Sena

Sena
@kitapnotlarii
2026 Ocak ayı itibarıyla okuma düzenimi takip etmek ve anlık notlarımı biriktirmek için burayı bir günlük gibi kullanıyorum.
sınıf öğretmeni
Lisans
Bursa
11 Temmuz 1999
14 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
İçimizdeki Hiç Değişmeyen "O" Kişi
Puan vermedi·325 syf.··
2026 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 13:09
- spoiler - Algernona Çiçekler'i bitirdiğimde zihnimde tek bir soru kaldı: Zekâ, bir insanın üzerine giyip çıkardığı bir kıyafet mi, yoksa hep orada olan bir oda mı? Kitapta beni en çok sarsan şey, Charlie’nin değişim süreci boyunca "diğer kendisini" hep bir yerlerden izliyor olmasıydı. Zekiyken camın ardındaki o masum, eski halini görüyordu; gerileme başladığında ise bu kez zeki olan yansımasıyla karşılaşıyordu. Bu bana şunu düşündürdü: Belki de insanın dâhi haliyle o "moron" denilen saf hali aslında aynı anda, aynı bedende yaşıyor. Zamanın ötesinde bir yerde, zekâmız ne olursa olsun özümüzdeki o kişi hiç değişmeden bizi izlemeye devam ediyor. Zekâ sadece bir ışık gibi; bazen çok parlayıp her yeri aydınlatıyor, bazen sönüp bizi karanlıkta bırakıyor ama o odadaki kişi hep aynı Charlie. Bu kitap sadece bir bilim kurgu değil, insanın kendi içindeki o hiç değişmeyen "saf çekirdekle" yüzleşme hikâyesi.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bülbüller Susmasın
Puan vermedi·355 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 00:48
Spoiler.. Harper Lee’nin kaleme aldığı Bülbülü Öldürmek, aslında sadece bir kurgu değil; adaletin, vicdanın ve büyümenin ne demek olduğunu hatırlatan bir başucu kitabı. Hikaye, 1930’ların Amerika’sında, güneyin küçük bir kasabasında geçiyor. Olayları, çocuk gözüyle, kitabın ana karakteri Scout Finch’in ağzından dinliyoruz. Bir çocuğun saflığıyla, yetişkinlerin dünyasındaki karmaşayı ve haksızlıkları keşfetmek oldukça etkileyici bir deneyim. Kitabın merkezinde, siyahilere karşı ön yargının tavan yaptığı bir dönemde, suçsuz bir adamı savunan avukat Atticus Finch var. Atticus, sadece mahkeme salonunda değil, çocuklarını yetiştirirken de duruşundan ödün vermeyen bir karakter. Onun rehberliğinde biz de doğru olanı yapmanın, herkesin "yok" dediği yerde "var" diyebilmenin bazen ne kadar zor ama ne kadar önemli olduğunu öğreniyoruz. Kitaba adını veren o meşhur ifadeye gelince: "Bülbülü öldürmek günahtır." Kitaptaki bir karakterin de dediği gibi, bülbüller sadece şarkı söylerler, kimseye zarar vermezler, bahçelerdeki bitkileri yemezler, sadece içimizi açarlar. Yani bülbül, "masumiyeti" temsil eder. Bir bülbülü öldürmek, yani masum birine zarar vermek, dünyadaki en büyük kötülüklerden biridir. Yazar, bu metafor üzerinden insanların kendi içindeki ön yargıların, aslında nasıl masumiyetleri yok ettiğini çok yalın bir dille anlatıyor. Özetle, bu kitap size sadece bir hukuk mücadelesini değil; insan olmanın sorumluluğunu, başkalarının ayakkabılarıyla yürümeyi ve vicdanlı kalmanın her şeyden daha değerli olduğunu öğretiyor. Bülbüllerin şarkısını susturmamak için önce anlamak, sonra da savunmak gerekir.
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Sel Yayınları · 201488,7bin okunma
Güzelliğin Lanet Olduğu Bir Dünya: Kadınlar Ormanı
Puan vermedi·200 syf.··
2026 8. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 14:01
- SPOİLER Bazı kitaplar bittiğinde insanı sadece üzmüyor, öfkelendiriyor da. Kadınlar Ormanı, Meksika’nın dağ köylerinde kız çocuğu olmanın nasıl bir "hayatta kalma savaşı" olduğunu anlatıyor. Ama bu savaş silahla değil, çirkinleşerek veriliyor. Anneler, kızları karteller tarafından kaçırılmasın diye onların saçlarını kesiyor, dişlerini boyuyor, yüzlerini çirkinleştiriyor. En acısı da, evlerin bahçesine kazılan o daracık çukurlar… Bir anne, evladını toprağın altına saklamak zorunda kalıyor ki yukarıdaki "canavarlar" onu görmesin. Kitabı okurken aklım sürekli Epstein olayına gitti. Mekanlar değişse de sistem aynı: Güçlülerin, zayıf ve savunmasız çocukları birer "mal" gibi görmesi, onları sömürmesi ve dünyanın buna sessiz kalması. Jennifer Clement hiç süslü laf etmeden, en yalın haliyle bu iğrenç düzeni yüzümüze çarpıyor. Kitapta geçen o sessiz çığlıklar, bugün dünyanın her yerinde, en lüks malikanelerden en fakir köylere kadar yankılanan o aynı karanlık ağın bir parçası aslında. Bu bir dram hikayesi değil, bir direnme hikayesi. Kızların o çukurlarda nefeslerini tutarak beklemesi, aslında insanlığın düştüğü o derin çukuru gösteriyor. Okurken boğazım düğümlendi ama bir o kadar da gözüm açıldı. Eğer gerçek bir yüzleşme arıyorsanız, bu kitaba mutlaka şans verin. Çünkü anlatılanlar sadece Meksika’nın değil, dünyanın en kirli ve en gizli gerçeği.
