Türk Dünyasında Dün Bugün Yarın

·
Okunma
·
Beğeni
·
170
Gösterim
Adı:
Türk Dünyasında Dün Bugün Yarın
Baskı tarihi:
Ağustos 2010
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754982046
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
Devletin küçültülmesi başka şeydir, küçük düşürülmesi başka şeydir.

Türkiye’de devleti küçük düşürmek moda haline gelmiştir.

Her seviyedeki okullarımıza hala bilgiyi gaye edinen, başarıyı bilgi hamallığının derecesi ile ölçen ve düşünmeye, aramaya, bulmaya, çözmeye, araştırmaya, tahlile, senteze, konuşmaya, tartışmaya pek yer vermeyen eğitim sürüp gitmekte ve buna harcanan trilyonların önemli bir kısmı heba olmaktadır.

Avrupa birliği taraflarına göre “Avrupa Birliği’ne girmemek medeniyet dışında kalmaktadır. Karanlıkta kalmaktır.”
Acaba bizzat Avrupa ülkesi olduğu halde Avrupa Birliği’ne girmeyenler nerede kalıyorlar?

Fiilen, çalışılarak doldurulan saatler yekün üzerinden teşvik vermeliyiz.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
"Bir milletin insan gücünü teşkil edenler Ziya Gökalp tarafından üç gruba ayrılmışlardır.
Birinci gruba girenler 'Hak yok, vazife vardır.' diyenlerdir. Bunlar vatan, devlet ve millet için hudutsuz bir fedakarlığın temsilcisidiller. Canları dahil, her şeylerini bu değerler uğruna feda edebilirler. Eğilmezler, bükülmezler, dönmezler, sapmazlar ve şaşmazlar. Genel olarak ve geniş manası ile bunlara 'Ülkücüler' denir.
İkinci grupta bunların tam zıddı olan bir grup yer alır. Bu grup 'Hak var, vazife yoktur.' diyen gruptur. Bunlar şerefsizdirler, arsızdırlar, hırsızdırlar, haysiyetsizdirler, namerttirler. Din ve devlet ile ilgili hiçbir çizgiler yoktur.
Allah'ı da aldattıkları zannederler, devleti de aldatırlar ve bütün güçleri ile bütün marifetleri ile soyarlar, çalarlar, çırparlar. Bu soygun ve vurgun için başta 'Din' olmak üzere her türlü vasıtayı kullanırlar.
Üçüncü grup ise bu ikisi arasında yer alır ve 'Hak, vazifenin karşılığıdır.' derler.
Bunlar vazifelerini yaparlar karşılığını alırlar. Alamazlarsa mücadele ederler. Mücadeleleri de kanunlar ve töreler çevresinde olur. Milletin değer hükümlerine sadık kalmayı arzu ederler. Normal vatandaş tipidirler.
Bir milletin içindeki mücadele 'HAK YOK, VAZİFE VARDIR.' diyen ÜLKÜCÜLER ile 'Hak var vazife yoktur.' diyen soyguncu, vurguncu ve sömürücüler arasındaki mücadeledir.
"Atatürk döneminde, Karaköy'de bir işyerine 'Bourla Biraderler' diye bir levha asılmıştı. Bu levhanın ilk kelimesinin Türk Alfabesi ile yazılmayışı gençlerimizi harekete geçirmiş ve levha taşlanmış, sonra da 'Burla' olarak değiştirilmiştir.
O günkü gençliğin bugünkünden farkı neydi? Burada yerleşen yanlış bir hoşgörü anlayışı yatıyor. Gençler levhayı yazdıranı, yazanı ve asanı hoş görebilirlerdi. Çünkü bunlar insandır, hata yapar, şaşardı. Ama pis koku yayan bu levhayı hoş göremezlerdi."
"Kabul etmek gerekir ki:
Batı Medeniyeti ve Rusya için insan hakları, demokrasi, barış gibi kavramlar sadece kendi menfaatlerine hizmet eden vasıtalardır ve onlar için asla gaye olmamışlardır. Bizim suçumuz bunları gaye bilmek ve gayenin bizi götürmekte olduğu noktayı görmemektir."
Şehzadebaşı, 11 Ağustos 2008
"Rahmetli Cemil Meriç'in kendini Batı'ya sevdirme gayreti içinde olan Türk Aydını için kullandığı 'Batı'nın Yeniçerisi' tipleri de elbette Mankurt olarak adlandırılabilir. Türkiye'deki Mankurtlar daha çok 'Dönmemiş dönmelerle dinsiz dincilerden' oluşmaktadır. Bunlar kendi içlerinde, kendilerinden bazılarını bedavadan çok yüceltirler ve yeniçerisi oldukları Batı'da da çok rağbet ve mükafat görürler."
"Güçlü hayal, güçlü potansiyel kuvvettir. En büyük güç manevi güçtür, maneviyat gücüdür. Maneviyat gücü ancak ve ancak ideal denilen besinle beslenir. İdealiniz büyük olmalı, yüksek olmalı. Kısa vadeli uzun vadeli hiç önemli değil. Ebediyete kadar belki, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir ideal de olabilir ama mutlaka idealist olmak zorundasınız ki, fizik gücünüzü on misli, yüz misli arttırmış olarak iş başarabilirsiniz.

Osmanlı'nın bütün borçlarını ödesin, bütün yabancı şirketlerin hepsini millileştirsin, hepsine Türk damgası vursun ve altyapının çok önemli bir kısmını kayıtsız şartsız gerçekleştirsin, bütün ağır sanayimizi kursun, demiryollarını inşa etsin ve dimdik, dik başlı olarak, dünyanın hiçbir devletine boyun eğmeden, bütün cumhurbaşkanlarına krallarına 16. asırdaki Türk padişahı gibi diz çöktürsün.

İşte Atatürk'ün manevi gücü..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türk Dünyasında Dün Bugün Yarın
Baskı tarihi:
Ağustos 2010
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754982046
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı
Devletin küçültülmesi başka şeydir, küçük düşürülmesi başka şeydir.

Türkiye’de devleti küçük düşürmek moda haline gelmiştir.

Her seviyedeki okullarımıza hala bilgiyi gaye edinen, başarıyı bilgi hamallığının derecesi ile ölçen ve düşünmeye, aramaya, bulmaya, çözmeye, araştırmaya, tahlile, senteze, konuşmaya, tartışmaya pek yer vermeyen eğitim sürüp gitmekte ve buna harcanan trilyonların önemli bir kısmı heba olmaktadır.

Avrupa birliği taraflarına göre “Avrupa Birliği’ne girmemek medeniyet dışında kalmaktadır. Karanlıkta kalmaktır.”
Acaba bizzat Avrupa ülkesi olduğu halde Avrupa Birliği’ne girmeyenler nerede kalıyorlar?

Fiilen, çalışılarak doldurulan saatler yekün üzerinden teşvik vermeliyiz.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Fatih Murat Taşkın
  • Arslan Kan Turalı
  • gökmen kılıçoğlu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0