kalabalığınız öyle çok,
yalanlarınız öyle bol,
çıkarlarınız öyle fazla...
ve her güzel şeyi,
istisnasız her güzelliği telef eden
öyle büyük bir dünyanız var ki
sığmıyor yeryüzüne...
sen sevgili dost, elde ettiğin şeyler için nasıl bir bedel ödediğini düşünüyorsun? ya elde edemediklerin için? evet, bazen de bir bedel ödememize rağmen eli boş döneriz. çünkü, ipeği pamuk, altını gümüş fiyatına almak isteriz. bir de hiç bedel ödemeden elde ettiğimizi düşündüğümüz şeyler vardır. halbuki zaman bu düşüncemizi doğrulamaz. zira bedelsiz alındığı düşünülen şeylerin bedeli daha ağırdır.
bu ne bu?
-kar.
-böyle kar hiç görmemiştim.
-burda daha neler göreceksin.
-neymiş göreceklerim?
-kurt, köpek.
-başka?
-ayı, tilki.
-başka?
-işin rast giderse, bir insanoğlu.
-bu karda mı?
-bu karda, eğer yolunu bulabilirsen. ya da o, yolunu
yitirmişse. artık bahtına...