Hüseyin Tunç

Hüseyin Tunç

Yazar
7.2/10
22 Kişi
·
88
Okunma
·
4
Beğeni
·
2397
Gösterim
Adı:
Hüseyin Tunç
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kastamonu, 1968
1968 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi. Karabük Endüstri Meslek Lisesi’ni ve İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni dönem birincisi olarak bitirdi.
Bankacılık mesleğine 1989 yılında Töbank’da Müfettiş Yardımcısı olarak başladı ve aynı bankada 1992 yılına kadar çalıştı. 1992-1995 yılları arasında T. Halk Bankası Kastamonu Şubesi’nde görev yaptı. 1995 yılı Şubat ayında Albaraka Türk Katılım Bankası’na geçti. Albaraka’da Müfettiş Yardımcılığı, Müfettişlik, Birim Müdür Yardımcılığı, Adapazarı ve Bakırköy Şube Müdürlükleri, Genel Müdürlük’te Bankacılık Hizmetleri Yönetmenliği, Kalite Yönetim Sistemi Temsilciliği ve Kurumsal Bankacılık Yönetmenliği görevlerinde bulundu. Halen bu bankanın Kurumsal Krediler Müdürü olarak görev yapmaktadır.
SMMM sertifikasına sahip ve İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası üyesi olan Hüseyin Tunç İngilizce bilmektedir, evli ve iki çocuk babasıdır.
"İnsanoğlunun en çekici icatlarından biridir dedikodu mekanizması," dedi Cumali. İnsan beyni dedikodu sayesinde gelişmiştir. Biz yine de o gelişmeye katkı saglamayalim.
İlginç virüsler de olmalıydı aslında. Mesela beyin değiştirme virüsü olsa ne olurdu? Herkesin hafıza kaydı başka bir bedene geçse kimse kimseyi tanıyamaz olurdu.
Hayatın böyle bir huyu vardı. Görünenin göründüğü, duygulanın duyulduğu gibi olmama, olanın olduğu gibi, okunanin okuduğu gibi anlaşılmama alışkanlığı!
448 syf.
·11 günde·6/10
Güncel olayların yer aldığı, akıcı bir şekilde yazılmış ve içerisindeki konu çeşitliliği sebebiyle yoğun emek harcandığını gösteren bir roman. Biraz tarih, biraz felsefe, biraz psikoloji, biraz da siyaset konularını barındırıyor fakat çoğu yüzeysel ve anlaşılır, çokça derine inmeden işlenmiş. Fakat benim kitabı okurken sevemediğim nokta şu, kahramanın ne zaman hayal gördüğünün ve ne zaman normal hayatına devam ettiğinin ayırt edilmemesi ayrıca zamanın da bazı yerlerde belirsiz olması. Yani ne zaman sabah oldu ne zaman haftalar geçti bunlar bazen belirsiz kalmış ve okurken akıl karıştırıyor. Yine de çok kötü bir kitap diyemem, bana göre orta seviyedeydi. İçinde barındırdığı konuları sevenlere tavsiye ederim.
255 syf.
Yazar yoklukta varolanların; varlıkla yok olmasının nedenlerini açıklıyor. Bu nedenlerin birkaçını özetle geçmek gerekirse,

* İnsanoğlu arzularına (nefsine) dur diyemiyor.
* İstedikçe daha fazlasını ister duruma geliyor.
* Yaşam insanlar için gittikçe maddiyata dönüşüyor.
* Sevgi, merhamet vb. duygular gitgide sunileşiyor.
* İlişkiler kurulurken daha çok menfi çıkarlar gözetiliyor.
* Gün geçtikçe ben merkezci insanlar çoğalıyor.
* Ve sonuç olarak insanoğlu bir türlü mutluluğu yakalayamıyor. Kendi kimliğine dahi yabancılaşıyor.Maddenin içine girdikçe maneviyatını kaybediyor.

