Açılışı Duygu Akın'a teşekkür ederek yapmak isterim. Bir kez daha muazzam bir çeviriyle karşımızda. "God save the Queen"
Douglas Stuart, Glasgow’un yoksul mahallelerinde geçen, çarpıcı bir büyüme hikâyesi anlatıyor. Yine!
"Genç Mungo"nun çıkacağını öğrenir öğrenmez "Shuggie Bain" okumuştum ocak sonu. O okumanın etkisiyle şubatın ilk günlerinde de "Genç Mungo"ya başladım. İlk bölümü geçince acele mi ettim acaba diye düşünmedim değil...
Roman, Shuggie Bain ile benzer temalara sahip; yoksulluk, aile içi şiddet, bağımlılık ve queer kimlik... Az çok ne ile karşılaşacağımı biliyordum ancak yolun başında rastlaşınca heyecanım söneyazdı.
Sonra işler değişti!
Genç Mungo, daha fazla gerilim unsuru barındırıyor ve iki farklı zaman dilimi arasında gidip gelen bir anlatı yapısı kullanıyor. James'in de sahneye çıkmasıyla kitaba dair hevesim harlanıyor. Mungo bir Protestan ailesinden, James ise Katolik bir geçmişe sahip. Zaten mezhep çatışmalarının yoğun yaşandığı bir toplumda ikili arasında yaşanması muhtemel ilişkinin sonu başından belli.
Stuart, bir yandan Mungo’nun ailesindeki zorlukları, annesiyle olan karmaşık bağını işlerken, diğer yandan Glasgow’daki işçi sınıfı hayatını sert ve gerçekçi bir dille aktarıyor.
Shuggie Bain daha çok annesi Agnes’in hikâyesi gibiydi ve zaman geçişleri oldukça yoğundu. Genç Mungo ise annesinin etkisi büyük olsa da Mungo’nun kendi deneyimlerine daha fazla odaklanıyor. Mungo’nun annesi de sorunlu bir karakter ama Agnes kadar baskın değil, bu da anlatının daha çok Mungo ve James’in etrafında örülmesine fırsat tanıyor.
Douglas Stuart karakter yaratmada gerçekten usta. Mungo’nun kırılganlığı, James’in sessiz gücü, annesinin dengesiz ama sevgi dolu halleri—hepsi çok sahici. Karakterler kusurlarıyla, zaaflarıyla o kadar gerçek ki bazen onlara