Kitap Çiçekçisi

Kitap Çiçekçisi
@kitapcicekcisi
Birilerinin Gelecekten Gelen Mektubu Olmak Dileğiyle
Puan vermedi·224 syf.··
2025 18. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2025 00:00
Orange, geçmiş ve gelecek arasına sıkışan zamanın bazen acımasızlığını bazen de ruhlara, vicdanlara sunduğu ikinci şansı canlandırıyor gözümde. Bir grup gencin arkadaşlıklarını, birilerinin aşklarını konu alan bu serinin alt yapısında çok derin insani konuları kucaklıyor. Yedi kitaptan oluşan bir seri, ilk beş kitapla tamamlanmış sonrasında yazarın isteği üzerine 6. ve 7. kitaplar oluşturulmuştur. Yani ilk beş kitabı okumak aslında yeterli. 6. ve 7. kitaplar beş kitap boyunca ince ince işlenen konuları o arkadaş grubundaki herkesin kendi bakış açısından olayları izletiyor, e dikkatli bir okur bu bakış açılarını ilk beş kitapta yakalamıştır o yüzden 6. ve 7. kitapta biraz sıkıldım diyebilirim. Bu seriyi okumak kesinlikle çok eğlenceli, biraz hüzünlü ve düşündürücüydü. Çizimlerin ruha bu kadar dokunabilmesi, basit gibi görünen bu çizimlerin altında sakladıkları beni hâlâ şaşırtıyor. Beş kişilik güzel bir arkadaş grubuna, okula uzaklardan gelen Kakeru bu gençlerin hoş görüşü ve enerjileri sonucu katılır. Bu okul gününün sabahı çok utangaç, sevimli ve nazik başkarekterimiz Naho gelecekten mektup alır. Bunu garipser yine de arkadaşlarının bir şakası olduğunu düşünür ve okur. Kakeru'nun o gün geleceği ve onunla arkadaş olacakları ama okul çıkışı onu kesinlikle çağırmamaları gerektiği yazılıydı. Yine de bunu önemsemez ve akşam arkadaşlarının onu çağırmalarını engellemez. O günden sonra Kakeru on gün okula gelmez ve onun hakkında haber alamazlar. Burada olayı anlatıp beni bu kitapta en etkileyen noktaya değinmek istiyorum. Kakeru'nun annesi okulun ilk günü oğluyla beraber hastaneye gitmek istediğini ve onun herhangi bir yere gitmemesini söylemiştir. Ancak futbolu çok seven Kakeru arkadaşlarının davetini reddedemez ve onlarla gider. Döndüğünde annesinin intihar ettiğini
Edebiyat
Orange - Cilt 1Ichigo Takano · Komik Şeyler Yayıncılık · 2021759 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
OBLOMOV'UN AĞIR ZİNCİRLERİ
Puan vermedi·622 syf.··
2024 28. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2024 01:23
Not: Kitap hakkındaki kişisel yorumum yazının son bölümünü oluşturur, dilerseniz direkt oraya bakabilirsiniz. Kitabın Tanıtımı Gonçarov'un en ünlü eseri olan "Oblomov", ilk olarak 1859 yılında "Otechestvennye Zapiski" (Vatan Notları) adlı edebiyat dergisinde yayımlandı. Daha sonra aynı yıl içerisinde bir kitap olarak basıldı. Bu roman, yazarın olgunluk döneminin bir ürünüdür ve Rus edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Gonçarov Rusya’nın 19. yy.nın önemli toplumsal ve ekonomik değişimlere karşı olan direncin bireysel ve toplumsal boyutunu aktakmak istemiştir. Örneğin köleliğin kaldırılması , Batılılaşma çabaları ve geleneksel yaşam tarzının sorgulanması gibi konular yanı sıra insani ilişkiler Oblomov eserinde işlenmiştir. Gonçarov, "Oblomov" aracılığıyla bu değişim sürecindeki Rus toplumunun bir kesimini, özellikle de toprak sahibi soyluluğun tembelliğini ve değişime karşı direncini eleştirmek istedi. "Oblomovluk" tipinin yaratılması, kaynaklarda belirtildiğine