Kısa boylu, asabi bir tüy topu olarak başlayan Wolverine, Cyclops'a baktı, Jean Grey'e yaltaklandı ve genellikle kendini biraz sevimsiz hale getirdi. Sadık bir kahraman, değerli bir ekip üyesi ve pençelerini çıkarınca da kuduz bi hayvan oldu. Acımasız (minik kıl yumağı) dış görünüşün altında asil bir savaşçı, hayatı takip etmeye çalıştığı ilkeler üzerine inşa edilmiş bir adam yatıyordu.
Wolverine, küçük oğlu kaçırılan zengin bi ailenin oğluyla karıştırılan bir adama yardım etmeye çalışmasıyla olaylar başlar.
Çocuğu kaçıran tarikatın izini sürer ve ninjalarla karşılaşır. Bu karşılaşma sonucunda tarikata liderlik eden Gorgon’la karşılaşmasıyla kılıcın kendine saplanması bir olur. Noldu şimdi? Wolverine öldü mü? Diye düşünüyoruz ama sonra aklımıza geliyor ki Wolverine ölü kalmaz.
Hand’in tarikatının büyüsü ile diriltilir ve Gorgon'un nihai suikastçısı olması için beyni yıkanır. Burada bir kopukluk var, tarikat beyin yıkamayı nasıl gerçekleştiriyor bilmiyoruz. Bu şekilde Logan, her zaman olmaktan korktuğu hayvani katile geri döner. Kara haber tez yayılır, tüm süper kahraman topluluğu, Wolverine'in onları öldürmeye gelebileceği düşüncesiyle tetikte ve titriyor. Ve birçoğu için kabus gerçek oluyor. Bu hikaye sona ermeden önce Wolverine, Elektra, Daredevil, Fantastik Dörtlü ve X-Men'deki arkadaşlarıyla savaşıyor hatta Shield bile bu canavarı durdurmaya çalışıyor.. Bu karşılaşmalar esnasında Wolverine’in dile dökmediği ama aklından geçirdiği düşüncelere tanık oluyoruz. Bunun birlikte karakterin benliğiyle yaptığı savaşa ve içerisinde bulunduğu çıkmazı hissediyoruz.
Aksiyon sürekli yüksek, sıkılmadan merakla okudum 10/10 bir hikayeydi.
Nadir bir cilt ve bu sebeple de pahası yüksek, imkanı olan kaçırmasın.