Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Denemenin bitişinde vardığım sonuç tatsızdı doğrusu: Çünkü Nietzsche de, Mirabeau da yeni bir şey söylememişti, İslam mutasavvıfları onlardan yüzlerce yıl önce bulmuşlardı gerçeği.
Nietzsche’den yaklaşık altı yüzyıl önce Mevlânâ diyordu ki: Geçmişi unut
Koy bir kenara
Yeni bir sayfa aç
Kurtar benliğini dünden
Bugünün çocuğu ol
Bütün bilgeliği ve gülümseyişiyle gençliğin
Şu anı hiç terk etme ne olur
Sonsuza uzanan şu günü, terk etme.
Bu noktada Batılı filozoflardan ayrılıp bizim Doğu dünyasına yönelmek istedim. Şirazlı Sadi’nin insanı nasıl tarif ettiğini not ettim defterime: “Yek katre-i hunest ve hezar endişe”, yani “Bir damla kan ve bin endişe.” İşte unutmayı başaramayan insanın trajedisi bu sözlerde gizliydi. Ömrünü endişeyle tamamlamaya ve sürekli acı çekmeye mahkûm olan bir zavallı ruh.
Hayvanların pasif bir biçimde hatırlayamaması demek olan unutmak yerine;
Mirabeau’nun “unutma”sı, hayata hizmet etmek için yaratıcı bir biçimde geçmişi yeniden biçimlendirme, zararları telafi etme ve aktif bir unutma eylemiydi.