Kadınlar OrmanıJennifer Clement · ‎ Siren Yayınları · 20252,115 okunma
Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.
Puan vermedi·208 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 08:53
SPOİLER Kitabı okurken şunu hissediyorsunuz: Her insan aslında kendi hayatının bahçıvanıdır. Kimimiz çiçekler büyütürüz, kimimiz sadece otlar; ama günün sonunda hepimiz o toprağa döneriz. Gospodinov’un dili o kadar samimi ki, kendi babasıyla olan anılarını anlatırken aslında size kendi sevdiklerinizi ve kendi geçmişinizi hatırlatıyor. Kitap boyunca bitkilerin, tohumların ve toprağın diliyle hayatın geçiciliği anlatılıyor. Ölüm burada korkunç bir canavar değil, bir bahçenin mevsim değiştirmesi kadar doğal, hatta bazen biraz da şiirsel bir durak olarak karşımıza çıkıyor. Sonuç olarak bu roman, elinizde bir çiçek tutuyormuşsunuz gibi zarif ama ağırlığı olan bir eser. Eğer hayatın sonuyla nasıl barışılır, anılar bir bahçe gibi nasıl korunur merak ediyorsanız bu kitap tam size göre. Gospodinov, yine o eşsiz hayal gücüyle bizi zamanın içinde dolaştırırken, kalbimizin en hassas yerlerine dokunmayı başarıyor. Bir babanın mirasının sadece mal mülk değil, dikilen bir ağaç ya da anlatılan bir hikâye olduğunu çok güzel özetliyor.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Spoiler
Puan vermedi·303 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 09:30
R.F. Kuang’ın Sarı Yüz romanı, aslında hepimizin içindeki o sinsi kıskançlık duygusunu ve günümüzün acımasız sosyal medya düzenini bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Hikâye, başarılı ve ışıltılı bir hayatı olan Asyalı yazar Athena’nın tuhaf bir kaza sonucu ölümüyle başlıyor. Onun gölgesinde kalmış, başarısızlık hissiyle kavrulan arkadaşı June ise bu ölümü trajik bir fırsata çeviriyor. Athena’nın henüz kimsenin görmediği taslağını çalıp kendi adıyla yayımlatmasıyla başlayan süreç, sadece bir hırsızlık hikâyesi değil; bir insanın kendi yalanına inanma ve vicdanını susturma çabasının tüyler ürpertici bir dökümü haline geliyor. Kitabı okurken June’dan nefret etmemiz gerekirken, yazar bizi onun zihninin öyle derinlerine itiyor ki, bazen onun yaptığı hırsızlığı haklı çıkarma çabalarına kapılırken buluyoruz kendimizi. Bu durum, kitabın en etkileyici ve rahatsız edici tarafı. June, çaldığı taslağı "iyileştirdiğini" ve Athena’nın zaten bunu bitiremeyeceğini iddia ederek kendi suçunu meşrulaştırıyor. Ancak başarı gelip paralar yatınca, sosyal medyanın o devasa büyüteci üzerine dönüyor. Kitap, bir tweet ile birinin nasıl kahraman ilan edilip, ertesi gün aynı kitle tarafından nasıl linç edilerek yok edildiğini harika bir dille anlatıyor. İnternet dünyasının ikiyüzlülüğü, "iptal kültürü" ve herkesin bir başkasının açığını aradığı o gergin atmosfer romanın her sayfasına sinmiş durumda. Kuang, bu eserde sadece bir yazar hırsızlığını değil, aynı zamanda yayıncılık dünyasının kirli mutfağını da ifşa ediyor. "Kimin hikâyesini kim anlatabilir?" sorusunu sorarken, ırkçılık, kültürel hırsızlık ve kimlik üzerinden prim yapma çabalarını çok sert bir dille eleştiriyor. June’un daha "etnik" görünmek için ismini değiştirmesi ya da fotoğraflarında oynaması, modern dünyanın pazarlama uğruna neleri
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma