“Bir yabancıydı o evde… Etten, kemikten, candan bir yabancı. Ne yapsa yaranamaz, ne söylese kabul görmezdi. Oysa yalnızca sevilmek, bir parça değer görmek istiyordu.”
“Kendini memlekette Allah’ın gölgesi görenler nerede hani? Ne oldu? Yerinde yeller esmiyor mu?”
“Evet ama…”
“Eveti meveti yok. Halk böyle şeyleri pek mühimsemez. Baştakiler neye karar verirlerse halk onu benimser. Halkın istediği, her şeyden evvel ekmektir… Fes, kalpak… Bunlar sanki bizim millî başlıklarımız mı idi?”
“Okul saatleri kısaltıldı, disiplin gevşetildi; felsefe, tarih ve dil dersleri iptal edildi. İngilizce ve imla dersleri giderek ihmal edildi, sonunda da nerdeyse boşlandı.”
-Bir miktar spoiler içerebilir.-
Yakmak… İtfaiyecilerin temel görevi artık… Kitabın adı da kağıdın yanma derecesinden geliyor. 451 fahrenheit.
Bir distopya-bilimkurgu örneği. Daha çok bir distopya.
Guy Montag bir itfaiyecidir ve kitap bulunduran evlere gidip kitapları yakmaktadır. Bir süre sonra kendisinin de kitapları merak edip biriktirdiği ortaya çıkar…
Konu olarak güzel ama anlatım olarak sınıfta kaldı. Okurken çok sıkıldım, bi 10 sayfa kadar güzel tespitlere yer vermiş. Kitaplardaki sansürlere göndermeleri güzeldi. Onun dışında sürekli bir bilimkurgu betimlemeleri, konudan konuya atlamalar… Bittiğine şükrettim desem yeridir. Maalesef sevemedim.
“Okul saatleri kısaltıldı, disiplin gevşetildi; felsefe, tarih ve dil dersleri iptal edildi. İngilizce ve imla dersleri giderek ihmal edildi, sonunda da nerdeyse boşlandı.” sf. 76