"...Halk, kendi ruhu için fedakârlık eder ve etmeye de hazırdır, ama cinayet işlemek için değil, -diye ekledi.
[...] Hayır onlarla tartışmam olanaksız, - diye düşündü, -üzerlerinde hiçbir şeyin işlemeyeceği bir zırh var, bense çırılçıplağım.
Ağabeyini ve Katavasov'u inandırmanın olanaksız olduğunu görüyordu, ama onlarla uzlaşma olasılığını daha da az görüyordu. Onların savundukları şey, tam da Levin'i neredeyse mahveden aklın gururuydu. Onlarca insanın, bu arada ağabeyinin de, büyük kentlere gelen yüzlerce gönüllü palavracının kendilerine anlattıklarına dayanarak gazetelerle birlikte halkın iradesini ve düşüncesini, intikam ve cinayet şeklinde belirtilen bir düşünceyi ifade ettiklerini söyleme hakkına sahip olduklarını kabul edemezdi Levin. Bunu kabul edemezdi, çünkü ne içinde yaşadığı halkta bu düşüncelerin ifadesini görüyordu, ne de bu düşünceleri kendi kafasında buluyordu. Asıl önemli neden ise halkla birlikte kendisinin de toplum yararının nerede olduğunu bilmemesi, bilememesi, toplum yararını sağlamanın ancak her insana açık olan iyilik yasasının çok sıkı bir şekilde yerine getirilmesiyle mümkün olabileceğini, bu yüzden insanın savaş isteyemeyeceğini ve hangi ortak amaçla olursa olsun savaş propagandası yapamayacağını kesinlikle biliyordu."