Spoiler içerir.
Talat ve Fitnat'in Aşkı
Allah'ım bir aşk bu kadar mı safiyane masumane yaşanır?İnsan aşkında bu kadar mı fani olur?Nasıl da tertemiz,nasılda içten, katıksız yaşanmış.Talat ve Fitnat daha gençliğinin ilk baharında birbirine aşık olmuş.Talat, Fitnat'ı daha yakından tanımak,onunla daha çok zaman geçirmek için kadın kılığına girerek Fitnat'in evine gider.Ve beraber mutluca zaman geçirirler.Ama bu arada kader ağlarını örmüştür.Fitnat'ın üvey babası onu babası yaşında,hiç görmediği bir adamla evlendirir.Fitnat Talat'a kavuşamadığı için intihar eder.Bu arada zorla evlendirildigi kocası, onun hiç görmediği öz babası olduğu ortaya çıkar.Fitnat'in ölmeden evvel haber göndermesi üzerine gelen Talat, Fitnat'i kanlar içerisinde görünce kaderinden ölür. -Hüzünlü bir aşk hikayesi-
Yazarın okuduğum ilk kitabı.
Osmanlı'nın son dönemlerinden başlayıp, Cumhuriyet'in ilk yıllarından ta 1970'lere kadar uzanan bir zaman diliminde yaşamış bir ailenin 3 kuşaklık hayat hikayesi konu ediliyor.Bitmek bilmeyen uzun uzun cümleler, karakterlerin iç seslerinin uzun uzadıya anlatılması kitabı oldukça sıkıcı hale getirmiş.Bir kitap 644 sayfa olurda hiç mi içinde bir heyecan,bir sürükleyicilik olmaz.Yoktu da.Yarım bırakmamak için kendimi zorladığım bir kitap oldu.Herhalde beni en çok bunaltan kısmı romanın içinde güçlü bir karakter olmayışı.3 dönemde anlatılan karakterler hayatın anlamını sorgulayan Ne için yaşıyorum? Ne yapmalı? gibi soruları sık sık kendine sorması ama buna rağmen bir ideale sahip olamaması cok tuhaf.Geleceğe dair hayalleri, umutları olmayan,yaşamaktan zevk almayan karakterler olarak karşıma çıktı.(Cevdet Bey'i muaf tutmak gerek zira o kısmende olsa hayallerini gerceklestirebilmiş.)
Kitabı okuduğumda herhalde Josef K. karmakarışık, absürt bir kabus görüyor ve kitabın sonlarına doğru bu kabustan uyanıp "-oh be neyse ki rüyaymış" diyeceğini sandim.Ama öyle değilmiş.
Josef K. bir sabah uyandığında evinde -hiç tanımadığı insanlar tarafindan- kendisine bir dava açıldığını ve tutukluluk süresinin başladığını öğreniyor.İşin garip kısmı tutuklu olduğu halde özgür bir birey gibi işine gidip, hayatına devam ediyor. Karşılaştığı herkes onun davalı olduğunu biliyor ama o kendisinin ne için dava edildiğini bilmiyor. 1 yıl boyunca suçunu anlamak için çırpınıyor ama kimse ona bir bilgi vermiyor.Ve sonunda kendi tabiri ile -bir köpek gibi- öldürülüyor.
Franz Kafka içinde bulunduğu zaman dilimindeki -ki bu zaman dilimini Albert Camus korku çağı diye nitelemiş - adalet sistemini alışılmışın dışında bir anlatımla sorguluyor.
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
Genç bir yazarın açlık ve yoklukla olan imtihani... Yazar kitapta kahramanın içinde bulunduğu psikoloji ve duygu durumunu o kadar net ve detaylı anlatmış ki açlığı ve yoksulluğu iliklerime kadar hissettim.
Bilge bir Şahsın 12 yıldır yaşadığı kentten ayrılırken farklı statüküdeki insanlara yaşama dair kulağa küpe olacak türden verdiği öğütlerden oluşan ders niteliğinde bir kitap.
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,2bin okunma