Başak Engin

Başak Engin
@kitapkediveben
Ekonomi Mezunu
Ankara
5 okur puanı
Mart 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Başak Engin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
2024 11. kitabı
Paul Auster
7.3/10 · 573 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
[..] Baumgartner da hayalet uzuv sendromu denilen o girift, o zorlu zihin-beden muammasını araştırmaya başladı. [..] Baumgartner'ın daha sonra öğrendiği üzere, kolunu ya da bacağını kesin olarak yitirenler kesik uzuvlarının hâlâ yerinde olduğunu hissetmeye yıllarca devam ediyor, hatta birden saplanan sızı, kaşıntı, istem dışı spazm hissediyor ve o uzuv dibine çökmüş ya da dayanılmaz acı verecek biçimde bükülmüş duygusunu yaşıyorlarmış. Baumgartner aslında sendromun biyolojik ve/veya nörolojik yorumlarından çok, bir insanı yitirmenin ve onun acısını duymanın metaforu olup olamayacağıyla ilgilense de, her zamanki titizliğiyle bu konudaki tıbbi literatürü elden geçirdi.[...] O sendrom, on yıl önce Anna'nın beklenmedik ölümünden bu yana Baumgartner'ın arayıp durduğu mecazi tanımdı; tanrıların, gençliğinin en canlı dönemini yaşayan karısını ondan çalmaya karar verdikleri 2008 Ağustos'undaki o sıcak, rüzgârlı öğleden sonra olanları tanımlayabilen en inandırıcı, en ilginç eğretilemeydi; o olay olduğu anda Baumgartner'ın da kolları ve bacakları koptu, bu saldırıdan kafasının ve yüreğinin nasibini almamasının tek nedeni de kıs kıs gülen o sapık tanrıların Baumgartner'a karısı olmadan yaşamı sürdürme gibi kuşkulu bir hak bahşetmiş olmasıydı. O artık dalları kopmuş bir kök kalıntısı, kendisini bütünleyenin yarısını yitirmiş yarım bir insan ve kopan kollarıyla bacakları hâlâ yerinde duruyor, hâlâ acı veriyor, kimi zaman gövdesi tutuşup kendisini oracıkta yakıp bitirecek duygusuyla acıyor canı.
Sayfa 29 - Can çağdaş·Kitabı okudu
"...Halk, kendi ruhu için fedakârlık eder ve etmeye de hazırdır, ama cinayet işlemek için değil, -diye ekledi. [...] Hayır onlarla tartışmam olanaksız, - diye düşündü, -üzerlerinde hiçbir şeyin işlemeyeceği bir zırh var, bense çırılçıplağım. Ağabeyini ve Katavasov'u inandırmanın olanaksız olduğunu görüyordu, ama onlarla uzlaşma olasılığını daha da az görüyordu. Onların savundukları şey, tam da Levin'i neredeyse mahveden aklın gururuydu. Onlarca insanın, bu arada ağabeyinin de, büyük kentlere gelen yüzlerce gönüllü palavracının kendilerine anlattıklarına dayanarak gazetelerle birlikte halkın iradesini ve düşüncesini, intikam ve cinayet şeklinde belirtilen bir düşünceyi ifade ettiklerini söyleme hakkına sahip olduklarını kabul edemezdi Levin. Bunu kabul edemezdi, çünkü ne içinde yaşadığı halkta bu düşüncelerin ifadesini görüyordu, ne de bu düşünceleri kendi kafasında buluyordu. Asıl önemli neden ise halkla birlikte kendisinin de toplum yararının nerede olduğunu bilmemesi, bilememesi, toplum yararını sağlamanın ancak her insana açık olan iyilik yasasının çok sıkı bir şekilde yerine getirilmesiyle mümkün olabileceğini, bu yüzden insanın savaş isteyemeyeceğini ve hangi ortak amaçla olursa olsun savaş propagandası yapamayacağını kesinlikle biliyordu."
Sayfa 1053 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu