·
Okunma
·
Beğeni
·
807
Gösterim
Adı:
Zarife
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750710032
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Hep ciddiye alırmış gibi yaptılar. Öyle göründüler. Ne annem babam, ne patronum, ne arkadaşlarım, ne de sevgililerim... Kimse beni can kulağıyla dinlemedi... Dinlemek istemedi... Ama ben herkesi dinledim... Önce annemi, babamı, kardeşlerimi dinledim... Zaten içinde olduğum, yaşadığım, bildiğim sorunlarını anlatıyorlardı bana. Arkadaşlarım, sevgililerim, birlikte olduğum başka erkekler de... Herkesin yaşamı kendince en önemliydi. Ya benim yaşamım, ya benim sorunlarım?"

Deniz Kavukçuoğlu'nun, yayınlandığı günden bu yana okurlardan ve edebiyat dünyasından büyük ilgi gören romanı Zarife'nin yeni baskısı Can Yayınları'nda. Bir genç kızın yaşamın zorlukları karşısında boşluğa yuvarlanışını konu alan Zarife, toplumsal değerleri, kişisel ilişkileri sorgulayan önemli bir çağdaş roman. Kitap için Semih Gümüş şöyle yazmıştı: "Zarife'nin, başından sonuna dek bir solukta, merakla okunabilmesinde yazınsal değerinin de elbette payı var."
(Tanıtım Bülteninden)
142 syf.
·2 günde·8/10
Günlerdir sosyal medyada ünlü bir markanın yeni reklam yüzü Armine konuşuluyor. Hayır fazladan üçüncü bir gözü ya da üçüncü bir kolu olduğu için değil, ekranların insanlara dayatmış olduğu barbie görünümlü kadınlardan farklı olduğu için. Çünkü Armine sokaktaki herhangi birine benziyor, yüzünün herhangi bir hattında estetik yok.

Çağımızın kadınları maalesef ki, ürün satışa çıkarır gibi piyasaya sürülüyor. Birbirine benzeyen çeneler, burunlar, dolgulu dudaklar, platin sarısı saçlar, pahalı kokular... Sokağa çıktığınızda her beş kadından ikisinin birbirine benzediğini göreceksiniz. Bunu biz istemiyoruz, kapitalizm dayatıyor.

Taa çocukken başlıyor bu geçmişten günümüze ulaşmış güzellik algısına erişme çabası. İlk oyuncağımız barbie bebekler hep Victoria Secret mankenleri gibi mesela, sonra bir çok gencin takip ettiği şarkıcılar, oyuncular, estetik mucizesiyle Leonardo Da Vinci’nin altın oranlı çizimleri gibiler. Son yıllarda teknolojinin daha da gelişmesiyle birlikte insanların bir çoğu (bence dayatılan bu güzellik algısına dayanamadığı için) bıçak altına yatıyor.

Olayı psikolojik olarak düşündüğümde (arada düşünürüm) bu bana kendi bedeninde oluşmayan ya da eksik oluşan kimliği yıkarak, yeni bir bedende (mecazi olarak) yeniden bir kişilik oluşturma çabası gibi geliyor. Sosyolojik olarak da bunun altında kendini topluma bu şekilde kabul ettirme çabası yatıyor. Yani ufacık burun estetiğini amma da büyüttün be ayşe diyebilirsiniz, fakat düşündüğünüzde, çevrenizde ki örneklere baktığınız da bana hak verirsiniz. Gucci’nin reklam yüzü Armine’nin günlerce konuşulmasının sebebi de bu, alışılagelmiş standartta bir manken olsaydı adını bile duymazdık, fakat sokaktaki birinden pek bi farkı olmayan fırından yeni çıkmış bir Armine görünce insanlar afalladı. (insanlar afallar! Çünkü barbie görmeye alıştık kardeşim) günlerdir sosyal medyada adından o kadar söz edildi ki, kapitalizm yine hedefine ulaştı, bu kez de standardın dışından birini pazarladı bize :D yanii, ya ne olacağıdıı! Kasa her zaman kazanır.

