"Adım Barış," diyor bir gün, sesinde bir kararlılıkla.
"Ama bu ülkede barişin ne anlama geldiğini kimse bilmiyor." Selim, bu cümledeki hüzün ve öfkeyi derinden hissediyor, bu sadece bir isyan değil, bir kaygı.
Seni düşünüyorum: İşkence, insanın buluşu. Tekerleği bulan o zeki, yaratıcı insan soyu, belki de tekerlekten önce işkenceyi icat ediyor. Hayvanlar âleminde böyle şey yok; ne içgüdüsel ne bilinçli.
Hayvanlar öldürür, parçalar ama acıyı bir amaç haline getirmez. İnsansa bu dünyada hem mucit, hem kurban hem de cellat. İşkencenin hedefi, kurbanında, kendine acıma duygusu uyandırmak. Oysa bu korkunç bir tuzak; insan kendini eleştirebilir, üzülebilir, yenilmiş hissedebilir, ama kendine acımak... Hayır, bu olmamalı. İnsan kendine acımamalı. İşte işkenceciler bunu ister; ruhunu zayıflatıp seni kendi gölgene bağlamak.