Modern Türk edebiyatının en özgün kalemlerinden biri olan
Aylin Balboa mizahla hüznü ustalıkla harmanladığı etkileyici bir esere imza atmış
Bu kitap; klasik bir olay örgüsünden ziyade bir yasın, sancılı bir ayrılığın ve bir kadının kendi parçalarını yerden toplama çabasının kronolojik olmayan, samimi bir dökümü gibi
Balboa’nın dili, hüzünle absürt mizahı aynı cümlede buluşturabilecek kadar güçlü. Acıyı kutsallaştırmak yerine onunla dalga geçerek evcilleştiriyor.
En çok hoşuma giden şeylerden biri de, çok alakasız gibi duran ama şaşırtıcı bilgileri araya ustaca serpiştirip zekice sunması ve bol bol güldürmesi oldu sanırım.
Osman’a yazılan o hayali mektuplar ve diyaloglar üzerinden ilerleyen anlatı, okuyucuya bir iç dökme samimiyeti sunarken teknik olarak postmodern bir kolaj hissi de veriyor.
Bu kitap, edebiyatımızın sahici işlerinden biri bence. Osman uzun mu kısa mı bilmem ama Aylin Hanım pek derin, o kesin
Mustafa Kutlu kitaplarını seviyorum. Henüz 2 kitabını okumuş bulunmaktayım ama genel olarak kendisinin diline hakim olduğumu düşünüyorum. Okurken insana hem hüzün hem mutluluk veriyor, kitapları