Amaç, olan olduğunda senin kim olmayı seçtiğindir. Haklı olmak da ne? Bir bakalım ne demek? Öfke demek, tepki vermek demek. Bu böyle olmamalı demek. Yani bir şeyler oluyor, sen kim isen, yani kainatın üzerinde nasıl bir bilir kişi isen, diyorsun ki 'Bu böyle olmamalı' ve üstelik bu yargında haklı olduğuna da karar veriyorsun.
Koca kainat dönüyor, her an işlemekte. Ve sen buradan bir noktaya bakıp yok arkadaş bu böyle olmamalıydı, ben haklıyım filan. Sana mı soracak dünya? Oldu diyor, çoktan oldu, naber?
Zihnin elinde bir tepki makinesi gibi, her an olana direncimizle tepkilerimizi saça saça ilerlemeye çalışıyoruz. Her olana verdiğimiz tepki, yani yaşamın o anda sana sunduğuna verdiğin tepki, seni bir sonrakine taşıyor ve yeni deneyimine.
Bu yüzden hep ayna örneği verilmiş ya işte, yaşam sana her an kim olduğunu gösteriyor. Suçlayan mısın? Daha çok suçlayacağın malzeme sana akıyor. Daha çok suçlayan olabilirsin diye. Çaresiz mi olduğuna inanıyorsun? Daha çok çaresizlik yaşaman için geliyor deneyimler. Kim olmayı seçiyorsan, o alanda destekleniyorsun.
Gerçekten bu gerçeği anlamadan yaşıyor olmamız, insan adına trajikomik ve içler acısı. Sistemde hiç hata yok. Biz sistemi anlamadığımız, kullanmayı bilmediğimiz için kabuslar içinde dört dönüyoruz.
Her an bir daha, bir daha gitmek istediğimiz yerden bizi uzaklaştıran tepkiler verip sonra da, "Bu nr adaletsiz dünya"! diye göklere haykırıyoruz. Hrp dışarıdan bekliyoruz. Hiç sorumluluk almadan...
Bir insanın bir insana ya da hayvana ya da inan herhangi bir şeye zarar verme ihtiyacını, bu ihtiyaca sebep olan korkuyu, öfkeyi, sapmayı çözemediğimiz sürece, bunu dönüştüremediğimiz sürece dünya bize beklediğimiz adaleti, beklediğimiz görüntüleri sunamaz.