Kitabı okumaya başladığımda kitabın konusuyla alakalı net bir bilgiye sahip değildim. Olabildiğince gelecek ipuçlarından kendimi korudum bu kitapla ilgili. Ancak herkesin beğenmesi beklentimi baya artırmıştı.
Okumaya başladığımda gidişat insanların hayvanlara zulmü gibi başladı. Içten içe acıdığım hayvanlara kitabın sonunda üzülmediğimi farkettim. Özellikle de domuzlara. Burada konu hayvanlar değil, hırstı. Bilmiyorum psikolojide bu şekilde yazılan olaylara ne diyorlar ama yazar insanlar üzerindeki psikolojiyi hayvanlar üzerinde inanılmaz anlatmış. Hem onların yapabilecekleri seviyeye indirgemiş kafanız o konuyla meşgul olmuyor ve direk verilen mesajı görüyorsunuz. Benzemek o kadar güzel yer değiştirmişki kitapta kendimi okurken sık sık utanarak buldum. Hepimiz aynı hırsların kurbanı olup yapmam dediğimiz şeyleri çabucak yaptığımız anlarda buluyoruz kendimizi. Sadece cok okuyan ve çok düşünenler bu hataya düşmüyor. Mutlaka okuyun eğer benim gibi hala bekletiyorsanız. Inanın hemen okunan bir klasik...Kitaplarla ve kalmanız dileğiyle...
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,4bin okunma
İçeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.
"Bir gün ambarın anahtarı kaybolunca, bütün çiftlik Snowball’un anahtarı kuyuya attığı söylentisine inandı. İşin garibi, kaybolan anahtar un çuvalının altından çıktığında bile, hayvanlar bu söylentiye inanmaktan vazgeçmediler."