"Tutunamayanlar"ın Politik Psikolojisi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.121
Gösterim
Adı:
"Tutunamayanlar"ın Politik Psikolojisi
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
370
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055134426
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
-Paranoid-melankolik şinasi'den kendi intiharının vakanüvisliğini yapan beşir fuad'a...
-Fahişe mehpeyker'den fahişe fantezileri içinde kıvranan bihter'e...
-Özgür-mutsuz çaresiz mihri müşfik'ten melankolik tevfik fikret'e...
-Kimliğini, kişiliğini ve kültürün temelini oluşturan dilini yitiren bihruz bey'den çankaya'da korkuyu bekleyen mustafa kemal'e...
-Huzursuz mümtazlar'dan baba kompleksli hayri irdal'lara..
-Değişmezliği simgeleyen nizam-ı âlemin daire-i adliyesinden insanın kendisi olamaması ve hiç-leşmesinin aynası alâaddin'in dükkânına...
-"Bunları yazmakla çıldırmaktan kurtulunur mu?"
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
"Yüzleşilmemiş bir geçmiş,ruhumuz ve kimliğimizde bir apse gibidir. Yüzleşmek bir bisturi gibi acıtır, rahatımızı kaçırır ama iyileşmenin başka da bir yolu yoktur."
Türkiye Cumhuriyeti'nin bugünkü dış politikasında, Arap İslam Dünyasına karşı Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail işbirliği çok daha açık kartlarla oynanıyor ve gene çok haklı olarak Arap halkları, politikacıları, entelektüelleri tarafından, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail, Türkiye ve Avrupa'nın oluşturduğu birlik, tam bir "şeytan üçgeni", "Şer mihveri" olarak tanımlanıyor.
Birinci Dünya Savaşı'nda açılan cepheleri en saçması ve anlaşılmaz gibi görüleni "Kafkas Cephesi" dir. Ama üzerinde biraz düşünüldüğünde ardındaki ideoloji anlaşılabilir(gibi olur). Ve asıl belirleyici olan da budur. Bu, görüldüğü kadar saçma bir düşünce değildir. Hatta sanılandan daha gerçekçidir, kendi içinde çok sağlam bir mantığı barındırır. Kuşkusuz bu cephenin açılmasında el altından Almanların etkisi vardır. Ama asıl belirleyici etki daha önce anımsattğımız "jeo-psikolojik" korkudur. Ziya Göklap'in "Kızıl Elma" şiiri ve bunun uyandırdığı, günümüze değin süren yankı burada bize ışık tutabilir niteliktedir. Türklerin(hiç istemedikleri halde), ne koşulda olursa olsun Avrupalı olmak zorunluluğuna yöndeş, "sanki gerçekten de" böyle olmak istiyorlar(mış) gibi görünmelerinin ardında, günün birinde yeniden Orta Asya'ya "geri gönderilmek" korkusu vardır. Bu bir bilinçdışı korku olmanın ötesinde gerçekçi bir korkudur. Bugünün paranoyasının ve psikozlarının altında da hep bu korku vardır.
"Anadolu'nun Türkleştirilmesi" hareketinin Erzurum'dan başlaması pek çok bakımdan uygun görülmüştü. Öncelikle Erzurum ve bölgesi uluslararası gözlerden görece uzak bir bölgeydi.Sonra "Turan'a giden yol" buradan geçiyordu. Ayrıca bölge güçlü Osmanlı ordularının denetimi altındaydı.
.... Dünya politik arenasında Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politikasını, geçmişte yapılmış soykırımların inkâr edilmesini en çok destekleyenler, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerindeki Yahudi lobileridir. Bir Türk siyaset bilimcisinin sözlerine göre, "Türkler yüzyıldan fazla bir süredir dünyaya Yahudi lobileri tarafından pazarlanmaktadır." Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde bu durum tam da böyledir.
Ve genel görünüm, Türkiye'nin İsrail'in bir tür "arka bahçesi" konumunda bulunmasıdır... Hele "Geliştirilmiş Ortadoğu Projesi" gerçekleşirse bu "arka bahçe" çok yakın zamanlarda daha da çiçeklenecektir.
Savaşın başlamasıyla birlikte soykırım hareketleri de başladı. Ordu yönlendiricilik görevini üstlenmişti. "Hapishane Taburları" doğrudan insan kırımına başlamıştı. Önce etnik gruplara mensup erkekler çalışma taburları olarak sözde askere alınmışlar, bunlar küçük gruplara ayrılıp ara bölgelerde çoğu zaman üzerlerine benzin dökülerek öldürüşmüşlerdir. Sonra tümüyle savunmasız kalan köyler basıldı, kadınlar ve çocuklar "tehcire" zorlandı.
Yolda bunların gençleri ve güzelleri askerler ve bölge halkı tarafından paylaşıldı. Geri kalanlar öldürüldü.
Bu soykırım sürecine "Hapishane Tabuları" (ya da "Mahkûm Taburları") ve sonra da Kuva-yı Milliye gruplarının, çetelerinin önemli katkısı olmuştu.
Bu hapishane taburlarının sonraki edebiyatta ve marşlarda ve şiirlerdeki adı "Kuva-yı Milliye çeteleridir ve çapıtılmış olarak bambaşka boyutlarda anlatılmışlardır.
Osmanlı imparatorluğu'nun son derece eklektik özel bir sentez olduğu ve bu sentezin içinde Türklerin "ana cemaat" olsa da kenarda kalmış, özellikle siyasi yönden devletin kendisi olmaktan çıkmış, onun sadece insan-köylü kaynağı ve malzemesi durumuna düşmüş olduğu artık biliniyor. Bu bağlam içinde de adına Türk İmparatorluğu değil, Osmanlı İmparatorluğu denildi. Ayrıca Anadolu, Türklerin anavatanları, "yurtları" değildi, hiçbir zaman da olmadı. Gerçekte, "toplumsal hafızalardaki" asıl yurt "Ötügen Ormanları" dır. Son yıllarda bile "Türklerin Altın Çağları" üzerine yapılan göndermeler "Ötügen Ormanaları" nda yaşanan dönemler üzerinde tıkanıp kalmakta, sıkışılan her noktada "Kızılelma Koalisyonları" kurulmaya çalışılmaktadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
"Tutunamayanlar"ın Politik Psikolojisi
Baskı tarihi:
Nisan 2014
Sayfa sayısı:
370
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055134426
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
-Paranoid-melankolik şinasi'den kendi intiharının vakanüvisliğini yapan beşir fuad'a...
-Fahişe mehpeyker'den fahişe fantezileri içinde kıvranan bihter'e...
-Özgür-mutsuz çaresiz mihri müşfik'ten melankolik tevfik fikret'e...
-Kimliğini, kişiliğini ve kültürün temelini oluşturan dilini yitiren bihruz bey'den çankaya'da korkuyu bekleyen mustafa kemal'e...
-Huzursuz mümtazlar'dan baba kompleksli hayri irdal'lara..
-Değişmezliği simgeleyen nizam-ı âlemin daire-i adliyesinden insanın kendisi olamaması ve hiç-leşmesinin aynası alâaddin'in dükkânına...
-"Bunları yazmakla çıldırmaktan kurtulunur mu?"
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Emre
  • Tuba Korkmaz
  • Rainbow 2071
  • Absürd Hiçkok
  • Neo Konstantin
  • Cemile yılmaz
  • Ali Türkan
  • mehmet emin coşan
  • Şahin Gün

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%0
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0