Benim şimdi bu kadar şeyi neden anlattığıma gelecek olursak, ben kitabı okurken sosyal medyada sürekli Armine’nin fotoğrafına denk geldiğim için, kitaptaki Zarife karakteri kafamda Armine olarak canlandı. (İsimde cuk oturdu ama kabul edin.) Zarife, yoksulluk içinde geçen bir çocukluktan sonra, Boğaz köprüsüne çıkıp “seni yeneceğğm İstanbul” diye bağıran adam gibi bir hınçla hayatın içine dalıyor. Tamamen kendi tercih ettiği bir hayat bu, lüks yatlar, Boğaz’da villalar, bitmek bilmeyen parıltılı bir eğlence dünyası, uyuşturucu, alkol... ve bunların bedeli olarakta birilerinin hayatında günübirlik bir sex objesi olmak.

Çok fazla filmi çekilmiştir bu senaryonun, insanlar evlerinde ayaklarını uzatıp önce ayıplayacağı, sonra da gözünü ayırmadan izleyeceği böyle filmlere bayılırlar. Çünkü toplum ikiyüzlüdür. Sokakta gördüğü mini etekli bir kadına tecavüz edecek gibi bakıp, kendi eşini, kızını akşam yediden sonra sokağa çıkarmaz. Çünkü sokak kendisi gibi namuslu postuna bürünmüş, eline geçen ilk fırsatta penisini dışarı çıkaracak yüzlercesiyle doludur. Sürekli ahlakın konuşulduğu bizim gibi ülkelerde diz boyu ahlaksızlıkların yaşanması da ayrı muamma.(ne demek istediğimi anlamak isteyenler bknz; gündüz kuşağı programları)

Zarife, böyle bir yaşamı tercih etmemiş olmayı dilerdim diyor, ama hayatta bazı tecrübeler kazanılmadan bilinmiyor. Bir şansı daha olsa aynılarını yaşayacağını biliyorum, çünkü hayatın kendisi tam da bu. Doğrularımızla da, yanlışlarımızla da kendimizi olduğumuz gibi kabul etmemiz bizi biz yapıyor, burun estetiği yaptırmam beni Ayşe Pro-X yapmayacak ben bunu biliyorum. Toplumun Zarife’ye “orospu” demesi de onu orospu yapmıyor, bunu da biliyorum. Kitabın özünde bahsedilen tam olarak bu, nasıl bir hayat sürersek sürelim, kendimiz olduğumuz sürece bize dayatılan bakışların, kötü cümlelerin, binbir kibrin içinde sadece kendimiz olarak ayakta kalabiliriz. Varsın parıltılı bir yaşantımız olmasın, kendi istediğimiz yaşantıyı dilediğimiz gibi yaşarsak bu hayatta boşa patinaj çekmemiş oluruz. Kendisi gibi olan, maskesiz dolaşan herkese sevgiyle :)
152 syf.
·6/10
Çok güzel olmasa da zaman geçirmek için okunabilir. Zarife’nin hayatının seçimleriyle nasıl değiştiğini okumak isteyenler bir göz atabilirler. Dili gayet akıcı ve anlaşılır.
152 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İnsanın hayattaki seçimleri dramı oluşturmaya yeterli midir? Kader değiştirilebilir midir yoksa kendimiz mi yazarız kaderimizi?
Nerden elime geçtiğini unuttuğum,dün akşam elime geçince bi bakayım deyip açtım kapağını ve uyumadan geri kapatıp uyudum..
Zarife bir toplumsal çöküşün,umutların,daha iyisini hakettiğini düşünüp hırslanan bir kızın romanı olsa da aslında bir yüzleşme ve topluma tutulan ayna görevi görmüş..toplumda oluşan değerlerin aslında değersizliğin daniskası olduğunun en yalın ve en net anlatımı..
Zarife kendini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren ve öz eleştiriyi en dibine kadar yapan ve yaşadığı hayatın bütün ayrıntılarını aklımıza kazıyan cesur ve açık yürekli bir kadın..
Zarife yükselmek ve daha iyi yaşamak uğruna kendine ihanet eden,nasıl yozlaştığımızı bize anlatan,görüp görmemezlikten geldiğimiz herşeyi gözümüze sokabilen,kendi kendini harcamış yüzlerce,binlerce genç kızdan sadece biri..
152 syf.
·Beğendi·8/10
Bir kadının karşınızda oturup, geldiği noktaya nasıl ulaştığını açık sözlülükle ve yalın bir dille anlatması ve özellikle susmanız soru sormamanız yerlerde ki aklınıza sorular sormak geliyor, ağzınıza lafı yapıştırarak istediği minvalde konuşmasına devam etmesi, en güzeli de sonunda onunla yemek yemeğe çok ama çok fazla gönüllü olmanız...
152 syf.
·Puan vermedi
Hayat tecrübesi. Farklı deneyimler ile elde edilir. Önce yanlişlar görebilirsek eger bu tecrübe olur. Hayatın lüksü özentisi sonucu elde ettiği başarı ve kazanç sonunda koca bir hiçlik
Herhalde “orospuluk”un, salt kadınlara özgü bir davranış olduğunu düşünmüyorsunuz siz! Benim seçimim olan, ne kadar eleştirseniz, ne kadar uzağında kalmaya çaba gösterseniz, sizin de kıyısından köşesinden bulaştığınız bu yaşam acımasız bir “orospuluk yarışı” özünde... İnsanlar bu yarışta bir adım öne çıkmak, ipi en önce göğüslemek için her yola başvururlar... Erkek mi yoksa kadın mı oldukları hiç fark etmez yarışçıların...
Deniz Kavukçuoğlu
Sayfa 44 - Can Yayınları
Ne tuhaftı şu "para"denen şey! Sevgi belki değil ama anlayış da ,saygı da özgürlük de satın alınabiliyordu yerine göre...
Ben koyun gibi güdülmek istemiyorum baba. Ben insan gibi yaşamak istiyorum ama kavgasını vermeden insan gibi yaşanamıyor.
Deniz Kavukçuoğlu
Sayfa 84 - Salih
"Oysa başka bir yaşama tanık olmak, başka bir yaşamı öğrenmek, o yaşamı susarak da olsa paylaşmak zorunda kalmak sorumluluklar yüklüyordu insana..."
Bir insanın çıkar karşılığı beynini satması, beynini satın alanların adına düşünmesi, onlar adına yazılar yazması benimkinden daha büyük bir "hayat kadınlığı" değil midir? Ben bedenimi verdim yalnızca, onlar beyinlerini satıyorlar... Benim kötülüğüm kendime, ya onların ki?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zarife
Baskı tarihi:
Ekim 2008
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750710032
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Hep ciddiye alırmış gibi yaptılar. Öyle göründüler. Ne annem babam, ne patronum, ne arkadaşlarım, ne de sevgililerim... Kimse beni can kulağıyla dinlemedi... Dinlemek istemedi... Ama ben herkesi dinledim... Önce annemi, babamı, kardeşlerimi dinledim... Zaten içinde olduğum, yaşadığım, bildiğim sorunlarını anlatıyorlardı bana. Arkadaşlarım, sevgililerim, birlikte olduğum başka erkekler de... Herkesin yaşamı kendince en önemliydi. Ya benim yaşamım, ya benim sorunlarım?"

Deniz Kavukçuoğlu'nun, yayınlandığı günden bu yana okurlardan ve edebiyat dünyasından büyük ilgi gören romanı Zarife'nin yeni baskısı Can Yayınları'nda. Bir genç kızın yaşamın zorlukları karşısında boşluğa yuvarlanışını konu alan Zarife, toplumsal değerleri, kişisel ilişkileri sorgulayan önemli bir çağdaş roman. Kitap için Semih Gümüş şöyle yazmıştı: "Zarife'nin, başından sonuna dek bir solukta, merakla okunabilmesinde yazınsal değerinin de elbette payı var."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 50 okur

  • Aybüke ÇİFTDOĞAN KILIÇ
  • Melodi
  • aydan atlayan kedi
  • İlayda Naz
  • Misstiridye
  • Uygar Eşki
  • Merve Ceylan
  • Özge SAKA
  • Abdurrahman kaya
  • Ayşe*

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13 (3)
9
%13 (3)
8
%43.5 (10)
7
%21.7 (5)
6
%8.7 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0