Bu roman, biri kendi topraklarından binlerce kilometre öteye savrulmuş Moğol bir genç kız olan Gerlee, diğeri ise bilgisayar oyunlarının ve sosyal medyanın bulanık sularında kaybolmuş Alihan’ın kesişen yollarını anlatıyor. Hüseyin Tunç, kış ayazının hüküm sürdüğü bir akşamda harabe bir binada karşılaştırdığı bu iki genç üzerinden, kimlik ve aidiyet kavramlarını sorguluyor.
Yazar, Alihan’ın dijital dünya ile gerçek hayat arasındaki sıkışmışlığını verirken, Gerlee aracılığıyla bizi Moğolistan steplerine, Türklüğün kadim izlerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, "Hayat internetten indirdiğimiz karmaşık bir oyun değilse nedir?" sorusunun yanıtını ararken; aşkı, kaderi ve tarihsel kökleri bir araya getiriyor. Samimi bir arayışın insanı hiç beklemediği kapılara çıkarabileceğini anlatan, hem hüzünlü hem de kültürel derinliği olan etkileyici bir "özüne dönüş" hikayesi.