Vincent Van Gogh kardeşi Theo’ya 18 yıl boyunca yazdığı mektupların derlemesi olan eserde tüm mektuplar yer almamakla birlikte Van Gogh‘un hayatına bir pencere açar nitelikte. Sanat için varını yoğunu ortaya koyan Van Gogh bu hayatın çilesiyle var olacağını Çilesiz bir dünyada nasıl üreteceğini bilemediğini bir çok sözüyle ifade ediyor. Mektuplarında ne kadar düşünceli ve naif olduğu belli olan Van Gogh‘un ilk papaz olarak gittiği kömür ocaklarının bulunduğu köyde resme kendini adıyor. Oradaki insanların durumundan sıkça bahsederek üzüntüsünü dile getirir ve eserlerinde bunu yansıtmaya çalışır.
37 yıllık yaşamında yaşından daha çok yere seyahat edip sanatı için diyar diyar geziyor. Yazdığı mektuplardan nereye giderse gitsin tutunamadığını , tutunamadığı için tekrar seyahat ettiğini dile getiriyor. Mektuplarından ayrıca bulunduğu dönemde yer alan diğer ressamlardan farklı bir sanat icra ettiği de belli oluyor özellikle mektubunda geçen patates yiyenler resminde emeğin namuslu çalışmanın gerçek köylülerin resmini çizmek istediğini çizilen köylülerin gerçeği temsil etmediğini fotoğraftan farklı bir resim çizmeyi hayal ettiğini söylüyor. Zaten bulunduğu dönemde parasızlıktan sürmesinin sebebi de bu değil mi?
Değerinin bilinmemesi üzülmeyip “ gelecekte değerliysem şimdi de değerliyimdir şimdi değersizsem gelecekte de değersizimdir“ diyor. O her zaman sanatından emin şekilde bir gün başaracağını bilerek sanatına devam etmiş ve şu anda “değirmen ortadan kalkmış ama yel hale esiyor.” s.43 Onun hayatı kısacası “umut ve umutsuzluk, sabır ve sabırsızlık, sevinç ve üzüntü içinde” çırpınarak geçmiştir. s.25