Kızımın arkadaşları ile dengeli ilişkiler kurabilmek adına, edindiği bir kitap! Öyle ki bazı günler okuldan eve, dengesiz davranışlar sergileyen arkadaşları yüzünden, hayal kırıkları ile dolu gelir. Hangi insan hak etmediği bir muamele gördüğünde, hayal kırıklığına uğramadan tevazu sahibi olabilsin! İstisnadır, bence! Her ne kadar karşı tarafa incindiğimizi sezdirmesek dahi, bir kere kendi benliğimizde paramparça olmuşuzdur. Ve başlarız bizi inciten kişiyi, salt kendi benliğimiz de yargılamaya! Acaba bilerek mi beni kırdı, yoksa karakteri mi böyle diye! Zihnimizde cevapsız sorular, artarak çoğalır. İşte yazar kitabında, bu yargılara da cevap olabilecek mahiyette örneklerle değinmiş.
Yazara göre; " karakter kalıcı değildir. Zamanla bazı kişileri örnek alarak karakterinizde revizyonlar yapabilirsiniz. " der.
Muhakkak ki sizlerin de aklına bu cümleyi okuyunca, benim ilk okuduğum an aklıma gelen şu atasözü gelebilir.
" İnsan yedisinde neyse, yetmişinde de odur!" derler. Hal böyle olunca, o zaman fıtratımızdan mizacımıza biraz müdahale var gibi...
Yazar tatmin edici açıklamalarıyla karakter ve huy konularını okurun aklında soru işaretlerine yer vermeden, mükemmel bir şekilde izah etmiş.
Mülakatlarda soru-cevap şeklinde kişiyi gözlemleyerek karara varıldığını biliyorum, beden dilinin de kişiyi ifşa ettiğinden haberim vardı fakat yüz okumak (ilm-i sima), benim için çok aşina olmadığım bir hadisedir. Edindiğim kazanımlar sayesinde, eksikliğimi biraz olsun giderebildim. Biraz diyorum çünkü, yazarın da dediği gibi bu alanda başarılı olabilmek için, belli bir birikim olmalı!
Bazen öyle insanlar ile karşılaşıyorum ki, ruh halleri bozuk dahi olsa onu sansürleyip dışarıya belli etmeden hareket edebiliyorlar. Bu durum kişinin yüzüne yansıdığı zaman, yüz okumayı öğrenmek biraz