Uçma Sanatı

Antonio Altarriba
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 57 dk.
Sayfa Sayısı:
210
Basım Tarihi:
30 Mart 2017
Yayınevi:
Aylak Kitap
Orijinal Adı:
El Arte De Volar
ISBN:
9786054972494
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·210 syf.··
2020 15. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2020 10:35
Savaş böyledir işte. Bir daha hiç göremeyeceğin insanlarla iç içesindir. Altarriba, babasının 90 yaşında intihar etmesiyle birlikte onun hikâyesini anlatmak istiyor. Dördüncü kattan atlayan Antonio’nun düşerken geçtiği her katta, hayatının önemli dönemlerini anlatıyor yazar. Onun gözlerinden ama kendi bakış açısıyla. Antonio, köyde toprakla uğraşan, sert mizaçlı bir babaya sahip. Küçük yaşta uçmayı kafasına koymuş. Otoriteyle dertleri olan bir genç. Topraktan, çevresinden ve yaşamaktan nefret ediyor. Arada şehre kaçıp, başarısızlıkla sonuçlanan hikâyeler biriktiriyor. İspanya iç savaşının patlak vermesiyle askere çağırılıyor. İlk fırsatta karşı tarafa Anarşistlerin yanına geçiyor. Hayatı boyunca yozlaştığını, hayatın hiç adil davranmadığını düşündüğü için birçok kez kendisine kızıyor, iç hesaplaşma geçiriyor. Kaybedenlerin haksız olduğu bir dünyada, sürekli farklı bir hayatı arzuluyor fakat elindekiyle ve tercihleriyle yaşamak zorunda kalıyor. Savaş sonrası birçok işe girip çalışsa bile istediği hayatı bir türlü elde edemiyor. Uçma Sanatı bir klasik. Her biri farklı hikâye olan karakterleri, gündelik yaşamdan sunduğu ayrıntılar ve olabildiğine ilgi çekici konusu, çok akıcı bir şekilde sunulmuş Grafik roman türünde okuyabileceğiniz en önemli eserlerden biri. Tekrar tekrar, okumaktan sıkılmayacağınız bir kitap olduğunu garanti edebilirim. Zaman kaybetmeyin, en kısa sürede okumanızı öneriyoruz. Onun yaşadığı yüzyılda onun gibi birçok erkek ve kadın daha adil bir dünya için mücadeleye girişti ve tarih onlara sırt çevirdi, hayali kanatlarla uçmak istediler ve yere çakıldılar.
Uçma SanatıAntonio Altarriba · Aylak Kitap · 201753 okunma
Uçma Sanatı
9/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2021 319. kitabı
Harika bir çizgi romandı. Sahafları gezip böylesine güzel romanları bulunca mutlu oluyorum. Toplumsalcı gerçekçilik ve biyografik ögelerin biraraya geldiği köy ağalığının olduğu İspanya'da başlar hikaye. Cumhuriyetin ilanıyla ümitler yeşerir. Sonrasında Franco faşizmi iç savaşa götürür ülkeyi. İspanya ve Fransa'da cephelerde yitip giden gençlik yılları ve her şey bitti derken hayata tutunuş. Lakin hayata tutunmak demek ilkelerinden taviz vermek, kirlenmek demek. Ve insan bir kez bu batağa çekildiğinde bir daha çıkamaz. 《》 Antonio Altarriba bu romanını 2010 yılında yayımladı. Sonrasında en iyi çizgi roman ödüllerinin neredeyse tümünü aldı. Peki 50 yaşından sonra onu bu kitabı yazmaya iten sebep neydi? Babası 4 Mayıs 2001 tarihinde 90 yaşındayken kaldığı huzurevinin 4. Katından atlayarak intihar etti. Bu ölüm onun hayatında çok şeyi değiştirdi. Babasıyla kuramadığı bağı o öldükten sonra kurabildi. Yaşadıklarını o zaman anlayabildi. İşin ilginci babasının kaldığı huzurevi ile 34 Euro'luk bir fatura için mahkemelik oldu. Ve sonunda başladığı hak arayışı sonucunda bu çizgi romanı yayınlarken buldu kendini. 《》 Kitabı okurken zihnimde resmen kare kare filmini çektim. Kahramanımız küçük yaşta köydeki yaşamı sorgular. Ağalık, ayrımcılık, yoksulluk, eşitsizlik derken evden kaçar iki kez. Kent yaşamı düşündüğü gibi değildir. İkinci kez eve geri döndüğünde iç savaş vardır. Arkadaşı dediği insanlar masumları gözünü kırpmadan öldürür. Zorunlu askerlikten kaçıp direniş saflarına geçer. İç savaşı kaybederler. Fransaya kaçarlar. Toplama kampında yaşar, oradan da kaçar. Fransız köylülerle yaşar. Onların Nazi direnişine katılır. 《》 Savaşlar bitince asıl savaş başlar. Onurunu kaybetmeden ve ideallerinden vazgeçmeden hayatta kalmak... İşte kahramınımız asıl bu savaşı kaybedince ölür. Ama
Çizgi Roman
Uçma SanatıAntonio Altarriba · Aylak Kitap · 201753 okunma

Yazar Hakkında

Antonio AltarribaYazar · 5 kitap
1952'de Zaragoza'da dünyaya geldim ve her zaman kurgu tarafından emilmiş ve kaçırılmış insanlar arasında yaşıyorduk. Çocukken, her türlü öyküyü tutkuyla okudum, ancak okumaktan çok bunları icat etmeyi sevdim. Çabalar çizmek veya oyuncaklarımı hazırlayan düzinelerce Hintliler için entrikalar ararken saatler harcadım. En olağanüstü gezileri ya da en tuhaf maceralarını hayal etmek için Atlas'ı (Salinas, 1958 baskısı) açmam yeterliydi. Arkadaşım Antonio Sarrablo'ya hikayeler anlatmaktan da keyif aldım. Gittik ve sınıfdan bir araya geldik ve ev portalına ulaşınca eylemin zirveye ulaşmasını sağlamayı başardım. Böylece ertesi gün Sarrablo, yalnızca devamını bilmek isterse gelip beni alacağına dair bana güvence verdi. Hâlâ sonsuz hikayenin bölümlerinden bazılarını hatırlıyorum (muhtemelen 1963 - 1966) ve arkadaşımın özenli dikkati. Bunlar, çizgi romanlar, filmler, radyo dizileri, macera romanları ve hormonal patlamadan bu yana sayılan hikayelerdi. Anlatı sanatında başlama şekli baştan beri başkaları gibi benim de istediğim ya da en azından okula eşlik etmem için yazdıklarını açıkça belirtti. Benim için en az şey söyleme yoluydu. Ve medyayı umursamam değil, ama değiştirmek istiyorum. Ben hayalgücünü farklı kanallar vasıtasıyla kanalize edip vinyetlere, fotograflara veya kelimelere döktüm. Bu yüzden değişirim ve hep aynı hikayeyi yazmadığım yanılsamam var. Çeşitlilik ve eğlencenin etimolojide değil yalnızca el ele gittiğini düşünüyorum. Kullandığım farklı tür ve medya türlerini sınıflandırdım. Bu rastgele sınıflandırmadır, ancak yazmış olduğum hemen hemen her şeyi bir araya getirir.