göre Gonçarov'un Rus toplumunda yaygın olduğuna inandığı bir "hastalığı" veya "tipi" somutlaştırmak ve bu soruna dikkat çekmek istemesiyle ortaya çıktı. Gonçarov kusursuz edebi bir başyapıt yaratmak arzusundaydı, bu uğurda Oblomov'u tamamlamak için hayatının on yılında bu esere efor sarf etmiştir. Nitekim yavaş ama etkili bir anlatımla dünyaca ünlü bir eser yaratmıştır. Kitap boyunca bizi Oblomovluk havası sarıyor ve yer yer sarsıyor. "Oblomovluk" kavramı, tembellik, hayattan kopukluk, iradesizlik, sürekli erteleme ve potansiyelini gerçekleştirememeyi ifade eder. Oblomovluk hayalperestliği de işler. Her şeyin kendi kendine gerçekleşeceğine inanma, gerçek hayattan kopukluk ayrıca insanı ihtiyaçların ayağına kadar geleceğine inanmaktır. Bu tür özellikleri o dönemdeki Rus aydın ve soyluların değişime karşı
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Bir Yaratma Hikâyesi
10/10
·50 syf.··
2025 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 00:00
Ağaç Diken Adam kısacık ama epey güzel bir öykü. Bir çoban önce evladını ardından eşini kaybeder ve öykümüz hüzünle başlar. Çoban yaşadığı bu acı sonrası insanlardan uzak bir yere çekilmek ister. Yaşam enerjisini kaybetmeyen çobanımız aslında Değirmenimden Mektuplar'dan muazzam bir doğaya sahip olduğunu bildiğim ama bu öyküde kurak, ağaçsız, susuz Provence şehriyle karşılaşıyorum. Çobanımız pes etmeden, her hangi bir insanın veya kuruluşun yardımı olmadan binlerce sonra on binlerce ardından yüz binlerce ağaç dikip yetiştirmek yolunda kararlı adımlar atar. Bu süreç otuz beş yıl boyunca sürer ve Provence kurak, ıssız bir yerken yaşam merkezi hâline gelir. "Bir insanın tek başına, kısıtlı maddi ve manevi imkânlarla, çölden bu Kenan Ülkesi'ni yeşertmeye kadri olduğunu düşündüğümde, insanoğlunun gidişatını her şeye rağmen takdire değer buluyorum." (s. 45) Tabi günümüz şartları orman yaratmak için yeterli olmasa da insanın pes etmeden devam etmesi gerektiği hakkında bir motivasyon konuşması gibi olan bu kısacık öykü okunmaya değer. Aynı zamanda uzun zaman aralıklarında ziyarete gelen arkadaşının gördüğü muhteşem fark takdire şayan. Hele çizimler, kesinlikle tam havasında ve her çizgi yerli yerinde, bu meşakkatli işi yaparken zorlanılan olayları, duyguları çizimlerle kolayca konuşturabilmişlerdir. Ferahlamalık, yarım saatte okuyabileceğiniz muhteşem bir eser. Elimdeki Everest Yayınları'nın baskısıdır, tavsiye ederim. Jean Giono Ağaç Diken Adam
Edebiyat
Ağaç Diken AdamJean Giono · Everest Yayınları; 1. basım · 20212,338 okunma
İnsan Olmayı Kaybederken
Puan vermedi·128 syf.··
2025 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2025 01:16
İnsanlığımı Yitirirken ciddi anlamda sarsıcı bir eser. Kitap boyu başkarakteri kınama, ondan iğrenme hatta nefret etme bir yerden sonra yorucu olmaya başlıyor. Yalnız bu okuma iştiyakınızı köreltmiyor. Olaylar ne kadar mide bulandırıcı olsa da kendine has bir merak unsuru vardı. Hâliyle bir sonraki sayfada ne gibi bir aptallıkla karşı karşıya olacağız diye merak ediyor insan. Aptallık diyorum çünkü Yozo'nun yaşamı ona karşı bir öfke doğurdu içimde. Kitap hakkında tartışılacak epey konu var. Çoğu eserde olduğu gibi İnsanlığımı Yitirirken'de de önce başkarakter Yozo'nun aile yaşantısını ele