Kitabı bir arkadaşımın ısrarı üzerine okudum. Yoksa bana hep ambalaj kitap gelirdi. Ki zaten şuan okumama rağmen öyle. Kapağı ilgi çekici tasarlanmış tıpkı çok satmak için fast food abur cubur firmalarının mallarını böyle abartılı resimlerle afislerle sergilemesi gibi, ilgi çeksin satilsin maksat. Kitaplarda da artık bu yapılıyor maalesef. Eskiden kitap kendi reklamını kendisi yapardı çünkü içinde verdiği bilgiler dayanıklı sahihti ortaya çıkan eserin reklamını yapmaya gerek kalmazdı çünkü eser zaten saglamligiyla kendi kendinin reklamını yapardı şimdilerde bu değişti ya önce reklam sonra eser geliyor yada eserle birlikte reklamlarla pohpohlanip insanlarda okumazsan, almazsan sanki insanlardan geri kaldın bilgisiz kaldın havası yaratılıyor. Yazik! Bu duruma üzülüyorum gerçekten.
Kitaba gelirsek, okuduğum bölümden midir bilmem ben bir kitap konusunda iki şeyi arıyorum hep; birinci yazarın hangi eğitimi aldığını nerede aldığını ne üstüne kendini geliştirdiğini bilmek isterim. Lakin yazarımız hakkında elle tutulur bişey bulamamam doğrusu, beni kitabın içindeki bilgilerin doğruluğuna dair inancımı kaçırdı. Ikincisi kitabın kaynaksız, dipnotsuz olması bir diğer sıkıntı. Zaten bunda dolayı kitapta habire "istersen araştır, wikipedia bak " diyor. Bunları demesi ne bilim doğruluğuna şüphe düşüyor. Ne bilim kaynak olarak sen wikipedia'yi mi görüyorsun. Ki sen habire wikipedia yada internete bak diyorsan sen zaten wikipedia da internette olmayan bir bildiği buraya koymazsın ordan teyit ettiklerini buraya yazıyorsun. Özetle bana kitap daha çok, günümüzün popüler kültürün getirisi olan "tanınmak, dikkat çekmek için fark yaratmak" mottosuyla bir hikaye şeklinde kurgu yapmış klasik tarih kitaplarının dışında olayları bir hikaye havasında anlatmış. Benim görüşüme göre size katacağı
HeyetHalil Yaşar Kollu · Lopus Yayınevi · 20163,844 okunma
Rasim Özdenören, Yedi Güzel Adam dizisinde arkadaşları kendisine Filozof derlerdi. Ordan tanımıştım. Yazmış olduğu ilk ve tek romanıyla bunu kanıtlamış oldu. Diyaloglarıyla ve anlatmak istediğini dolambaçlı yollara sapmadan okuyucuyu betimlemelere boğmadan çok sade bir dil ve kurguyla anlatmış ve kendisine verilen Filozof lakabının hakkını vermiş bence. Spoiler vermeyi sevmem ben. Sadece şunu söylemek isterim 144 sayfadan oluşan kısa ve öz bir şekilde bir sosyolojik eleştiri yapmış ve 1979 yılında ilk baskısını yapmasına rağmen günümüze de ışık tutan içeriğe sahiptir.
İnsanın içinde bulunduğu hayatı kendisimi şekillendiriyor acaba dışarıdan bir kuvvet, beşeri kuvvetler mi kendisini şekillendiriyor yönlendiriyor? Veya bu hayatta bedenimizi mi ruhumuzu mu doyurmalı geliştirmeliyiz? Bir toplum köklerinden koparsa, kendini var eden değerlerinden uzaklaşırsa veya tamamen bu değerleri unutursa sonuç nolur? İnsan bakımından, tabiat insanın nesidir? Içinde yaşadığı, onla bütünleşmesi, yekpare olması gereken bir varlık mi yoksa tabiat insanın kölesi mi?
Benim bu kitabı bitirdikten sonra kafamı kurcalayan sorular bunlar olmuştu. Özetle, okuyanı düşünmeye, sorgulamaya sürükleyecek bir romandır.
Kitabı tanıtmadan önce Roger Garaudy'e dair birşeyler yazmak istiyorum. Fransa'da doğmuştur. Felsefe üzerine eğitim almış. Fransız Komünist Partisi'nde yöneticilik, Fransız Parlamentosunda milletvekili, Meclis Başkan Yardımcısı ve Senatörlük yapmıştır. Fikirleri bakımın baktığımız da İslam'dan uzak bir dünya görüşüne sahipken kendisinin hayatını değiştiren Medeniyetler Ittifakı çalışmaları olmuş bu vesile ile Islam'ı tanımıştır ve sonradan Islam'ı seçmiştir. Kitaba gelince, bu kitabında asıl gayesi, Batı, dogru dünyaya biseyler katmıştır lakin dünyadaki bütün kültürlerin, insanlığın suanki gelişmişlik seviyesine gelmesindeki yegâne kaynağın Batı medeniyeti olduğu şeklindeki tarihi bakış açısının bir ön yargıdan ibaret olduğunu göstermek istemiş. Kitap tam olarak bu meydan okumayla başlıyor. Ve bu fikrin altını doldurmak için geniş bir perspektiften medeniyetlere bakmış. Mezopotamya, Çin, Mısır, Hindistan, İnka, Maya ve Aztek medeniyetleri üzerinde durmuştur. Kısada olsa Afrikadaki medeniyetlerin üzerinde durmuştur ve dünyaya katkılarını derlemiştir. Ve ayrıca Coğrafi keşiflerle birlikte Batılı denizcilerin ve askerlerin Amerika kıtasındaki değerli madenler için -altın gibi- insanları yapmış olduğu işkenceleri zulümü üzülerek okudum. Ayrıca Amerikadaki Tropikal iklimde çalışmak üzerine Afrikadan zorla Amerikaya getirtilen, gelmemek için direnenlerin zorla getirilip yada öldürüldüğünü veya yolda ölen pek çok Afrikalının dramı çok üzücüydü. Inka, Maya ve Aztek medeniyetlerinin nasıl yok edildikleri keza öyle. Özetle, kitap size farklı bakış açısı sunacaktır. Insanlık tarihine sadece Avrupalı gözüyle bakmanın artık imkansız olduğunu çok iyi bir şekilde anlatıyor. Okunup irdelenmesi ve üstünde düşünülmesi gereken bir kitaptı. Tavsiye ederim.