Kitap bu tür konuları ele alıyor. Her ne kadar bilindik konular olsada okunacak bir eser olmuş. İncelememi kitaptan güzel bir alıntıyla sona erdirmek istiyorum.

"Hepimiz topraktan geliyoruz. Kimimiz gül yaprağı gibi narin, Kimimiz kaktüs gibi dikenli. İnsandan beklenen, dünya denen ortak evimize hoş bir ses ve hoş bir nefes bırakabilmektir."
304 syf.
·Puan vermedi
Dili gayet basit ve net olan bu kitabın temel amacı bize katılım bankacılığını benimsetmek. Yazar, edebi bir üslub gütmeden direkt olarak vermek istediği mesajı iletmiş. Kitapta İçerik olarak ders kitaplarını aratmayacak bir sebep sonuç ilişkisi benimsenmiş. Bu yararlı mı olmuş, ayrı bir tartışma konusu. Bundan evvel asıl tartışma konusu, diğer bir adıyla İslami bankacılık denmesinde bu denli öneme sahip olan etmenin yani faizin gerçekten bu tarz bir bankacılık anlayışında var olup olmadığı. Bu kitapta, katılım bankacılığının faizle içli dışlı bir alakasının olmadığı beyan edilmiş. Acaba gerçekten de öyle mi? Bu zaten kitapta enine boyuna masaya yatırılmış. Ama ben kendi adıma konuşacak olursam pek tatmin olmadım. Özellikle bu konuya vakıf olabilmek için iktisat dalında bir lisans sahibi olmamız gerektiği kanaatindeyim. Bence sadece bu da yeterli değil. Artı olarak bir de aksini iddia eden farklı bir eser okunması gerektiğini düşünüyorum.
255 syf.
·10 günde·4/10
Kitap isminin hakkını veriyor. İnsanı, bizi güzel bir şekilde açıklıyor. Fakat çözüm yoluna gelince işler biraz karışıyor. Yazar kitapta çözüm yollarını da vermiş fakat dışarıdan bakıldığında hiçbir işe yaramayacak gibi duruyor. Koskoca bir bölüme yarım sayfa "Sonuç" eklemek yetmemiş.

Yazar bu kitabın bir kişisel gelişim kitabı olduğunu unutmuş. Ki bazı isimlerini verdiği kitapları da yerden yere vurmuş. Bir kişisel gelişim kitabında olmaması gereken bir şey bu. Bunu yazarın kibiri olarak değerlendiriyorum.

Okurken biraz sıkıldım. Bunun sebebi genel olarak kitapta dini bir çok konudan bahsedilmesi olabilir. Kitabı okumak istediğinizde ne kadar çok konu olduğunu göreceksiniz. Yazarın neredeyse tüm konulara dini bir yorumu olduğunu da şaşıracaksınız. Hatta bazı bölümlerde sureler bile var. Din bu kadar basit bir şey değil. İnsan ile Allah arasında olan bir şeyi her konuya empoze etmek yakışmamış.

Yazarın kalemine gelecek olursak "orta halli" diyebilirim. Okurken gerçekten çok sıkıldığım bölümler de oldu, hoşuma giden bölümler de.

Sonuç (Yazarın her bölümde yazdığı gibi):
Kitabı okumayın, önermiyorum.
255 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Bir solukta okuyabileceğiniz bir kitap olduğunu dile getirerek başlamak istiyorum öncelikle. Hiç bir kitapta alıntılarımı bu kadar geç ve uzun zamana yayarak paylaşmamıştım. Ancak her satırının çizilerek okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Yazar bu kitabı yazmak için beş yıl gibi bir süreçten bahsediyor. Fazlasıyla hayattan olan ve aslında her birimizin düşüncelerini ele alan konular seçmiş. Bu konular terörden sağlığa, hukuktan psikolojiye, insanlıktan adalete, yoksulluktan zenginliğe uzanan, sıraladıkça bitmeyecek olan, aslında tam da kitabın hakkını verdiği "Biz Aslında Neyiz?" başlığını kapsayan bir tür kendimizi bulduğumuz kitap diyebilirim.

