''Mürebbiyeleri onlara masal okurken çocuklarıyla oturdu. Masaldaki
prensesin, sarayının bütün odaları içinde, kapısı gümüş anahtarla
kilitlenmiş olan bir tanesine girmemesi gerekiyordu, ama o yine de girip
kendi felaketini hazırlıyordu. Kendi kaderi de böyle değil miydi, yasak
olan onu da baştan çıkarıp felakete sürüklememiş miydi? ''
Irene, varoluştaki bu ölçülülüğün hiçbir zaman dış kıstaslara vurulamayacağını,
aksine insanın içiyle ilişkisizliğinin bir yansıması olduğunu fark etmeksizin kendini bir şekilde bu rahatlık tarafından kandırılmış ve gerçek yaşamdan
uzaklaştırılmış hissediyordu.