Üniversite yıllarımda İsmet Özel'i hep merak ettiğim bir yazardı. Erbain şiiriyle tanımıştım kendisini lakin kitaplarını okumaya kısmet olmadi. Bu virüs vesilesi ile zaman bulunca okuma fırsatı buldum ve elime geçen Dil ve İkrar kitabına başladım lakin daha başlar başlamaz yazılarda bir ağırlık hissettim, Osmanlıca olan pek çok kelime var. Bunların olması anlamamızı zorlaştırıyor ve haliyla kitaptan sıkılıyor insan. Ama buna rağmen bitirecem dedim ve bitirdim ama benim fikrim, hiç bir şekilde İsmet Özel'e giriş kitabı değil. Bir okumada anlaşılması çok zor olan cümleleri içinde barındırıyor. Okurken yanınızda Osmanlıca sözlüğü bulundurmakta fayda var. Ama buna rağmen anladigim noktalardan bakacak olursak çok farklı bakış açısına sahip ve bunu kitapta görürsünüz yer yer Türk siyasi tarihine yönelik eleştiriler hakim keza Türk modernleşme çabalarına yönelik eleştiriler ayrıca bir insanının, burda daha çok müslüman bir bireyin, hayatındaki eksik ve ait olduğu din ile alakasi olmayan yaşam tarzına dair eleştiriler ve öğütler mevcut. Burada bir cümleyi paylaşmak isterim; "Dil ile ikrar ettiğini umursamayan ve fakat müslüman bilinenlere, hayatını bilhassa dil ile ikrar ettiğini umursayarak yaşayan müslüman yabancıdır." Ve daha çok Müslüman-Turk kavramının üstünde durmuştur.
Kitabı tam idrak ederek okunduğu taktirde kesinle ufkunuzu açacak fikirlere sahip kitaptır. Belki de tam idrak edemeyişimin nedeni, ülke gündeminin virüsten dolayı çok karmaşık olması haliyle bizim de psikolojik olarak etkilenmemiz ve bundan ötürü İsmet Özel gibi bir yazarı tam olarak anlayamama neden oldu. Ama ikinci kez okuyacağım kesinleşti. Inşallah o zaman daha çok istifade ederim.
Dil ile İkrarİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 202292 okunma
Kitabın giriş kısmında okudugum şu cümle hem kitabın işlediği konuların nasıl bir seyir izleyeceğini tahmin etmemde hem de günümüzde yaşadığımız olayları anlamlandırmami sağladı; "Çağdaş medya çalışmalarının da gösterdiği gibi imaj ve algı, gerçekliğin yerine geçer. Algıyı belirleyen, gerçekliği de kontrol etmeye başlar. Bu bakımdan Islâm ve Batı arasındaki ilişkilerin çoğu zaman bir algı ve imajlar savaşı olduğunu da unutmamak gerekiyor"
Evet, geçmiste ve günümüzde gerçekten de 'Algıyı belirleyen' ler pek çok noktada gerçeklik ve yalnışın bilinmesi ve belirlenmesinin önüne geçmişlerdir. Antisemitizmden Islamafobiye kadar İslam medeniyetinin dünya bilim felsefe tarihine katkı sağlamadigi sadece bir geçmişteki bilgi ve birikimi geleceğe nakil sürecinin bir safhasında yer aldığı algısına ve günümüzde İslam dinine mensup bireylerin terörist, şiddet yanlısı ve korkulacak insan olarak bakılması, Batı menşeli Holywood gibi flim, sinema ve basım yayım organlarının yaratmış olduğu Islâm algısı ve buna mukabil tersten bir bakış açısıyla konuya bakıldığında her Batı mensubu kişinin bir işgalci, bölücü, sömürücü ve ayrıştırıcı olarak bakılması gibi daha nice hususlar bizim algılama ve gerçekliği tayin etme yetimizi zora sokmuştur. Kitap gerçekten bir tarihçi sorumluluğuyla yazılmış ve İslam-Batı tarihine dair pek çok konuda bakış açımızı değiştirecek türden bilgilerle doldurulmuştur. Islâm ve Batı ilişkiler tarihini önyargısız ve algıların tahakkumu altında kalmadan öğrenmek isterseniz başvurmanız gerek bir kitaptır. Ve ayrıca 'Ben ve Öteki' idrakinin felsefi temelli bakış açısıyla ele alan bir anlatım tarzıyla felfesi mahiyette bir kaynak olma özelliğine sahip bir kitaptır. Ancak benim en büyük hatam elimde olmasına rağmen Akıl ve Erdem kitabını önce okumamam oldu. Çünkü pek çok