instagram.com/sanatdolusu
.
⭐ Jack Kerouac'ın ölümünden 36 yıl sonra bulunan eseri Beat Kuşağı ile karşınızdayım. Yer altı edebiyatı, okumayı en sevdiğim tür galiba, Kerouac okumaksa bambaşka bir zevk.
⭐ Beat Kuşağı, ismini de 50'lerde iyice varlığını belli eden Beat Akımından alıyor. Böylece Kerouac'ın Yeraltı Sakinleri dediği tayfasının yaşamından bir günü tiyatro metni olarak görüyoruz. Bu kitapta her zaman olduğu gibi Kerouac'ın oldukça hayatın içinden olan anlatımı, gerek yazı dili gerekse hikaye olarak tüm standartlara rest çekiyor.
⭐ Kitapta karakterlerin isimleri farklı olsa da, bunlar aslında Kerouac ve kendi arkadaşları, nam-ı diğer yeraltı sakinleri. Kerouac'ın hemen her kitabında izi olan bu tayfa, aslında Kerouac'ın hayatının komple bir yeraltı Edebiyatı olduğunu gösteriyor.
⭐ Şarap, şiir, Tanrı, felsefe, caz, bebop, dostluk ve daha birçok şey eşliğinde salt varoluş coşkusuyla hayatın gazını kökleyen Beat Kuşağı'nın okuyucularına entelektüel anlamda bir çok kazanımı olacağını düşünüyorum. Kerouac Beat Kuşağı ile, spontan düz yazıyı bu sefer bir tiyatro şeklinde bizlere sunuyor ve diyor ki "Yazdığım herşeyi, dünyaya inmiş ve onu hüzünlü gözlerle izleyen bir melek olduğumu hayal eder ve öyle yazarım".
instagram.com/sanatdolusu
.
⭐ 1886'da yayınlanan kitap o dönem esip gürleyen Rus Edebiyatı karşısında belki de biraz sönük kalıp, ünü yeterince günümüze ulaşamamış desem yanılmış olmam sanırım.
⭐ Hikayenin sonunu açıklamadan bu kitabı anlatmak çok zor olacak ama deneyelim.
⭐ Doğru yanlış, iyi kötü vb. zıtlıkların aslında bir bütünün iki yarısı olabileceğini görüyoruz bu kitapta. Bir insanı düşünülecek olursak, salt iyi veya salt kötü diye bir etiket yapıştırmamak gerektiğini bir kez daha anlıyoruz.
⭐ Kitapta karakterler çok sağlam bir şekilde kurgulandığı için verilmek istenen psikolojik hisleri ve gerilimi kolayca hissedebiliyoruz. Bu hisler o kadar yoğun boyutlara ulaşabiliyor ki kitabı okurken bazen tatlı bir yorgunluk hissettim.
⭐ İskoç yazar sayesinde 1800'lerin havasını buram buram içimize çekiyoruz. Kitabı okurken polisiye ve psikoloji arasında gidip geliyoruz. Ama psikolojik yoğunluk ağır basıyor demek yanlış olmaz.
"Af dileyeni affedeceksin, dilemeyeni aklından sileceksin ama muhakkak geçmişin yakasını bırakacaksın. Düşüncelerin, hayallerin hep geleceğe odaklı olmalı! Kendine acımayacaksın, değerli olduğunu unutmayacaksın. Çok seveceksin ama önce kendini."