içinde taşımanın en şık aktarımı...
Iranli yazar şiiri yeniden tanimliyor..
"Kilometrelerce uzağa gizlenmiş olsa da samimiliğin; aynı gökyüzünde olduğumuz sürece sırdaşız." 04.12.2017
Bir gün hiç tanımadığınız görmediğiniz yüzyüze konuşmadığınız birinden bir kitap geliyor ve arasında böylesine güzel bir not. Benim de Sohrap ile tanışmam bu şekilde oldu. Doğunun güzelliğinden midir şiirlerinde ki güzellik yoksa başka bir hikmeti mi vardır? Bilemem. Ama naifliğin güzelliğin mısraları demek yanlış olmaz.
Sekiz KitapSohrab Sepehri · Ayrıntı Yayınları · 2020658 okunma
Bir şeylerin yarım kalmasını istemediğimden ve bitirdiğim son şiir kitabı olmasını istediğimden ilk defa bir şiir kitabını baştan sona okudum. Sohrab Sepehri sevdiğim bir şairdir. Suyun Ayak Sesi ise en sevdiğim şiiri. Çevirmen inanılmaz kötü bir şekilde çevirmiş şiirleri. Mehmet Kanar çevirisi ile okumanızı tavsiye etmem.
Sekiz KitapSohrab Sepehri · Ayrıntı Yayınları · 2020658 okunma
Hayatımın önemli bir sürecinde ruhsal anlamda bana çok şey katan ve en sevdiğim şairdir.
1928-1980. 20. yy İran şiirinin önemli temsilcilerinden biri; "suya, toprağa ve rüzgara inanan şair." ilk şiir kitabı "Merg-i reng" (rengin ölümü) in ardından 7 şiir kitabı daha yayınlıyor. Ressamlığı da unutulmamalıdır. başlangıcın sesi Cavit Mukaddes çevirisiyle 1996 yılında yky yayınlarından çıkmıştı. kitaba ismini veren şiir, müthiş bir ayrılık türküsüdür. Aynı zamanda iran şiirinden iyi tanıdığımız furuğ ferruhzad'ın da arkadaşı.
En sevdiğim şiiri ise 'Suyun ayak sesinden' şiiridir. Suyun ayak sesi şiiri otobiyografisi gibidir. ve okuduğumuzda bizi belki de hiç öyle bakmadığımız, an'lara dair hiç öyle düşünmediğimiz farkındalıklara sürükler. Şiiri okuduktan sonra bir başka 'ben' e dönüşme ihtimali taşırız. Ve izin verip o dönüşüme bırakırsak kendimizi, ya yeni bir yolculuğa başlarız, ya zaten içinde olduğumuz bir yolculuğun zamanını hızlandırır, yıllarca gidilecek bir yolu dakikalar içerisinde giderek, gitmek istediğimiz yere daha çok yaklaşırız, ya da sadece olduğumuz yerde kalarak, ' ol'uruz.
Sohrâb Sepehrî’nin sekiz kitabının toplandığı bir eser. Bu yönüyle güzel fakat maalesef çeviri şiirlerin ruhunu büyük ölçüde kaybettirmiş. Şiir olsun diye yerli yersiz kurulan devrik cümleler, çeviri yapılırken seçilen kelimeler pek çok şiiri öldürmüş vaziyette. Önceden bildiğim şiirleri bile tanımakta zorlandığımı söyleyebilirim. Yine de şairi tanımanın gerekli olduğunu ve şiirlerinin bizler için bir hazine olduğunu söyleyeceğim. Ben de şairi kısa süre önce tanıdım ve şairin kelimelerine âşina hissettim kendimi. Şiirleriyle bir süre daha hemhal olacağım gibi görünüyor. Kitapta yer alan Rengin Ölümü, Biziz Huzûrumuzun Gölgesi, Okşayış Dalgasısın Ey Girdap, Suyun Ayak Sesi, Gurbet, Yoldaşlar Bahçesine şiirlerinin okunmasını, mümkünse farklı çeviriden, tavsiye ediyorum.
Ey! Sepetleri uyku ile dolu olanlar
Elma getirdim, elma.
Kendini şöyle tarif ediyor Sohrâb:
Batının bilgisi resimle başlar, Doğunun şiirle. Batılı ressam, aydınlık ve uzak-yakın gölgeleri arar, Doğulu şair, dünyanın elinin erişemediği, gözün göremediği nakışları resmeder. O, yakın olanla ilgilenir; bu, sonsuz olanla."
