Zaman Bahçesinden Portreler

·
Okunma
·
Beğeni
·
16
Gösterim
Adı:
Zaman Bahçesinden Portreler
Baskı tarihi:
6 Haziran 2001
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750802980
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredı Yayınları
Deneyimli gazeteci-fotoğrafçı Güneş Karabuda, üç yıl önce yayımlanan İndim Zaman Bahçesine adlı kitabında, belleğininin sayfalarını aralamış ve Mekteb-i Sultani'den İsveç'e uzanan serüven dolu bir yaşamın sokaklarında dolaştırmıştı bizi.
Zaman bahçesindeki gezinti "portreler"le sürüyor. Güneş Karabuda, Zaman Bahçesinden Portreler'de yayamının son elli yılında tanıdığı otuz bir ünlü insanı anlatıyor. Kimler yok ki içlerinde: başbakan, kabile reisi, iş adamı, kral, ressam, sinema oyuncusu, tarikat lideri... Yazar, Pablo Neruda'yla beraber Şili'nin köylerini dolaşıyor, İlhan Koman'ın "yüzen ev"ini ziyaret ediyor, Onat Kutlar'ın kahkahasına ortak oluyor. Renkli ve mücadeleci kişilikleri, yaratıcılıkları ve ortaya koyduklarıyla bilimde, sanatta ve siyasette dalgalar yaratan bu insanlar, Karabuda'nın yalın ve içten anlatımıyla yalnızca bir adım uzağımızdalar şimdi.
"Kendimi objektif olmaya zorlamadan, onları gördüğüm, tanıdığım, hatırladığım gibi yazmaya çalıştım. Yaşadığımız çağın onlarsız çok daha gri, anlamsız ve tatsız olacağına inanıyorum!"
185 syf.
·Beğendi·9/10
Güneş Karabuda'nın yaşamından ve kaleminden; Pablo Neruda, Ağa Han, İlhan Koman, Salvador Dali, Cengiz Aytmatov, Ara Güler, Olof Palme, Yaşar Kemal, Salvador Allende, Mübin, Kral Hüseyin, Münevver Andaç, Ahmet Ertegün, Fidel Castro, İngrid Bergman, Nelson Mandela, Onat Kutlar ve daha başka isimlerle hem dönem, hem ilginç olayların, gelişmelerin canlı tanıklığı...
Onat'ın ne kadar dürüst ve sorumluluk sahibi bir insan olduğunu daha iyi anlamak için, bir zamanlar onun başından geçmiş, dost çevresinin yakından bildiği aşağıdaki trajikomik anektodu anlatmak gerekir.
Sıcaklardan bunalan Onat, denize girip dinlenmek için bir Pazar günü Kumburgaz taraflarında bir plaja gider. Eline bir kitap alarak bir köşeye yerleşir. Etraf güle oynaya bağrışan çocuklar, birbirinden başka kimseyi görmeyen sevgililer, romatizmalı bacaklarını sıcak kumlara gömen yaşlılarla doludur. Bir süre kitabını okuyan Onat'a rehavet bastığından hafiften kestirmektedir. Birden " yetişin boğuluyor!" sesiyle uyanan Onat, ilerde biraz açıkta genç bir adamın çırpındığını görürç Kendini hemen suya atıp gence doğru yüzmeye başlar. Ondan daha süratle yüzenler, çok uzakta olan gence yetişmek üzeredir. O arada gencin çırpınması kesilmiş ve bedeni gözden kaybolmuştur. Etraftan " Gitti adam yazık oldu!" gibi yorumlar yapılmaktadır. Bir süre sonra gerçekten "gitmiş" olan genci getirip kumun üstüne yatırırlar. Kurtarma gayretleri fayda etmez, genç boğularak ölmüştür. İyimser ve yardımsever halkımız gene de yerde yatan " cesedin" nasıl kurtarılabileceği hakkında çeşitli fikirler ortaya atmaktadır. Az sonra meraklı kitlesi ölünün yanından ayrılır ve Onat boğulan gençle baş başa kalır. Artık kimsenin ilgilenmediği ceset ile uğraşmak da ona düşer. Birkaç gencin yardımıyla, cesedi arabasının bagajına koyarak en yakındaki karakola götürür. Polis olay hakkında not alır ve günlerden Pazar olduğu için başka bri işlem yapamayacaklarını söyler. Onat her ne kadar ceset ile bir akrabalığı olmadığını söylese de polis " siz bunu morga götürün," der. Onat çaresiz, alır ölüyü morga götürür. Orada da aldığı cevap absürddür; " Pazarları ölü almıyoruz!". Tartışmanın nafile olduğunu gören Onat " Bir dahaki sefer Perşembeye getiririm" deyip oradan ayrılır. Arabasına binip bir sigara yakar, İstanbul'un ortasında, bagajında bir ceset ile nereye gideceğini bilmeden uzun bir nefes alır sigaradan. Bir iki umutsuz girişimden sonra, çaresizlik içinde arabayı her gece yaptığı gibi evinin önüne çeker. O gecenin özelliği, arabanın bagajında bir cesedin olmasıdır. Tüm bir gece karabasanlar gördükten sonra, sabah ilk iş cesedi ilgili makamlara teslim eder. Bu yaşanmış " felliniyen" öyküyü, Hem Onat'ın, hem de Hüseyin'in ( Hüseyin Baş ) ağzından dinlemiştim. Doğal olarak ki Hüseyin'in kinde kara mizah dozu biraz daha yüksekti.
Bir ölüye böylesine sahip çıkan Onat'ın elinden tutup yardım ettiği " canlıların" haddi hesabı yoktu! İnsan ilişkilerindeki sıcak ve dostça davranışlarının, iyi niyetli olmayan kimseler tarafından bazen kötüye kullanıldığı da olmuştu...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zaman Bahçesinden Portreler
Baskı tarihi:
6 Haziran 2001
Sayfa sayısı:
185
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750802980
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredı Yayınları
Deneyimli gazeteci-fotoğrafçı Güneş Karabuda, üç yıl önce yayımlanan İndim Zaman Bahçesine adlı kitabında, belleğininin sayfalarını aralamış ve Mekteb-i Sultani'den İsveç'e uzanan serüven dolu bir yaşamın sokaklarında dolaştırmıştı bizi.
Zaman bahçesindeki gezinti "portreler"le sürüyor. Güneş Karabuda, Zaman Bahçesinden Portreler'de yayamının son elli yılında tanıdığı otuz bir ünlü insanı anlatıyor. Kimler yok ki içlerinde: başbakan, kabile reisi, iş adamı, kral, ressam, sinema oyuncusu, tarikat lideri... Yazar, Pablo Neruda'yla beraber Şili'nin köylerini dolaşıyor, İlhan Koman'ın "yüzen ev"ini ziyaret ediyor, Onat Kutlar'ın kahkahasına ortak oluyor. Renkli ve mücadeleci kişilikleri, yaratıcılıkları ve ortaya koyduklarıyla bilimde, sanatta ve siyasette dalgalar yaratan bu insanlar, Karabuda'nın yalın ve içten anlatımıyla yalnızca bir adım uzağımızdalar şimdi.
"Kendimi objektif olmaya zorlamadan, onları gördüğüm, tanıdığım, hatırladığım gibi yazmaya çalıştım. Yaşadığımız çağın onlarsız çok daha gri, anlamsız ve tatsız olacağına inanıyorum!"

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Hasan Tan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0