alıyor. Bir konuda anlaşalım, ailelerin çocuk yetiştirememesi tabi ki tramvalara sebep olur ve insan büyüdüğünde farkında olmadan bu tramvalar sebebiyle yanlış davranabilir ama bu da bir yere kadar. Ailem beni sevmedi, saymadı veya ilgi göstermedi diye hayatı mahvetmek bir yere kadar sonrası aptallık. Karşılıksız Bir Aşk eserindeki Petruşa da aynı hatayı işledi, yine de Yozo'dan daha masumdu. İki kitap art arda gelince karşılaştırma yapmadan edemedim ve daha kötü olan Yozo oldu. Yozo ailesi tarafından sevilmeyen, anlaşılmayan bir çocuk, kendini sevdirmek adına, özellikle bir çocuk için, şaklabanlık yapmak bir yere kadar eğlenceli ve tahammül edilebilir. Sevginin bir harekete veya bir çıkar ilişkisine bağlanması her insan için hayıflanılacak bir durum, Yozo da onlardan biri oldu. Yozo şaklabanlık yaparak kendi isteklerine değil, ebeveynlerinin, arkadaşlarının, komşularının ve öğretmenlerinin isteklerine ve beklentilerine göre yaşadı. Şu anne _ babaları ne kadar kınıyorum, hayatı yeni yeni keşfeden bir çocuğa sevginin bir karşılığı olmalı, şeklinde yetiştirmeleri... Peki tüm hayat sevgiden mi ibaret? Hayır, pembe rüyalara dalmak işimize yaramayacak. Bir insan araştırmadan, merak
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,2bin okunma
Aşkın Saplantıdaki İzleri
7/10
·80 syf.··
2025 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2025 00:00
Karşılıksız Bir Aşk, Maksim Gorki'den okudum ilk eser. Bu kısa klasikte aşkın saplantı hâlini, önceden okuduğum kitaplardaki başarılı-başarısız aşkları hatırlattı ve kitap boyunca karşılaştırma yapmama itti. Bunun sonucunda da kahramanları yer yer kınadım. Hak verdiğim davranışlar da oldu. Güzel bir kitap mı? Evet. Yazılma üslubu, kesintisiz akan kurgu ve merak unsuruyla göz boyayan bir kitap oldu benim için. Yanı sıra yazarın dili ustaca kullanarak çizdiği betimlemeler ve kitabın kendine has atmosferiyle eser kendini bir çırpıda okuttu. Geçelim kitaba. Karakterlerin davranışlarını hep geçmiş yaşantısına bağlamak, bunun psikolojik tarafıyla ilgilenmek artık benim için kaçınılmaz bir alışkanlık oldu. Ki bunu yaparken eğleniyor, kitabı anlamlı buluyor ve edebi zevk alıyorum. Bu eserde de çocukluk ve gençlik - yetişkinlik arasındaki ilişki apaçık ortada. Başkahraman Petruşa babası tarafından ne sevgi ne de ilgi görmüş bir çocuk olarak yetişti. Kardeşi Kolya ise sevilmemiş ama okuması konusunda ilgi görmüş, iki üniversite bitirmiştir. Anlayacağımız kardeşler arasında eğitim ve kültür olarak ciddi anlamda seviye farkı vardır. Petruşa küçüklüğünde ne kadar sevgisiz büyümüş olsa da bu büyüdüğünde yaptığı hatalar sonucu hayatını mahvetmesini kabuledilebilir kılmıyor. Petruşa ve kardeşi Kolya aktris Larisa'ya âşık olurlar. Larisa ünlü, güzel mi güzel, herkesin peşinden koştuğu bir kadın. Kendini işine kaptıran, arkasından koşan erkekleri bir şekilde defetmeye çalışarak yaşadı. Larisa'ya bir konuda epey hayıflandım, ki bu kitap boyunca süren bir şeydi, güzelliğinin bedeli olmaz aslında, olmamalı ama çevresindeki erkek hayranları Larisa'ya da güzelliğinin bedelini ödemek zorundaymış gibi davranıp durdular. Larisa'ya da dememin sebebi bir önceki okuduğum Çalıkuşu'nun
Edebiyat
Karşılıksız Bir AşkMaksim Gorki · Yordam Kitap · 2020794 okunma