1860’lardan 1920’lerin sonlarına uzanan, sürükleyici bir aile hikayesi Nikos Temelis’in kaleminden… “Arayış” romanındaki, ailesini ansızın bırakıp ortağının yarı yaşındaki kızı ile kaçan babanın peşinde, birlikte kaçtığı genç Eleni’nin gözünden hayata, özgürlüğe, kadının toplumdaki rolüne ve tabii ki tarihin bu kırılma anında yaşananlara bakıyoruz hep birlikte…
Yunanistan’ın Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrıldığı ve bağımsız bir devlet olarak kurulduğu, ancak yarımadanın kuzeyinde, Makedon, Bulgar, Sırp bölgelerinde huzursuzluğun ve belirsizliğin devam ettiği yıllardayız. “Hasta adam” Osmanlı İmparatorluğu’nun artık ekonomik olarak battığını ve yıkıldığını tüm tebaa biliyor, ancak nasıl bir oluşum altında hayatlarına devam edecekleri muamma. Dört yana dağılmış Rum Ortodoksları hem Sırp ve Bulgar komitacıların, hem de iç çatışma içerisindeki genç Yunanistan’ın kendilerine faydadan çok zarar getireceğinin farkında, ama ne yapacaklarını bilmez halde, her kafadan bir ses çıkıyor.
Buhar gücünün sanayide hızla kullanımın arttığı, demiryollarının tüm kıta Avrupa’sında hayatın akışını kökten değiştirdiği dönem. Kervanlarla, aylara süren yolculuklar sonucu yapılan ticaretin demiryolu ve buharlı gemilerle birkaç güne düştüğü, malın ve tüketimin arttığı, üretim araçları ile arzın desteklendiği bu dönemde ticaret ve ekonomik hayattaki hızlı ve geri dönüşsüz değişimin çok daha büyük siyasal değişimleri tetiklemesi bekleniyor, idealist akımlar gücünü her gün arttırarak tüm imparatorlukları içeriden yıkıyor.
Toplumsal hayatta ise “Kadının Adı Yok”. Ataerkil toplumda gelenekler, kadının arka plana atılması için hala en büyük gerekçe; kızlar istekleri dışında genç-yaşlı bakılmadan evlendiriliyor, drahomaları ile birlikte bir mal-miras gibi aktarılıyor haneler arası, soyun devamı ve ev