Denizzz

Denizzz
@kitapmahzenim
Ars longa, vita brevis
Öğretmen
SDÜ
29 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·712 syf.··
2023 95. kitabı
Sanat eserleri ve sanatçılarla kurulan bağ, sanatçının hayatının ve iç dünyasının bir yansıması olarak sanat ve sanatın ölümsüzlük ve zamanla ilişkisi üzerine çok güzel bir roman Sahipler. 1986 yılında, İngiliz Edebiyatı bölümünde doktora yapmış bir araştırmacı, tezinin konusu şairle ilgili okumalar yaparken söz konusu şairin daha önce keşfedilmemiş mektuplarına denk gelir. Mektuplarda yazılanların peşine düşünce, yavaş yavaş aralanan sır perdesiyle, çok sevdiği ve yıllarca şiirleri, metinleri üzerine çalıştığı şairin hayatıyla ilgili büyük bir sırrı keşfetmeye başlar. Şairin hayatının bu karanlıkta kalan bölümünü günlükler, mektuplar, anı defterleri gibi farklı kaynaklar aracılığıyla aydınlatmaya çalışan karakterle beraber de 1850’ler İngiltere’sine gideriz ve roman iki koldan devam eder. Byatt, bir yandan yirminci yüzyılın sonlarına doğru akademide yaşanan çekişmeler, hırs, rekabet konularına da temas eden bir hikâye aktarırken diğer yandan da on dokuzuncu yüzyılın ortasında kurgusal bir şairin gizemli ilişkiler ağının düğümlerini çözdüğü ikinci hikâyeyi, ilmek ilmek ördüğü detaylarla okurun önüne seriyor. Her iki hikâye de gerek dil gerekse atmosfer olarak geçtikleri dönemin ruhunu gayet başarılı şekilde yansıtıyor. Yine her iki dönemin de karakteristik özellikleri ve sorunları arka plan olarak çok güzel işleniyor. Yazarın özellikle on dokuzuncu yüzyıldaki bilim ve dinin değişen rollerini ele alışı ile mektup ve günlük gibi birkaç farklı türde ilerlettiği hikayede gizemin dozunu ayarlayarak detayları zekice serpiştirmesi çok hoşuma gitti. Dil, anlatım ve üslubu ustalıklı kullanımı ise hayran olunmayacak gibi değil: Hem bir karakteri diğerinden ayıran, ona has dil ve üslup kullanıp, hem de iki karakterin zamanla birbirinden etkilenmelerini dil ve üsluplarına
SahiplerA. S. Byatt · Can Yayınları · 201635 okunma
Denizzz
Merhaba bu kitabı nereden aldınız acaba hiçbir sitede satışı yok
Reklam
Başlangıçta Eylem Vardı!
10/10
·653 syf.··
2020 79. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2020 15:47
YouTube kitap kanalımda hayatımda yarım bıraktığım ilk kitap olan Faust hakkında konuştum: ytbe.one/g0tV0SSIK2k 10 yıl önce hayatımda ilk kez yarım bıraktığım kitabı şimdi kendi okuma grubumda onlarca kişiyle birlikte tartışabilmenin verdiği dayanılmaz hafiflik... Goethe 14 yaşındayken buharlı makine icat edilmiş, 21 yaşındayken Hegel doğmuş, 40 yaşındayken Fransız İhtilali olmuş, 66 yaşındayken Waterloo Savaşı olmuş. Ben 26 yaşındayken ise hayatımın en önemli gündemi koronavirüs işte. Faust'u ben yazamazdım, hatta sadece ben değil, Goethe'den başka da kimse yazamazdı. Latince'de faustus mutlu olmaya yazgılı olmak demekti zaten. Şeytan onun ruhunu çalıp ona hüküm kurmak istese bile mutlu olmaya, Tanrı ile olmaya yazgılı bir insandı Faust. Sanayi Devrimi'nin insanları koşullandırdığı her şeyi bilme diktesinde olan bir çağda o da her şeyi bilmek isteyenlerden başka bir şey değildi. Bu konuda Goethe'nin bir fikri vardı. 26 yaşındayken bir toplantıda tanıştığı Weimar dükü, Goethe'ye, gel kardo burada takıl hem Faust'u bitirirsin hem de kitabın son şeklini burada alır dedi ama beklemediği bir şey oldu Goethe'nin, o da Weimar klasisizmi. Schiller'in de içinde bulunduğu Fırtına ve Coşku akımına nazaran Weimar klasisizmi, gestalt, gehalt ve inhalt adı verilen içerik, Yunan ilhamı ve estetik öncüllerinden oluşurdu. Yani Puşkin'in üç güvenilir kartı tutumluluk, ölçülülük ve çalışkanlık, Reich'in üç erdemi sevgi, çalışma ve bilgi, ilk mimarlık kuramcısı Vitruvius'un iyi bir mimari tasarım için belirlediği üç öncül fayda, kalıcılık ve güzellikti ya, işte Goethe'nin de kendisi için belirlediği muhteşem üçlü bunlardı. Zaten Goethe'nin sanat ülküsü, “İnsan hayatını, dünyayı, öteki alemleri, hatta ahireti de büyük tabiatın cüzleri olarak ele almak ve ahenkli bir bütünlük
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Sosyal Yayınları · 201316,9bin okunma
Denizzz
Faustu ben de okumayı düşünüyordum fakat hangi çeviri daha iyi bilemedim bu çeviriyi önerir misiniz bir de iclal cankorelin doğubatı yayınlarından çıkan çevirisi var o mu daha iyidir