Sonunda Bendis dönemindeki en büyük olayı okuyabildim. İç Savaş çizgi romanı, kendisinden sonra gelecek birçok hikâyenin alt zeminini hazırlayan, Marvel evreninin en kritik ciltlerinden biri. Daha önce Iron Man’in İç Savaş versiyonunu okumuştum; kısmetse Captain America tarafını da okumak isterim. Uzun bir sürenin ardından ana cilde kavuşmak beni oldukça heyecanlandırdı.
Filmle kıyaslandığında konu biraz farklı ilerlese de fikir ayrılığı aynı temelde. Açıkçası ben iki tarafı da haklı buluyorum ama davranış biçimleri yanlış; olayları konuşarak çözmek yerine çıkmaza sürüklüyorlar.
Olayların fitilini, reyting uğruna kimliklerini saklayarak —ister yetişkin ister çocuk— süper kötülerle savaşan maskeli kahramanların sebep olduğu trajedi ateşliyor. Bu kontrolsüz çatışmada birkaç çocuğun ölmesi bardağı taşıran son damla oluyor. Devlet, kendi söz geçiremediği bir güç olarak süper kahramanları suçlu ilan ediyor. Maskelerin ardına saklanmaları, başlarına buyruk hareket etmeleri ve kimliklerini gizlemeleri göze batıyor. Bunun üzerine hükümet “Artık bu böyle olmaz” diyerek bir karar veriyor: Kahramanlar kimliklerini açıklayacak, her bölgede resmi takımlar kurulacak ve devlet memuru/askeri gibi çalışacaklar.
Bu öneri bir yandan başıboşluğu engellemek için mantıklı görünse de, diğer yandan kahramanları paralı asker gibi bir emir-komuta zincirine sokuyor. Bu yüzden süper kahramanlar ikiye bölünüyor. Kimisi destekliyor, kimisi şiddetle karşı çıkıyor. Ben iki görüşe de saygılıyım: Herkes kendi ideali uğruna savaşıyor. Doctor Strange’in dediği gibi “Bu yüzden bu mücadelenin dışında kalmalıyım. Bu tartışmada doğru ya da yanlış yok, sadece bakış açısı farklılığı var ve süper insanların işlevine yön vermek bana düşmez.” Bu bakış bana da çok doğru geliyor.
Ancak Captain America’nın, tüm