Özellikle "Terör" alt başlığı altında anlatılanlar kesinlikle her satırının yazılması gereken bir bölüm. En çok dikkatimi çeken ise aslında kitabı tamamı. Bölüm olarak ayırmak gerçekten çok güç. Her ne kadar kişisel gelişim türü altında toplansa da bu kitap, ben hakikatleri çok net bir şekilde anlattığını düşünüyorum. Kimimiz düşündüklerimizi, yargıya dökemeyiz. Belki çevremizde alacağımız tepkilerden belki de öyle olması gerektiğinden. Sebepler herkes tarafından farklı olarak sıralanabilir. Ancak bu kitapta; aslında biz insanoğlunun ne olduğunu bize anlatan, doğruların ne olduğunu bizlere sunan, yanlışların ise farklı kılıflar tarafından örtülerek önümüze doğru olarak sunulmasından bahsediyor. Biz ise hangi tarafta olmalıyız? İşte bu sorunun cevabı bu kitapta gizli.

Keyifle okuyacağımız bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle okumalı ve okutmalıyız. Kütüphanemizde bulundurmalıyız. Herkese tavsiyem, dostlarıma emirdir.
448 syf.
Kitabı, bir fuarda gördüm. İlk olarak ismi dikkatimi çekti ve aldım. Okumadan önce konusunun benim ilgimi çekeceğini düsünmüştüm.
Kitapta sorgulayan, derinlere dalan bir karakter var, evet bu ozelligi tam bana gore ama begenmedigim tek ozelligi sanki olaylarin bilerek fazlaca uzatilmak istenmesi.
Onun disinda gayet akici bir kitap, okurken insan sıkılmiyor.
448 syf.
·6 günde·5/10
Zengin gazeteci Selimin idealist hikayesine hoşgeldiniz.. Gazeteciligin gunumuzde karşı karşıya kaldığı duruma dikkat çeken hikayesiyle öne çıksa da kisisel git gelleri uzun uzun betimlemiş yazar. Aslında 150 sayfaya sığdırılabilecek bir hikaye uzun bir roman olsun diye uzatmış da uzatmış.. Tad alamadım.. Sevmedim.. Hele hikâyede osmanlı padişahı olmak ile ilgili bölümler komik geldi bana..
439 syf.
·8/10
ufuk 'nun yeniden hayata gözlerini açması hastane okul iş hayatı önüne çıkan zirvenin merdivenlerinden ilk aşkı ve son aşkı herşey domino taşları gibi sıralanmış giderken sevdalarına zincirler vuruşu benimsemesi mücadelesi sürüklüyor insanı

Yazarın biyografisi

Adı:
Hüseyin Tunç
Unvan:
Yazar
Doğum:
Kastamonu, 1968
1968 yılında Kastamonu’da dünyaya geldi. Karabük Endüstri Meslek Lisesi’ni ve İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni dönem birincisi olarak bitirdi.
Bankacılık mesleğine 1989 yılında Töbank’da Müfettiş Yardımcısı olarak başladı ve aynı bankada 1992 yılına kadar çalıştı. 1992-1995 yılları arasında T. Halk Bankası Kastamonu Şubesi’nde görev yaptı. 1995 yılı Şubat ayında Albaraka Türk Katılım Bankası’na geçti. Albaraka’da Müfettiş Yardımcılığı, Müfettişlik, Birim Müdür Yardımcılığı, Adapazarı ve Bakırköy Şube Müdürlükleri, Genel Müdürlük’te Bankacılık Hizmetleri Yönetmenliği, Kalite Yönetim Sistemi Temsilciliği ve Kurumsal Bankacılık Yönetmenliği görevlerinde bulundu. Halen bu bankanın Kurumsal Krediler Müdürü olarak görev yapmaktadır.
SMMM sertifikasına sahip ve İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası üyesi olan Hüseyin Tunç İngilizce bilmektedir, evli ve iki çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 88 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 35 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.