..Kitap aşığı..

..Kitap aşığı..
@kitapdoostuu
15 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
8/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2018 2. kitabı
Locke'un yaşadığı dönem, 17.yy dönemleri.. Avrupa'da kanlı mezhep savaşları. Özellikle Katolik ve Protestanlar acımazsızca birbirini doğramakta ve köklerini kurutmak istemekte. Locke ise, bu tür farklılıkların doğal olduğunu, bu sebeplerden ötürü savaşılmasını şiddetle eleştirmekte. Eserde yazar; Ateistlerin hor görülmemesini, din ve devlet işlerinin ayrı ellerden yürütülmesi gerektiğinin altını sıklıkla çizer. Bir çok kez dini otorite-siyasi otorite ayrımı üzerinde durur. Şayet ona göre dini otorite, siyasi alana müdahil olur ve bu alanda tahakküm kurarsa, örneğin diyelim ki katoliklerin dini ve ruhani lideri, siyasi anlamda da söz sahibi olursa, diğer dine mensup kimseler için ızdırap dolu bir yaşam gerçekleşecektir. Siyasi otoritenin alanı devlet işleri, bürokratik yapı, yasama ve yürütme faaliyetleri iken, dini otoritenin alanı bundan çok başka olup dünyevi olmayan hususları içerir. Toplumsal hoşgörünün bir kültür olarak yerleşmesini talep eden Locke'un bu eseri şiddetle okunmalı. İyi okumalar.
Felsefe
Hoşgörü Üstüne Bir MektupJohn Locke · Liberte Yayınları · 2012498 okunma
Reklam
8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Kitap çeşitli değerlerin tartışılması üzerine başlamakta. Daha sonra Platon, hocası Sokrates'i konuşturarak ideal devlet yapılanmasını ayrıntılı bir şekilde anlatmakta. Dönemine göre düşündüğümüz zaman oldukça iyi kurgulanmış denilebilecek bir devlet planlaması sunmakta eser bize. Platon eserde çeşitli toplumsal sınıflardan devletin yönetimine, askeri ve savunma teşkilatlanmasından üretim ilişkilerine dair bir perspektif geliştirmekte. İlkçağ felsefe tarihinin başat düşünürlerinden Platon'un düşüncelerini anlamak açısından oldukça ideal bir eser. Özellikle Platon'un bilgi felsefesi, siyaset anlayışı, varlık felsefesine dair çeşitli metaforlar ve göndermeler sıklıkla mevcut. Okuyacak arkadaşlara şimdiden keyifli okumalar.
Felsefe
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
Yunan mitolojisinin Albert Camus'nün bazı eserlerine malzeme sağladığı doğrulanabilecek nitelikte bir eser. Albert Camus'nün bu eseri temelde "uyumsuz" (başka çevirilerde "absurd" olarak da geçebilir) kavramı üzerine gerçekleştirilen bir felsefi tartışma niteliğinde. Bir problem olarak intiharın insan yaşamındaki yeri ve konumu üzerine geçmekte ilk bölüm. İntihar'ın "uyumsuz, saçma , absurd" olarak değerlendirilen insan yaşamını sonlandırılmasına yönelik bir kaçma ve sıvışma mı, yoksa tersine başvurulabilecek bir çare olarak mı değerlendirmesi temel tartışmalardan bir tanesi. Hayatın monotonluğu, sıradanlığı insanı bir bunalıma sürüklemekte ve bu da yaşamın "apaçık bir şekilde absurd" olduğu fikrini beslemektedir. Öyle ki sürekli tekrar eden durumlar ve her şeyin bir kısır döngü içerisinde olduğu bilinci absurdun farkına varma bilincidir. Kitabın ismine ilham veren mitolojiye baktığımız zaman, Sisifos, Tanri'nın verdiği ceza sonucu koca kütleli bir kayayı bir tepenin zirvesine çıkarmalıdır. Oldukça eğimli olan bu zirveye yaklaşmak üzereyken, kaya yeniden aşağıya yuvarlanır ve bu durum sürekli tekrar eder. İşte hayatın saçmalığını Camus, bu efsane ile anlatır. Probleme yaklaşım tarzını çok dillendirmeden okuyup kendinizin keşfetmesi taraftarıyım. Şiddetle önermekteyim.
Felsefe
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 201511,3bin okunma