Şairliği, ressamlığı, düşüncesi, hayali o kadar iç içe geçmiştir ki birini bir diğerinden ayırt etmek mümkün değildir, şair dokunduğu her şeye kişiliğini, adeta ruhunu katar.
Böyle de olmalıdır. Yaşanmışlığın, duyguların, düşüncelerin eşliğinde yoğurulmayan hangi hamurun tadı vardır?
İran şiirlerinin, Doğu' nun mistik havasının tesir etmediği pek az insan olsa gerek. Duyguların salt ifadesi değil, felsefi bir yorumla ifadesi ve bunun çok az sayıda kelimeyle yapılmasının büyüsü..
Furûg Ferruhzâd ile İran şiirinin en güçlü temsilcisi olur kendileri. Kitapta birçok yerin altını çizdim. Sanırım kitapta altını çizdiğimiz yerler kadarız. Çizdiğimiz yerler kitaptaki cümleler değil de yaşanmışlıklarımızdır belki de. Öyle ya, bir başkasına altı çizili kitaplar vermeniz; o kişiye duygularınızı, düşüncelerinizi emanet etmeniz demektir.
Sohrâp gibi olmak gerek belki de.
Gezmek
Resim çizmek
Şiir yazmak
Gerek
Siz, siz olun hayatın yalnızca bir tadı ile yetinmeyin.
Bu arada iran yapımı filmler de güzeldir. Birkaç tavsiye ile bitiriyorum.
Abbas Kiarüstemi' nin Kirazın tadı
Nacer Khemir' in Bab Aziz filmini de izleyin.
Kitaplarla, mutlulukla kalın:)
Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu.
Doyumsuz bir hisle okumaya başladım. Bütün gecenin körlüğünü düğümlenmiş halde Sohrab'ın şiirleriyle yutkundum,körleştim..
Sekiz KitapSohrab Sepehri · Ayrıntı Yayınları · 2020658 okunma
"Bir şair gördüm, hitaben zambağa diyordu: Siz."
Suyun Ayak Sesi kitabıyla tanıdığım İranlı ressam ve şair Sohrab Sepehri'nin sekiz kitabının birleştiği eser.
Doğa, aşk, özlem şiirlerinde büyük yer edinmiş şairin.
Okurken ressam oluşunun şiirlerine de yansıdığını göreceksiniz. Yaptığı tamlama ve benzetmeler dizelere güzel bir hava katıyor.
Çevrilirken ahengi bozulmuş ve anlamsız gelen şiirler yok değil. Bu yüzden bazı şiirleri tekrar tekrar okudum. Buna rağmen okunması gereken yabancı şairlerden birisi olduğunu düşünüyorum.
İyi okumalar.
7 Ekim 1928; Kaşhan, İsfahan - 21 Nisan 1980, Tahran), İranlı modern şair ve ressam.
İsfahan'a bağlı Kaşhan'da doğdu. İran şiirinde ölçü ya da ritme bağlı olmayan "Yeni Şiir" akımının beş ünlü şairinden biridir. Diğerleri Nima Youshij, Ahmad Shamlou, Mehdi Akhavan-Sales ve Füruğ Ferruhzad'dır.
1980'de Tahran'daki Pars Hastanesi'nde lösemi nedeniyle öldü.
Şiirinde insancıllık hakimdir. Doğayı sever ve şiirlerinde sıkça yer verirdi. Şiirleri Fransızca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, İsveççe, Rusça ve Türkçe gibi birçok dile çevrildi. Türkçeye çevrilen eserleri arasında, 1996 yılında YKY tarafından basılan ve çevirisini Cavit Mukaddes'in yaptığı şiir seçkisi Başlangıcın Sesi de bulunur. Bir diğer Türkçeye çevrilen şiirleri de, 2011 yılında Balkon Sanat Yayınları'ndan çıkan Faysal Soysal çevirili "Akdenizdeki Çöl" de yer almaktadır.
İran seçimleri sırasında aday Musevi için yapılan mitinglerde okunan şu şiiri 17 Haziran 2009 'da Hürriyet Gazetesinde çıkmıştır: "Yağmura gitmeli , gözlerimizi yıkamalı ve dünyayı başka gözlerle görmeliyiz." Ayrıca Türkçeye çevrilen kitapları arasında Pan Yayıncılık ve Avesta Basın Yayın 'dan çıkan "Suyun Ayak Sesi", Epos Yayınlarından "Sekiz Kitaptan Seçmeler" kitapları da bulunmaktadır